Hayret Türkiye

Devamını Oku…

EVLAT: Kadın hayatının en mutlu anlarını yaşıyor, adeta sevincinden uçuyordu. Yıllardır beklemiş istemiş olduğu haber almanın heyecanıyla hastaneden koşarak çıktı.

Devamını Oku…
25 Mart 2018 - 23:42 'de eklendi ve 51 kez görüntülendi.


EVLAT: Kadın hayatının en mutlu anlarını yaşıyor, adeta sevincinden uçuyordu. Yıllardır beklemiş istemiş olduğu haber almanın heyecanıyla hastaneden koşarak çıktı.

Yüzünde yılların burukluğunu gideren bir gülümsemeyle hemen bir taksiye binip eşinin mağazasına doğru yola çıktı. Telaşla içeri girdi. Eşini bu halini gören adam ne oldu hayırdır diye sorunca. İçerisi kalabalık olduğu için kadın;

“Seninle çok önemli bir mevzuyu konuşmam lazım” diyerek kolundan tutup dışarı çıkardı. Adam da merak içindeydi ama eşinin sevinç ve heyecanından güzel bir şeyler olduğunu hissedebiliyor ama nedeni hayal bile etmediği bir şeydi.

Hemen yandaki pastahanenin bahçesine oturdular. Kadın eşine “Hayatım sana çok güzel bir haber vereceğim ama lütfen bağırma” dedi.

Adam “Ya meraktan öldüm hadi anlat” deyince kadın adamın kulağına yaklaşıp fısıldar bir sesle ” hamileyim” deyince adam yerinden fırlayıp “neee” diye bağırmış, o kadar sevimişti ki herkesin onlara bakması umurunda bile değildi.

Adeta çocuklar gibi yerinde duramıyordu. Herkes başını çevirmiş tebessümle onların dışarı yansıyan mutluluğunu seyrediyordu.



Ne kadar da uzun zamandır bekliyorlardı, adam sevinçle aldı telefonu eline anne kardeş akraba herkese bu mutlu haberi vermeye başladı, üstelikte bağıra bağıra. İkisininde sevinçten gözyaşları akmaya başlamıştı.

Adeta evliliklerinin en güzel günlerini geçiriyordu. Ne istese ânında oluyordu. Kahvaltısı yatağına geliyor, bir dediği iki edilmiyordu. Hem şaşkın, hem de sevinç içindeydi.

Kayınvâlidesiyle de problemleri sanki bir anda bitmiş, ana-kız gibi olmuşlardı.
Hamileliğin üçüncü ayında, doktor, ultrasonla bebeği inceliyordu. Birden yüzü değişmiş gbiydi, kadının da kalbinin atışı değişmiş, bakışını doktorun mimiklerine odaklamıştı.

Doktor sıkıntıyla “Sizi üzmek istemem, ama gerçekleri söylemem gerekiyor. Bu çocuğun beyninde bir tümör var. Doğarsa zekâ özürlü olacak. İsterseniz hemen kürtaj yapalım, isterseniz biraz düşünün sonra karar verirsiniz” dedi.

Kadın doktorun bu sözleriyle olduğu yere yıkıldı. Adam ise o kadar şaşkındı ki, gözü hiçbirşeyi görmüyordu. Sevinç yumağı olan evleri bir anda mâtem ocağına dönmüştü. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.

Haber bütün akrabalarda duydu. Herkes akıl vermeye başladı. “Nasıl uğraşacaksın onunla. Biz, akıllı çocukla bile baş edemiyoruz, aldır gitsin.Onunla her gün uğraşırken tahammül edemez, sonunda sert davranmaya başlarsın.

O zaman her gün vicdanının kâtili olacağına, bir kere aldır kurtul. Ömür törpüsü olur senin için. Bak baştan belli dünyaya gelmeden aldır. İstersen hocaya danış. Müftüye sor günaha girme” diyenler de diyenler. Herkes aldırılmasından yana.

Eşi de aldırmadan yana tavır sergileyince kadın ” Allah’ın sana verdiğine râzı değil misin? Hatırlasana ne kadar sevinmiştin baba olacağına, evlat katilimi olalım istiyorsun”
Sabah olunca adam “Eğer çocuğu aldırmazsan senden ayrılırım” diyerek kadının dünyasını bir kez daha başına yıkmıştı.

Hanımın bir karşılık vermesini beklemeden kapıyı çarpıp çıkıp gitmişti. Kadın eşyalarını topladı, annesinin evine gitti. Olanları annesine anlattı. Annesi de kızıp: “Beyin haklı, sen çocuk hasretiyle ne istediğini bilmiyorsun” diye çıkıştı.

Onları, sessiz köşesinde Kur’ân okuyan anneannesi dinliyordu. Annesi mutfağa gidince torununu yanına çağırdı ve başını kucağına yaslayıp: “Kızım, canı veren Allah’tır. Almak da O’nun hakkıdır. Korkma.

Allah kimseye gücünün yetmeyeceği yükü yüklemez. Demek, sen bunu kaldıracaksın ki, sana veriyor. Belki rızası bunda gizlidir. Sabret ve kâtil olma” dedi.

Kocası ise ne yapacağını bilemez halde durumu en yakın arkadaşına anlatınca oda başka doktordan görüş aldınız mı, bazen yanılma olabilir, bak benim tanıdığım çok değerli üniversitede bir hoca var ondan randevu alın birde o baksın, hemen bir görüşle karar vermeyin deyince adam kendini toparladı ve bir umut yaşananları bir kenara koyup bir buket gül yaptırıp eşinin yanına gitti.

Hata ettiklerini acele etmeden ikinci bir görüş almadan karar vermemek gerektiğini anlatarak hanımını ikna etti ve ertesi gün hocadan randevu alıp muayeneye gittiler. Muayene sırasında kadın “Yavrumu doğurmak istersem, benim sağlığıma bir zararı olur mu, doktor hanım? diye sordu. Doktor:

“Hayır, hâmileliğin normal, çocukta gayet normal” deyince kulaklarına inanamadılar. Başlarından geçeni anlattılar, doktor “yanlış teşhiş içiniz müsterih olsun doğuma kadar benim gözetiminde kontrol altında olmak isterseniz size yardımcı olurum” dediğinde adeta yeniden doğmuş yüreklerine su serpilmişti.

Sevinçle evlerine döndüler. Heyecanla geçen altı ay sonra doğum zamanı gelmiş çatmıştı. Hem üzgün, hem sevinçli, hem buruk, bütün zıt duyguları beraber yudumluyorlardı sanki. Doktor ne kadar desede içlerinde bir şüphe bir korku vardı, acaba normal olacak mı diye.

Birkaç saatlik bir beklemeden sonra bebeğin ağlaması koridorda duyuldu. Nihayet anne bebeği kucağına aldı. Bir anda sıcacık bir sevgi seli aktı kalbine, öptü kokladı.Ertesi gün bebeğin tahlilleri yapıldı.

Doktor, tedirginlikle bekleyen anne-babanın yanına giderek; “Dediğimiz gibi bebeğiniz gayet sağlıklı merak etmeyin” dedi.Odadaki herkes sevinçliydi.

Adam karısına dönerek “Eğer senin îmân kuvvetin ve kararlılığın olmasaydı, şimdi bir evlad kâtili olacaktım. Sen de beni affet” dedi.



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER