Hayret Türkiye

Devamını Oku…

Allah’ın yarattığı insanın gönlünü, kalbini kırmak ne büyük gaflettir…

Devamını Oku…
06 Kasım 2017 - 1:07 'de eklendi ve 734 kez görüntülendi.


Eski bir zaman da saf ve temiz bir adam varmış bu adamın insanlara güveni tammış kim ne derse desin hemen inanır ve güvenirmiş. Tek hayali ise insanlara faydalı işler yapıp, Allah’ın rızasını kazanmakmış. Fakat bazı saygısız ve kimseye faydası olmayan insanlar bu adamla uğraşırlarmış, onun saflığından ve temizliğinden faydalanıp kötü şakalar yaparlarmış.

Sonra bir gün bu adamın köyünde bir kafile umre ziyareti yapmak için hazırlığa başlamışlar. Bu adam da o kafileye katılmak istediğini söylemiş, onlarda kabul etmişler. Fakat içlerinden bazılarının niyeti iyi değilmiş, adamcağızla alay ederiz, zaman geçer diye düşünmüşler.

Uzun ve yorucu yolcuklukta ufak tefek takılmalar olsa da umre yolcuları birbirleriyle iyi geçinmişler fakat içlerinden birinin aklına öyle bir şaka gelmiş ki bu şakayı umreden sonra yapayım demiş, arkadaşına hatırlat kağıt ve kalem alalım, aklıma çok iyi bir fikir geldi çok eğleneceğiz demiş.

Nihayet Kabe’ye varmışlar, bizim temiz ve saf adamımız sevinç ve coşkuyla ibadetlerini yerine getirmeye koşmuş. Sonra 10 gün kadar bir süreyi ibadet ve taat ile geçirmişler.
Şimdi sırada Resullulah’ın (sav) kabrini ziyaret vakti gelmiş. Medine’ye gitmek için yola koyulmuşlar iken. İçlerinden biri çantasından kağıtları çıkarmış ve diğerlerine dağıtmış. Aman bir şey demeyin müthiş bir oyun hazırladım demiş.
Sonra arkadaşları sormuş, ne oluyor çabuk anlat?
“Birazdan bizim saf gelecek ve ellerimizdeki kağıtların ne olduğunu soracak bizde ibadetimiz kabul oldu bize berat geldi diyeceğiz. Tabi onda olmadığın için bizim saf şekilden şekle girecek.” demiş ve gülmüş muzır adam.
Şakayı duyan diğerleri böyle şaka mı olur demişler ve kağıtları yere atıp uzaklaşmışlar.

Bizim muzır adam ve iki arkadaşı kalmış. Sonra saf adam gelmiş ve
“Ey kıymetli arkadaşlarım, o ellerinizde öpüp kokladığınız kağıtlar nedir” diye sormuş.
“İbadetimiz kabul oldu bunun için bize bu güzel kağıtlar verildi. Yoksa sana verilmedi mi?” Demişler.
Adam beyninden vurulmuşa dönmüş, üzüntüden ne yapacağını şaşırmıştı. Sonra yüzünü Kabe’ye çevirdi ve Rabbim, Rabbim diye ağlayarak koşmaya başladı. Arkasından da kıymetsiz arkadaşları… Şaka dur diye seslendiler fakat adamcağız duyar mı hiç…

Sonra Kabe’ye vardılar adam hem ağlıyor hem de dua ediyordu, arkasında da bizimkiler, onlar da koşup gelmişlerdi peşinden.



Adamcağızın gönlü yanmıştı, hem de nasıl yanmıştı? Nil nehri gönlüne aksa söndüremezdi bgelki de. Düşüyor, kalkıyor ve ağlıyordu. Beytullah’a kavuşmuştu.
Öyle bir sarılmıştı ki gözyaşlarını Kâbe’nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini, gönlünü ve duasını âlemlerin Rabbi olan ALLAH’a bağlamış haykırıyordu:

-“Ey yüce ALLAH’ım! Ey benim güzel Rabbim!
Niye benim beraatımı göndermedin, ne kusur ettiysem, beni affet…
Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur ALLAH’ım, beratımı ver!”
Adam uzun bir süre böyle ağlıyordu kendine bir türlü gelemiyordu taaki o bölgenin en büyük alimlerinden olan bir zat, adamın omzuna dokunana kadar. Alim zatın dokunmasıyla, saf adamın ağlaması kesildi ve döndü, adamın yüzüne bir umutla bakıyordu. Arkadaşları kızdılar gördün mü senin yüzünden dışarı atılacağız bir dinlemedin bizi. Hemen kendini harap ettin…

Alim zat, siz dördünüz dedi, benimle gelin. Ne olduğunu anlamamışlardı, galiba bizi buradan atıyorlar diye düşündüler. Fakat saf adam bir şeyler olduğunun farkındaydı. Bütün ağlaması, sızlanması kesildi.

Alim, siz dedi, siz dördünüz. İsimlerinizi söyleyin. Söylediler, hem alim zat hemde bu dört kişi çok şaşkındı. Ne oluyor dediler, adam anlatmaya başladı,

Öğle uykusuna yatmıştım ki çok dehşetli bir rüya gördüm, dört kişi için özel bir not hazırlamam istendi. 2 kişiye aynı 2 kişiye ayrı not.

Muzırlık yapan arkadaşlarına engel olmayan o 2 kişiye aynı kağıt, muzır adama ayrı kağıt ve saf adama ayrı bir kağıt verdi alim zat.
Heyecan ve şaşkınlıkta kağıtları açtılar ve okumaya başladılar.

Saf adamın kağıdında “Beratın hayırlı olsun” yazıyordu.
Diğer ikisi açtılar ve orada, Hayrının yarısını boşa attın yazıyordu.
Muzır adamda ise Hayrının tamamını boşa attın yazıyordu.

Bizim saf adam sevinçten ağlarken diğerleri de yaptıkları hata yüzünden ağlıyorlardı.

Mesel olan bu hikayeyi özetleyen en güzel söz ise şuydu,

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil.

Yunus Emre



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER