Hayret Türkiye

Devamını Oku…

Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra; “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz” dedi…

Devamını Oku…
28 Şubat 2018 - 10:17 'de eklendi ve 184 kez görüntülendi.


ASLA ÇOK GEÇ DEMEYİN: Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra; “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz” dedi…

Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el arkamdan koluma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu…

“Ben Rose” dedi..“Benim adım Rose, yakışıklı.. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.Güldüm.. “Tabii” dedim. “Hadi sarıl bana..” Öyle sımsıkı sarıldı ki “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin” diye şaka yaptım. Minik bir kahkaha ile yanıtladı:

“Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..” Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik.

Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestre boyunca Rose kampüsün gülü oldu.

Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu.. Sömestre sonu balosuna davet ettik konuşma yapması için.. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı.



Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Biraz şaşkın, biraz da utanmış vaziyette mikrofona doğru eğildi. “Ne kadar beceriksizim, değil mi?

Özür dilerim.. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye o kadar kendime telkinde bulundum ama sonucu görüyorsunuz.. şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil..

Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?..” Bizi tatlı tatlı güldürerek konuşmasına başladı:

“Yaşlandığımız için, evlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Evlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız.

Genç kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın küçük sırları vardır. Çevrenize daima gülümsemek ve yaşamınıza katacak mizah bulmak. Bir rüyanız olmalı mutlaka.. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.

Etrafımızda dolaşan pek çok kişi ölü gibi aslında ve bundan kendilerinin bile haberi yok. Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.

Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz.

Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur.

Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.

Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz, hayattan korkan insanlar, pişman olanlardır. Pişman olmaktan korktukları için de hiçbir şey yapmazlar.”

Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi rektörün özel izni ile tekrar başlamış ve bitirmişti.

Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, evinde, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.

“Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını” hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu.. Onun yaşam felsefesi aslında bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı: “Çok geç diye bir zaman yoktur”



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER