Hayret Türkiye

Devamını Oku…

Vaktiyle sahtekârın önde gideni bir adam varmış ama öyle böyle değil.

Devamını Oku…
06 Şubat 2018 - 13:33 'de eklendi ve 2001 kez görüntülendi.


Vaktiyle sahtekârın önde gideni bir adam varmış ama öyle böyle değil. Yeri yurdu olmayan bu adam, diyar diyar gezer, gittiği yerdeki ahalinin zaaflarına öğrenip onları en âlâsından dolandırırmış.

Kimi yerde vezir, kimi yerde hekim yani ne lazımsa o olurmuş. Yolunun düştüğü türkmen köyüne girmeden önce köyün dışında konaklayıp, yamağını göndermiş git köyün durumunu öğren diye. Bir zaman sonra yamak döner ağam bu köylü zengin ama çok saf şeyh, hoca dedin mi akan sular duruyor.

Adam hemen planlarını yapar. Cübbeli, sarıklı bir şıh kılığına girer, köye doğru ilerlerken yamak önden koşup bağıra bağıra köye duyurur, büyük şıh buralardan geçerken köye misafir oldu diye. Duyan ahali toplanır şıhı misafir etmek için adeta yarışa girerler. Nihayet Türkmen köyünde evin birine şıh misafir olur,

Ev sahibi misafiri ağırlar köylüde evde toplanır. Köylülerle birlikte odaya alırlar, köylüler ne keramet edecek diye ağzının içine bakarken, ev sahibi şıhım hayırdır sebeb-i ziyaretiniz diye sorar şıh “uzak yoldan direk bu köye geldiğini rüyasında kendisine yolcular için bir konaklama yeri yapması için fazla dolaşmadan bu köye gitmem, buradan toplanan hayırların yetip artacağı bildirildi” derken arada bir irkilir gibi yapıp “Hoşt” diyordu.

Köylüler bunun bir keramet olduğunu sanırlar ama ne kerameti olduğunu anlayamadıklarından merakla sorarlar: “Ya şıh hazretleri nedir o arada hoşt dediğin?..” Şıh: “Bir köpek Kabe’nin duvarına bevletmeye niyetleniyor, onu görüyorum da, hoşt diye kovalıyorum…”

Köylüler bu duyunca Şıha bir olan inançları bin olur, daha bir itikatla bağlanırlar. Evin hanımı da bütün bu olanları, kapının eşiğinden dinlemektedir. Başka bir köyden buraya gelin gelmiş olan bu kadının babası büyük bir alim olduğundan kızına bütün bildiklerini öğretmiş.



Kadının babası ölmüş ve ailecek zor durumda kaldıklarından ilk uygun kısmet ile evlenmiş. Çoluk çocuk derken de bu bilgin yönünü pek kimseye göstermeye fırsat bulamamış. Alim kadın, böyle şıh da olmaz keramette bu adam sahtekardır dese, biliyor ki kimse itibar etmez, “sen nereden bileceksin ki” derler meseleyi kapatırlar diye endişe etmiş.

Sonra da aklına bir fikir gelmiş, sofrayı hazırlamış ve getirmiş herkesin önüne konulan tabakların içinde pilav ve üzerinde mis gibi kokan kızarmış etler vardır. Şıhın tabağında ise sadece pilav vardır

Şıh bir süre etsiz tabağa baktıktan sonra, kapıda sofrayı kurmaya devam eden evin hanımına ; “Bunun bir sebebi var mıdır ey hatun, benim tabağımda et niye yok,?” diye sorar.

Hanım şıha yaklaşıp önündeki tepsiye tabağı ters çevirir. Onun etlerini pilavın altına koymuştur. Pilavın altında etlerin gözükmesiyle hanım ağa elindeki kepçeyi şıhın kafasına indirdiği gibi; “Tabağındaki eti görmedin de, Kabe’deki iti mi gördün?”



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER