Hayret Türkiye

Devamını Oku…

İstanbul’un Topkapı semtinde sur dışında Topkapı Şehir Parkı dahilinde Arakiyeci (Takkeci) İbrahim Ağa Camii olarak bilinen…

Devamını Oku…
27 Kasım 2017 - 4:04 'de eklendi ve 566 kez görüntülendi.


İstanbul’un Topkapı semtinde sur dışında Topkapı Şehir Parkı dahilinde Arakiyeci (Takkeci) İbrahim Ağa Camii olarak bilinen harika bir camii bulunmaktadır.Kitabesinde belirtildiği üzere bânisi İbrahim Çavuştur ve inşa tarihi 1591-92 yıllarıdır.

Takkeci İbrahim Ağa’nın bu camiyi yaptırma hikâyesi de oldukça ilgi çekicidir: İbrahim Ağa engin bir tevazu ve tevekkül içinde takke yaparak geçinen kanaatli bir adamdı. En büyük arzusu ise bir camii yaptırmaktı.

Onun bu isteğini bilen arkadaşları bazen ona takılır: – İbrahim Efendi, daha ekmeğini zor kazanıyorsun camiyi neyle yaptıracaksın derlermiş. Fakat Takkeci İbrahim Efendi hiçbir zaman ümidini yitirmez, devamlı dua edermiş:

– Umulur ki derya tutuşa, dermiş. İçinde beslediği cami yaptırma arzusunu hiçbir zaman kaybetmemiş. Bir gece rüyasında: – Bağdat’a git, Köprünün karşısında hurma ağacının altındaki asmada senin üç üzüm tanesi kısmetin vardır, onu al ye! Diyen bir zat görür.

Üç üzüm tanesi için aylarca sürecek meşakkatli ve tehlikeli bir yolculuk gözü alınabilir miydi? Bunun için İbrahim Ağa önceleri rüyasına pek ehemmiyet vermez. Fakat ertesi gece ve bir ertesi gece rüyası tekrarlanır.

– Bağdad’a git, üç üzüm tanesi kısmetini al! Bunun üzerine İbrahim Ağa hazırlanır ve aylardan sonra Bağdat’a varır. Medinet’üs-selam Köprüsü’nün karşısındaki bir aşçı dükkanın peykesine oturur. Gözüne hurma ağacına sarılmış bir asma ilişir.



Kalkar dükkan sahibinden müsade isteyip olgun bir salkımdan üç tane kopararak ağzına atar. Bu sırada yanına gelen dükkan sahibi; – Arkadaş, der! Bağdad’a nereden geldin, nereye gidiyorsun? İbrahim Ağa rüyasını anlatarak üç üzüm tanesi kısmeti varmış onu aldım şimdi geri gidiyorum der,

Dükkancı; Be birader sen üç üzüm tanesi için İstanbul’dan Bağdat’a gelmişsin,ben üç seneden beri rüya görürüm ve bana İstanbul’da Topkapı dışında bir Takkecinin kömürlüğünün altında üç küp altın var. Git, aç, al derler de yine ehemmiyet vermem. der İbrahim Ağa’nın gözünde sevinç şimşekleri çakar.

Tarif edilen yer kendi kömürlüğünün ta kendisidir. Hemen ertesi gün yola çıkar ve İstanbul’a gelir. Kömürlüğü kazar, silme dolu üç küp altını bulur ve camiyi yaptırır.İşte hikaye böyle… 16.yy. mimari eseri olan bu yer; Cami, mektep, kuyu ve sebilden meydana gelmiştir.

Taş levha ve iri dikmelerle inşa edilmiş bir duvarla çevrelenmiş, üç kapılı geniş bir avlu içindedir. Kubbesi ahşaptır. Eteklerini altın yaldızlı salkımlar süslemektedir. 16.yy.’ın en güzel İznik işi örnekleriyle pencerelerin kemer tepelerine kadar bütün duvarlar çiniyle kaplanmıştır.

Ayrıca ahşap üstü kalem işleri caminin girişini süslemektedir.Bir kısım araştırmacılar bu caminin Mimar Sinan’ın eseri olduğunu söylese de kapının üstündeki on iki mısralık kitabede yazılana göre cami Mimar Sinan öldükten tam dört sene sonra yapılmıştır.

Bu hikayeyi okuyanlar, “Nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmayan Rabbimize hamdolsun.” demişler… Okuduğunuz için teşekkürler.



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER