Hayret Türkiye

Devamını Oku…

İş arkadaşlarım bana neden bu kadar titizsin her şeyi yazıp çiziyor kılı kırk yarıyor

Devamını Oku…
26 Nisan 2018 - 1:12 'de eklendi ve 631 kez görüntülendi.


Bir Çift Çorap; İş arkadaşlarım bana neden bu kadar titizsin her şeyi yazıp çiziyor kılı kırk yarıyor, sanki hiç kimseye güvenmiyorsun diye sık sık sitem eder gibi eleştirirlerdi.

Bir gün onları topladım ve hikayemi anlatmaya karar verdim; “Malumunuz, babam varlıklı bir insandı. Uluslararası bir inşaat şirketinin iki ortağından biriydi. Oldukça iyi bir hayatımız vardı.

Sonra ne oldu derseniz, bir dönem her şeyimizi kaybettik. Tam üç yıl çektiğimiz yokluk ve sıkıntılar bana hayatın ne demek olduğunu yaşayarak öğretti, hani bir musibet bin nasihatten iyidir derler ya.

İşte onun gibi. Babam yurt dışından büyük bir projenin ihalesini almıştı, projenin anlaşmaları imzalanmış işleri yürütmek için ortağını oraya göndermiş. Tabi işin gidişatını ve ilerleyişini telefonla takip ediyordu.

İş çok büyük. Yaklaşık 8 ay sonra karşı taraf ilk planda alınan ödeneklerin karşılığında taahhütler yerine getirilmedi, diyerek şirkete dava açmışlar. Bütün mal varlığımıza, banka hesaplarına her şeye haciz gelip, bloke konunca beş kuruşsuz ortada kaldık.

Babamın ortağı ödeneklerin % 80’ini zimmetine geçirmiş ve har vurup harman savurmuş, gününün gün etmiş nasıl olsa fazlasıyla kazanırız diyerek.



O zenginlikten geriye hiçbir şey kalmamıştı. Villamızdaki hizmetçiler de gitti. Yemekleri artık annem yapıyordu. Hatırlıyorum da bir sabah, kahvaltıya sadece zeytin, peynir ekmek çay vardı.

Başka bir şey yok mu?’ diye sormuştum. Babam bir müddet zeytin peynir yiyeceğiz, sonra alışacağız dedi ve o güçlü bakışlarını üzerimizde gezdirdi,

Kısa bir süre sonra üç katlı koca villamızda haczedildi. Kenar bir mahallede iki odalı eski bir eve taşındık. Doğru dürüst bir eşyamız da kalmamıştı.

Babam spotçudan temel ihtiyaç ikinci el buzdolabı çamaşır makinesi ve kanepeler almıştı. Burada nasıl yaşayacağız diye sorduğumda, babam,‘Bir müddet sabredeceğiz, sonra alışacağız’ dedi.

Gittiğim özel okuldan ayrılmış, bir devlet okuluna yazılmıştım.Sabahleyin okula serviste hayal olmuştu, babam kolumdan tuttu, ‘Bu ilk günün, okula beraber gideceğiz.’ dedi.

Yürümeye başladık.Okul oldukça uzak gelmişti bana, yorulup geride kaldığımı hatırlıyorum.Babam kim bilir hangi düşüncelere dalmıştı.

Biraz sonra geride kaldığımı fark edince bana döndü. Bir şey söylemesine fırsat vermeden, kızgın aynı zamanda nazlı bir tavırla, ‘Yoruldum.’ dedim. Babam oldukça sakin bir şekilde: ‘Bir müddet yürüyeceğiz, sonra alışacağız.’ dedi.

Babam her sabah erkenden çıkıyor, geç saatlerde ancak dönüyordu. İşler öyle hale gelmişti ki, çorap söküğü gibi, her yerden patlak veren sıkıntılar, yurt içinde de aksayan taahhütler, yapılamayan yarım kalan işler, vakti geçen ödenekler.

Babam bir amele gibi çalışıyor, oradan oraya koşuşturma derken, birde mahkemelerle uğraşıyordu. Döndüğünde ise küçük odaya çekiliyor, bazen saatlerce orada kalıyordu.

Babamın dediği gibi oldu, zor da olsa zamanla alıştık. Bu hal birkaç yıl sürdü. Bir gün babam eve çok farklı bir yüz ifadesiyle geldi.

Her birimize bir paket getirmişti. Villadan ayrıldığımız günden beri ilk defa paketlerle eve geliyordu. Bizi bir araya topladı.‘Bugün, benim için ne mânâya geliyor biliyor musunuz?’ dedi, kelimeleri boğazına düğümlendi, sözlerini kesmek zorunda kaldı.

Her birimize hediyelerimizi teker teker verdi ve bizi ayrı ayrı kucaklayıp yanaklarımızdan öptü, Cebinden paketeli bir şey çıkardı, açtı, içinden bir çift yeni çorap vardı.

Arkasından ağlamaya başladı. Hepimiz şok olmuştuk, tek kelime bile söylemeden bekledik. Babam nihayet kendisini topladı ve ‘Bir zaman önce, büyük bir yükün ve sıkıntının altına girmiştim.

Üzerime borç dağları yıkılmıştı sanki. Borcumu ödeme niyetiyle yeniden çalışmaya başladığım zaman kendi kendime ‘bütün kazancım, borçlarımı ödeyinceye kadar alacaklılarımın hakkıdır.

Bu işleri çözmeden, onların hakkını vermeden ayağıma bir çorap almak bile bana haram olsun.’ demiştim.

Bu hafta başı, Allah’ın yardımıyla, davalar sonuçlandı, tekrar anlaşmaya gidildi. Hacizler blokeler çözüldü ve bu cuma günü itibarıyla herkese borcumu bitirdim.

Taşeronlara, işçilere, tedarikçilere hepsinin borcunu ödedim ve pazartesi evimize geri taşınıyoruz. Artık kimseye tek kuruş borcum kalmadı, dedi.Sonra ayağındaki çorapları çıkarıp yeni çoraplarını giydi.

O üç yılın ardından bana dedi ki; Bak oğlum, malına konumuna asla güvenme, ilahi takdir her şey insan için, öğrenmenin yaşı yok, bak bu yaşta neler yaşadım, daha neler öğrendim ve öğreneceğim.

İnsanlara ne kadar güvensende sen işini her zaman sağlam yap, yaz çiz, evraklandır. Âlim unutur, kalem unutmaz. Bunu hayın boyunca aklından çıkarma”



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER