Hayret Türkiye

Devamını Oku…

Kendimi bildim bileli dar ve karanlık mekanlarda patlayacak gibi olur, nefesim daralır, böyle yerlere dayanamazdım.

Devamını Oku…
16 Mart 2018 - 9:15 'de eklendi ve 49 kez görüntülendi.


Geçti Artık Geçti: Kendimi bildim bileli dar ve karanlık mekanlarda patlayacak gibi olur, nefesim daralır, böyle yerlere dayanamazdım. Sonra bunun psikolojik bir rahatsızlık ve bilinçaltı olduğunu öğrenmiş ama bu illetten bir türlü kurtulamamıştım.

Oysa ki dar mekanlara, istesem de istemesem de şimdi girecektim. “Genç gitti ya, ne çok yapacağı vardı herşeyi yarım kaldı” diyorlardı. Kefenlenmiş haldeyim bir tabutun içinde, yüzüm örtülü ama herkesi net bir şekilde görüyorum, hemde duyuyorum.

Aslında ne kadar da çok işim yarım kalmıştı. Mesela oğluma iyi bir iş yeri açacaktım, sonra evlendirip torun sahibi olacaktım. Daha arabanın evin taksitleri vardı. Kız okulu bitirip meslek sahibi olacak, onunda mürüvvetini görecektim.

Emekli olup bir yazlık alıp sahile yerleşecektik. Çok yakınımızda olmasına ve her gün 5 defa davet edilmeme rağmen bir türlü vakit bulup gidememiştim.

Ama her zaman söylediğim gibi 50 yaşına gelince namaza başlayacak ve herkesin şikayet ettiği kötü alışkanlıklarımın hepsini terk edecektim. Evet evet, şu kaza olmasaydı, ileride ne iyi bir insan olacaktım.

Yarıda kalan işlerimi arka arkaya sıralarken, kulaklarımı çınlatan bir sesle irkildim Sanki hoparlörden gelen bir ses gibi kulaklarımda beynimde yankılanıyor ve : “Geçti artık, geçti..”diyordu…



Olup bitenleri hatırlamaya çalışırken, dostlarımın çevremi sardığını ve içinde bulunduğum tabutun kapağını örtmeye çalıştıklarını fark ettim. Onları engellemek için avazım çıktığı kadar bağırmak ve çırpınmak istediğim halde ne kımıldayabiliyor, ne de bir ses çıkartabiliyordum.

Biraz sonra koyu bir karanlıkta kalmış ve gözlerimi tabutun tahtaları arasından sızan ışığa çevirmiştim. Omuzlara kaldırılmış ve sallana sallana götürülmeye başlamıştım. Dışarıdaki seslerden yağmur yağdığı belli oluyor ve su damlacıklarının sesi, tabutumun gıcırtısına karışıyordu. Cenaze namazı için camiye gidiyor olmalıydık.
Daha önceden duyduğum ve nereden geldiğini kestiremediğim ses : “Geçti artık, geçti.”diye tekrarladı.. “Bitti artık.” Namazım kılınmış ve tekrar omuzlara kaldırılmıştım.

Mahallemizdeki kahvehanenin önünden geçerken, arkadaşların neşeli kahkahalarını işitiyor ve “herhalde ölüm haberimi duymamış olacaklar”diye düşünüyordum.

Sesler iyice uzaklaştığında eğik bir şekilde taşındığımı hissederek, mezarlığa çıkan yokuşu tırmandığımızı anladım.

Şiddetle yağan yağmurun tabuttaki çatlaklardan sızarak kefenimi yer yer ıslattığının da farkındaydım. Buna rağmen dışarıda konuşulanlara kulak verdim.

Dostlarımın bir kısmı piyasadaki durgunluktan bahsediyor, bir kısmı da son maçın sonucunu konuşuyor. Tabutumu taşıyan diğer biri ise yanındakinin kulağına fısıldayarak : “Rahmetlinin tersliği, öldüğü günden belli. Sırılsıklam olduk birader.”diyordu.

Duyduklarım herhalde yanlış olmalıydı. Yoksa bunlar, her türlü fedakarlığı ettiğim dostlarım değil miydi? Yolculuğum bir müddet sonra bitmiş ve tabutum yere indirilmişti.

Kapak tekrar açıldı ve cansız vücudumu yakalayan kollar, beni ıslak olan çukura doğru indirdi. Boylu boyunca yattığım yerden etrafıma baktım. Aman Allah’ım, bu kabir değil miydi? O ana kadar buraya gireceğimi neden düşünmemiştim.

Sessiz feryatlarımı kimseye duyuramıyor ve mezarımı örten tahtaların üzerine atılan toprakların çıkardığı ses gök gürültüsünü andırıyor ve bütün benliğimi sarsıyordu. Tekrar zifiri karanlıkta kalmış ve bütün acizliğimle dua etmeye başlamıştım.

“Ya Rabbi, diyordum. Bir fırsat daha yok mu, senin istediğin gibi bir kul olayım. Ve kabrimi, Cennet bahçelerinden bir bahçeye çevireyim?”

Aynı ses, her zamankinden daha şiddetli olarak: “Geçti artık, geçti.” diye tekrarladı. “Her şey bitti artık.” Son bir gayretle yerimden fırlayarak gözlerimi açtım.

Odamdaki rahat yatağımda yatıyor, fakat korkunç bir kabus görüyordum. Bitişik dairede oturan doktor arkadaşım beni ayıltmaya çalışarak: “Geçti artık, geçti.” diye bağırıp duruyordu. “Geçti, bak hiç bir şey kalmadı.”

Yattığım yerden yavaşça doğruldum. Terden sırılsıklam olmuştum Dışarıda sağanak halinde yağmur yağıyor, şimşek ve gök gürültüsünden bütün ev sarsılıyordu.

Etrafımdakilerin şaşkın bakışları arasında kendimi toparlamaya çalışırken diyordum ki;
“Ya Rabbi sana zerrelerim adedince şükürler olsun. İyi bir kul olmak için ya bir fırsat daha vermeseydin.”



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER