Hayret Türkiye

Devamını Oku…

Hakim Bey, ben aslında en baştan anlatayım, İnsan çocukken, evinde ne yoksa onu arıyor demek ki.

Devamını Oku…
04 Ocak 2018 - 3:37 'de eklendi ve 323 kez görüntülendi.


Hakim Bey, ben aslında en baştan anlatayım, İnsan çocukken, evinde ne yoksa onu arıyor demek ki. 14-15 yaş da hâlâ çocuk yaşı bence. Annem sürekli bir evi çekip çevirme telaşında, baba desen ne iş bulsa onun peşinde, kolay değil evde kaç nüfus onun eline bakıyor. Yani evde aşk yok, sevgi yok Hakim Bey.

Çocukmuşum daha ama kazınmış aklıma, “ben aşık olup evleneceğim” diye. Zaten daha yeni genç olmuşum, kalbim her daim ağzımda, televizyonda dizileri izliyorum, nasıl da tutkulu aşklar, kıskançlıklar, vazgeçememeler.

İstedim ki uyurken yüzüne keyifle bakayım, bir bulgur bile pişse evde soframı özenerek kurayım. Ben bunun afedersin yeşil gözüne kandım Hakim Bey. Yeşil böyle çayır çimen ormandır ya hani; ruhum kanatlanıp uçacak sandım.

Yeşile uzun bakılır, bıkılmaz sandım. Çocuk da değildim artık ya işte insanın gönlü kaymayıversin. Kabul ediyorum. Buraya kadar benim suçum. O çok ağladığım film gerçekmiş; sevgi emekmiş, bilemedim. Ama yeminle gerisinin günahı bende değildir. 28 gün sürdü o yeşil gözlerin derinliği, 29. gün yediğim yumrukla al oldu elmacık kemiklerim, sonrasında öğrendiğim; morluklar iyileşirken yeşile dönüyor insan derisinin rengi.

Artık yeşilin bana ifade ettiği tek şey buydu.Bir yumrukla bitmedi. Ne iş yaptığını bilemiyordum, dükkanı vardı esnaf sanıyordum.Milleti haraca bağladığından, tefecilikten kazandığı haram parayla benim sofra kurduğumdan haberim yoktu.Her söylediğimde yeni bir iz oldu bedenimde. Allar mora, morlar.

Her dayaktan sonra karakolda aldım soluğu.Devletin verdiği nikah cüzdanı daha geçer akçe çıktı. Her seferinde benzer tavsiyeler ile yollandım karakoldan. Hayat zor ev geçindirmek kolay mıydı. Azıcık sabırlı olacaktım, yuva kolay kurulmuyordu, biraz suyuna gideydim, erkeklik onurunu rahat bırakaydım.



Aile içinde olan biraz da aile içinde kalsındı.Onun erkeklik onurunun limiti yoktu. Fasulye kılçıklıysa onuruna mı dokunuyordu? Çocuk yaramazlık yaparsa gururu mu zedeleniyordu? Halı bizim namusumuz muydu da leke olunca suratımda patlıyordu? Neredeyse gözünün üstünde kaşın vara kadar gelmiştik.

Bu adam yasaları çiğniyor, bari gideyim onu ihbar edeyim.Dövmekten yargılanmazsa, eve giren kanlı paradan yatsın bari. En azından soluk alırdık birkaç yıl kızımla ben.Benim ihbarlar kafi gelmedi. Savcıya söylesin diye anlattığım polis gitti durumu koca dediğim adama anlattı.Yolun başında göründüğünde anladım.

Malum olmuştu zaten, kalbim ağzımda atıyordu gün boyu.Kırar gibi çaldı kapıyı. “Çocuğu odaya götür” dedi bana.Ahlakı da bu kadar işte, anasız kalsın çocuk, ama anasını da ölü gözleri tavana bakarken hatırlamasın istedi herhalde. Aklımdan o kadar çok şey o kadar kısa sürede geçti ki Hakim bey, ben inanın sandığınızdan daha akıllıyım sanırım.Uzattım biraz kızımı odaya götürüp yatırma faslını.

Ama bu kadardı yeminle Hakim Bey. Tüm planım azıcık daha hayatta kalabilmekti.Bir kaç dakika daha. İlk 10-15 dayaktan sonra, insan korkmaz oluyor kaba dayaktan.Canının ne kadar yanacağını biliyorsun. Dayaktan değil de ölmekten korkar oluyor insan.Öyle bir ölüm korkusu vardı yine içime. Yüzümde patlayan kabza planda yoktu.

Gözlerini görseniz, kafasından çok daha öndeydi, tükürükleri yüzümde patlıyordu. Yumruğu öyle hızlı iniyordu ki aralarda nefes bile alamıyordum. Yatağa savrulmayı planlamadım, elim yeminle kazara girdi yastığın altına.

O yastığın altına daha o sabah silah sakladığını bile bilemezdim. Elim metale değdi. parmaklarım yerini buluverdi.Yoksa Hakim Bey yeminle, sahil kenarında balon bile vurmuş değildim. Kaç kere sıktım hatırlamıyorum.

Üzerime düştü bir onu biliyorum, bir de ağırlığından kurtulmaya çalıştığımı.Nasıl kalktım bilmiyorum, kızımı nasıl aldım kucakladım, üstüm kan mıydı vallahi hatırlamıyorum. Öldüğünü kendim geldim söyledim Hakim Bey.“ Ben yaptım” dedim.

Nasıl oldu anlamadım ama sanırım ben yaptım.Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok. Annem apar topar bunları bulabilmiş.Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde.O ölmese ben ölecektim.

O size, beni satacağını söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı, benim yemek fazla pişti diye, ev azıcık dağınık diye, masada su yok diye yediğim dayakları söylemeyecekti, kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti.Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var.

Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti. Karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti. Siz onu 3-5 yılla yargılayıp, namusu kirlendi diye mazur görüp, yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama.

Sonuna kadar idare edebilmiş olmam, el aleme değil de başıma gelenleri hep karakollara anlatmış olmam, kızıma hiç fark ettirmemiş olmam namusumdur.O utanmamış yaptıklarından, benim utanacak bir şeyim yoktur.

İçimdeki hayatta kalma mutluluğunu atamıyorum Hakim Bey. Ağlayamam bundandır.Ne yalan söyleyeyim aynı acının çemberinden geçmiş, sağ kalabilmiş kadınlarla aynı koğuşta, bir ömür kazasız belasız da yaşarım ben ama benim bir kızım var. Gel sen, ölmedim diye beni cezalandırma, benim bir derdim; kızımın bari mutlu olmasıdır.

Yanında ben olayım. Can alan bir katil değil, can derdinde bir kadın de bana. Kurşunla yatıp kurşunla kalkan, yastığın altında silahla yatan adamlar hiç eceliyle ölmüş mü? Öldüyse hepsi benim suçum mu?



Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik ders veren hikayeler
  • ana sayfanıza düşsün istiyorsanız aşağıda yazan BEĞEN butonuna basın ve
  • Facebook sayfamızı beğenin...
  • Sayfamızı Beğendiğiniz İçin Teşekkür Ederiz.

Bunları Gördünüz mü?

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER