Hayret Türkiye

Yılmaz yeni liseye başlamış bir geçti…

Yılmaz liseye başlamış, yeni yetişen genç bir delikanlıdır.

Yılmaz yeni liseye başlamış bir geçti…
17 Eylül 2018 - 19:37 'de eklendi ve 65 kez görüntülendi.


Yılmaz liseye başlamış, yeni yetişen genç bir delikanlıdır. Aklını ne derslerine ne de okuluna hiç mi hiç vermeyen, anne ve babasını endişeyle peşinden koşturan biraz haylaz bir çocuktur.

Bir gün okul dönüşü evdeki posta kutusundan aldığı mektubun hayatını değiştireceğini hiç kimse tahmin bile etmezdi.

Kendi ismine gelmiş bir zarfın içinde, çiçekli bir kağıt ve üzerinde şu satırlar yazılıydı: “Merhaba Yılmaz. ben seni uzaktan uzağa seven bir genç kızım.

En büyük hayalim ileride seninle evlenebilmek, beni görünce beğeneceğinden de adım gibi eminim. Bu arada adım Meliha. Ancak yaşlarımız çok küçük olduğu için birkaç sene beklememiz gerekecek.

Bu süre zarfında mektuplarımızla birbirimizi çok daha iyi tanıyıp seveceğimizi umuyorum. Mutaassıp bir ailem var o sebeple yalnız yada çok sık dışarı çıkamıyorum.

Sadece gerekince evin ihtiyaçları için kısa süreliğine dışarı çıkıyorum, vaktimin çoğunu evde geçiriyorum. Eğer istersen verdiğim posta kutusuna mektup yazıp gönderebilirsin.



Eğer karşılık verirsen çok mutlu olurum heyecanla bekliyorum.” Artık haftada bir iki kez hacı yolu bekler gibi mektuplar gidip gelmeye başlamıştı.

Yılmaz’ın her mektupta bu tanımadığı kıza karşı ilgisi sevgisi artıyordu. Her mektup sanki Yılmaz’ı farklı şekilde yönlendirmeye başlamıştı. “Yılmaz ne kadar kötü bir yazın var ilkokul 1 gibi”,

Yılmaz günlerce yazısını daha düzgün hale getirmek için defterler dolusu alıştırma yapar. “Yılmaz çok kısa yazıyorsun, biraz daha uzun yazabilir misin, bana okulunu derslerini neler öğrendiğini anlatabilirsin, tek tesellim senden gelen mektuplar”

Yılmaz artık dışarı çıkmaz akşamları odasına çekilir kendini beğendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, mektuplar yazar, her gün neler yaptığını okulu dersleri uzun uzadıya yazarak anlatmaya başlar.

Meraklı bir kız olan Meliha değişik farklı sorular da sormaya başlamıştır. ” Ben büyüyünce önce Türkiye’yi gezmek istiyorum. Mesela Van Gölünü çok görmek isterim, oraya nasıl gidilir, giderken nerelerden geçilir, oralardaki insanlar nasıldır, neler yaparlar nasıl yaşarlar.

Bir de İtalya’yı merak ediyorum.” Bazen de o kitabı okudun mu, bu kitabı okudun mu? Diye sorar. Yılmaz’da küçük düşmemek adına bir gecede kitap okuyup bitirmeye, coğrafya, edebiyat ders kitaplarından onun merak ettiği bilgileri azami gayretle öğrenip mektuplarında yazmaya devam eder.

Bir mektubunda ona şöyle yazmıştı “Seninle muhakkak görüşmeye karar vermiştim. Geçen okul dönüşünde yolunu bekledim. Kusura bakma ama üstün başın çok fena dağınık halde ayakkabıların çamur içindeydi.

Bunu görünce seni mahcup etmekten korkarak yanınıza gelemedim” Yılmaz o durumunu hatırladı ve fena halde utanıp üzüldü. O günden sonra da giyimine dikkat etmeye başladı.
Okul sezonu sonunda Yılmaz inanılmaz bir çocuk olmuştu.

O haylaz tembel çocuk gitmiş yerine, sınıfın öğretmenlerin gözdesi başarılı bir öğrenci gelmişti. Lakin anneler her zaman endişelidir.Bir akşam, babasına ” Oğlumuzun durumu ne olacak? diye sorar, baba ise gelişmelerden gayet memnun evladını yakından takip etmektedir.

“Ne için endişelendiğini anlamadım, bak çalışkan bir öğrenci oldu, okulda herkes memnun, üstbaş perişan eve gelir okul ders takmazdı, bak şimdi odası bile pırıl pırıl, geceleri de dışarı çıkmıyor, iyi değil mi?”, anne cevap verir

“Bilmiyorum ama geçen odasında bir sürü mektup buldum oğlumuza bir kız musallat olmuş adı Meliha” deyince baba gülmeye başlar.

Sesini alçaltarak: “Korkma Hanım, mektuplarını yazan Meliha benim. Oğlandaki haylazlık arttıkça artıyordu. Biliyorsun bütün gayretimize rağmen bir türlü akıllanmıyordu.

Ne okuldaki öğretmenler, ne de biz başa çıkamıyorduk. Nihayet bir arkadaşım tavsiye etti, bu çare sayesinde dersleri çok iyi hale geldi, seneye sınıf birincisi olacağından eminim.”

Anne şok geçirir “delirdin mi be adam, ne zamana kadar sürdüreceksin bunu, hiç düşünmedin mi çocuğun psikolojisi ne olur, bunu nasıl açıklarsın ona, bir daha sana güvenir mi, hadi ayıkla pirincin taşını,

hiç mi bunlar aklına gelmedi?” der ve çocuğa ders verelim derken ne yapacaklarını bilmez bir halde profesyonel yardım almak zorunda kalırlar. Atlatırlar ancak çocuğun babasıyla arası hiç bir zaman eskisi gibi olmaz, ömür boyu kapanmayan bir yara kalır.



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER