Hayret Türkiye

Devamını Oku…

Neden hayırlısını isteyelim ki? Her şeyin hayırlısını ver Allah’ım! Dua ederken ne kadar doğru bir şekilde Rabbi’mize yakarıyoruz?

Devamını Oku…
24 Kasım 2017 - 18:15 'de eklendi ve 429 kez görüntülendi.


Neden hayırlısını isteyelim ki? Her şeyin hayırlısını ver Allah’ım! Dua ederken ne kadar doğru bir şekilde Rabbi’mize yakarıyoruz?

Daha uzun olsaydı diyeceğiniz harika bir KISSA(MUTLAKA OKU VE PAYLAŞ)

Fatma hanım, sırtına bağday başaklarını aldı ve düşünceli bir şekilde yürüyordu. Birden kayınvâlidesinin sesiyle irkildi: “-Kız Fatma hemen buraya gel. Sarı inek doğuruyor, yardım et!..”
Büyük bir endişeyle sırtındaki başakları indirdi ve ahıra koştu.

Aman Allah’ım… Hayvan da olsa, ne kadar çok acı çekiyordu. Genç kadın, kayınvâlidesiyle beraber hayvanın doğurmasına yardım ediyordu. Kayınvâlidesi: “-Bir hayli zor olacak galiba!..” dedi.

“-Evet zora benziyor. Dana toplu herhâlde.” diye mırıldandı Fatma hanım da… Fatma, hayvan acı çekmesin diye şifâ âyetlerini, ardından bildiği bütün sûreleri okumaya başladı. Kayınvâlidesi: “-Deli kız, ineğe de okunur mu?” dedi. Fatma ise:

“-Ana bak, çok acı çekiyor, yüreğim dayanmıyor.” diye cevap verdi, gözyaşlarıiçinde… Bir saat süren zorlu bir çabanın sonunda, sarı kızın bir tosunu oldu. Sarı kız hemen şefkatle onu yalayıp kokladı.



Genç kadının bütün merhameti, sanki gözlerinden yaşlarla akıyordu. Kayınvâlidesi: “-Bak, ineğin bile yavrusu oldu. Dört yıldır bu kapıdasın, bir torun veremedin kucağımıza!” dedi. Fatma ise: “-Allâh hayırlı evlat versin, ana.” dedi. Kayınvâlidesi ise: “-Hayırlı, hayırsız!.. Bir evlâdın olsun. Bizi ele güne dil ettin ya!..” dedi öfkeyle… Genç kadın, ikindi namazından sonra duâ için secdeye yöneldi ve:

“Rabbim dört yıldır senden hayırlı evlâd istiyorum. Olmuyor Rabbim! Hep hayırlı istiyorum, ben âciz hâlimle nasıl hayırsız bir evlâtla baş edebilirim. Ben kendimi ıslâh edemezken onu nasıl ıslâh edeyim.” diye gözyaşlarıyla yıkanan, salavâtlarla taçlandırdığı duâsını bitirdi. Dört defa hâmile kalmış, ama hiç biri yaşamamıştı.

Ve ısrarla “hayırlı evlat ver” diye duâ etti. Aradan birkaç ay geçti ve rüyasında bir ses: “-Kızım, hayırlı bir kız evlâdın olacak, adını Hediye koy.” dedi. O, yine hep “hayırlısını” istedi. Nihâyet Allâh’ın lutfuyla evladına kavuştu. Adını, Ayşe Hediye koydu.

Ancak Ayşe sürekli hasta oluyor, her gece doktora gidiyorlardı. Genç kadın, geceleri nefes alıyor mu diye sürekli nefesini kontrol ediyordu. Uyku uyuyamaz oldu. Bir gece tekrar doktora götürdüler. Doktor: “-Kızım, sen bu çocuğa köyün zor imkânlarında bakamazsın, bünyesi çok zayıf ve hassas, ölür! Benim de yıllardır çocuğum olmuyor onu bana ver!” dedi.

Fatma’yı bu öneri iyice üzmüştü ve: “-Aslâ!” dedi. Ve çocuğuyla beraber eve döndüler. O gece, iki rekat hâcet namazı kıldıktan sonra gene Allah’a yalvardı, duâ etti: “-Rabbim, bu evlât hayırlı olacaksa onu bana nasip edip sevindir. Bende büyüsün, bir yetimle evlendirip onu sevindireyim.” diye duâ etti. Seccâdesini katlarken: “-Veren de O, alan da O, bize sadece duâ düşer.” dedi.

Ayşe, gün geçtikçe iyileşiyordu ve günden güne büyüdü, tatlı bir kız oldu. Allah, genç kadına dört evlat daha verdi. O, hep: “-Hayırlı olursa nasip et, hayırsızsa ben nasıl onu ıslâh ederim, ben kendimi bile ıslâh edememişken!..” diye duâ etmeyi sürdürdü. Ayşe, ilkokulu bittikten sonra Kur’ân Kursuna gönderdiler. Kursta çok başarılıydı. Edebiyle, ahlâkıyla, çalışkanlığıyla kendini hocalarına sevdirmişti. Hocaları hâfızlığa başlatmak istiyorlardı.

Çünkü hıfzı çok kuvvetliydi. Ayşe ise “ya onun hakkını veremezsem, Rabbimin huzûruna nasıl çıkarım” diye iç hesapları yapıyordu. Ve nasiptir, bu düşünce nedeniyle hıfzına başlamadı. 16 yaşına geldiğinde, güzelliği ve edebi onu akranlarından ayırıyordu. Yaşı küçüktü, ama çok tâlibi vardı. Bir gün bir genç talip oldu, âilesi çok zengindi. Diğer taraftan da fakir, anasız babasız bir genç tâlipti:

“-Öğretmenlik imtihanlarına girdim. Kazanırsam elimde tek hünerim o… Başkaca verecek hiçbir şeyim yok.” dedi. İki taraf için de süre istediler. Fatma hanım, kızına: “-Ben çok yokluk gördüm, sen görme kızım. Fakir olan çocuk, kendine başkasını bulsun. Seni böyle göz göre göre yokluğa atamam.” dedi. Karar verildi. Ertesi gün,varlıklı gencin âilesine haber verilecekti. Fatma hanım, o gece rüyâsında Kâbe’nin duvarlarını sıvıyordu.

Fakir genç de sırtında harç taşıyıp, ona yardım ediyordu. Böylece Kâbe’yi sıvayıp bitirdiler. Uzaktan bir ses duydu: “-Bir yetimi sevindirmek Kâbe’yi inşâ etmek gibidir. Kızım verdiğin sözü unutma, yetimi sevindir. Allâh onu mübârek kılsın.” Bu sesi tanımıştı. 16 yıl önce yine rüyâda ona çocuğunun olacağını söyleyen sesti. Uyandı ve rüyâsını Ayşe’ye anlattı. Ayşe ise: “-Anneciğim sen her zaman en hayırlısını istersin, Rabbimden.

Bu apaçık bir rüya!.. Rabbim gönül evlerimizi lutfuyla zengin kılsın.” dedi. Kur’ân sadâları içinde düğün yapıldı. Her şeyin en sâdesi seçilmişti evi için… Bir takısı bile yoktu Ayşe’nin, ama gönlü îmân dolu bir hazineye sahip olduğu için Allâh’a duâ ediyordu. Unutmayalım biz insanoğlu çok âciziz. Neyin hayır, neyin şer olduğunu bilemeyiz. Âyet-i kerimede buyurulduğu üzere, bazen: “Hayır ister gibi ısrarla şerri istiyoruz.” Onun için Allah’tan, her zaman her şeyin en hayırlısını isteyelim.

“Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibâdet usûllerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zîrâ, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen’sin.” (Bakara, 128) “Kim Allâh’tan korkarsa, Allâh ona bir çıkış yolu ihsân eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allâh’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allâh emrini yerine getirendir. Allâh her şey için ölçü koymuştur.” (Talak, 2-3)



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Etiketler :

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER