Hayret Türkiye

Devamını Oku…

Hayatını öğretmenliğe ve yazılarına ayıran Ömer Seyfettin, 35 yıllık kısa ömründe Türk edebiyatına bir çok eserler kazandırmıştır.

Devamını Oku…
10 Aralık 2017 - 10:16 'de eklendi ve 296 kez görüntülendi.


Hayatını öğretmenliğe ve yazılarına ayıran Ömer Seyfettin, 35 yıllık kısa ömründe Türk edebiyatına bir çok eserler kazandırmıştır.

Ölümünden yıllar sonra ise Ömer Seyfettin’in naaşının sahipsiz kalındığı ve tıbbiye öğrencilerinin derslerinde kullanılmak üzere bir kadavra haline getirildiği söylendi.

Peki gerçekten de büyük yazar, öldükten sonra bile huzura kavuşamamış mıydı? Ömer Seyfettin’in cenazesini kimsenin sahiplenmediği ve bu yüzden cesedinin bir kadavra olarak kullanıldığı söylemi,ölümünden sonra yayınlanan otopsi fotoğrafıyla meydana getirilmiştir.

Hatta bu söylemin savunucuları abartılardan hiç geri durmayarak, Ömer Seyfettin’in kafasının kesildiğini, bütün vücudunun delik- deşik edildiğini bile iddia etmişlerdir. Bu iddiaların tek kaynağı ise bu fotoğraftı.

Esasında olan şey ise, Ömer Seyfettin’in vefatından sonra bedenine otopsi yapılmasıydı. Bu fotoğraf da adı geçen bu otopsi esnasında çekilmiş bir kareden ibaretti. Otopsi sonucunda ise Ömer Seyfettin’in şeker hastası olduğu ve hastaneye yatmadan evvel beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştı.

Netice itibarıyla o zamanın tıbbî yetersizlikleri ve imkansızlıkları dolayısıyla bu mühim edebiyatçı genç yaşında hayata veda etmişti. 1917 yılına gelindiğinde amansız bir rahatsızlığa tutuldu. Doktorlar bu hastalığı bir türlü teşhis edemiyorlardı ve elden hiçbir şey gelmiyordu. Genç yazar hızla ölümün soğuk kollarına doğru kayıyordu.



Fakat bu rahatsızlık sırasında bile Ömer Seyfettin yazılarını ihmal etmedi, birçok hikaye yazdı, aynı zamanda öğretmenliği de sürdürüyordu. Doktorlar bol bol meyve yemesini, üzüm hoşafı içmesini tavsiye ediyorlardı.

Oysa Ömer Seyfettin şeker hastasıydı, fakat o günün tıbbî şartları bunu anlamaya yetmemişti. Ömer Seyfettin’in rahatsızlığı 1917-1920 tarihleri arasındaki 3 yıl boyunca gittikçe ilerlemişti.

Nitekim 1920 senesinin 25 Şubat’ında, yazarın hastalığı hat safhaya ulaşmıştı. 4 Mart günü Ömer Seyfettin, Haydarpaşa Hastanesine kaldırıldı. Buradaki 2 günlük yaşam mücadelesi sonucunda 6 Mart 1920 günü, Ömer Seyfettin daha 35 yaşında iken hayata gözlerini yumdu.

Pankreasta bulunan ve kan şekerini düzenleyen insülinin tedavi edici özelliği 1922’de ilk defa bir insanda tedavi edici olarak kullanıldı ve hızla yaygınlaştı,Bulan bilim adamları 1923’te Nobel ödülü kazandı.

Ne yazık ki Ömer Seyfettin bu döneme yetişememiştir. Ömer Seyfettin’in ilk defa Osmanlı Türkçesi ile yazdığı kısa hikayeler,

Cumhuriyet devrinde Latin harflerinin kabulü sonrasında, en yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem tarafından titizlikle Latin alfabesine çevrilerek yayınlanmıştır.



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER