Hayret Türkiye http://www.hayretturkiye.com Thu, 16 Aug 2018 00:10:17 +0000 tr-TR hourly 1 http://cdn.hayretturkiye.com/uploads/2016/05/hayret-türkiye-100x100.jpg Hayret Türkiye http://www.hayretturkiye.com 32 32 İLHAM VEREN ÖĞRETMEN… http://www.hayretturkiye.com/ogretmenlere-ilham-veren-ogretmen-9570 http://www.hayretturkiye.com/ogretmenlere-ilham-veren-ogretmen-9570#respond Thu, 16 Aug 2018 00:10:17 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9570 İlham Verin; Önceden (1990’larda) okullarda kayıtlar kütük defterlerine yapılırdı.

İLHAM VEREN ÖĞRETMEN… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İlham Verin; Önceden (1990’larda) okullarda kayıtlar kütük defterlerine yapılırdı. Her bayram öncesi o defterleri inceler, kimin annesi-babası yok, kim yurtta, kim gurbette öğrenirdim. Sonra da yaklaşık 200 öğrenciye bayram tebriği yazardım el yazımla.

Her yıl bin öğrenci evimize yemeğe gelirdi ve biz 250 öğrencinin evine ziyarete giderdik. 2010 yılında Şanlıurfa’ya konferans için gittim. Salonda 550 öğretmen vardı. Konu, İLHAM VEREN ÖĞRETMEN. En ön sırada bir parmak kalktı:

Siz benim de öğretmenimdiniz, ben de size geldim ve yemeğinizi yedim. Duygulandım. Sahneye çağırdım. Geldi: Bahsettiğiniz kartlardan bana da yazmıştınız, dedi. Elini ceketinin cebine sokup bir kart çıkardı. Okuyabilir miyim dedi.

Mikrofonu aldı ve okudu: Merhaba Mehmet, Sende liderlik özellikleri var. Eğer içindeki liderlik cevherini ortaya çıkarıp geliştirirsen topluma ilham veren bir lider olursun. Bayramını bu duygularla kutluyor, gözlerinden öpüyorum. Sana güveniyorum. Her zaman yanında olduğumu bilmeni isterim.

Yol Arkadaşın Alişan Kapaklıkaya 15 Mart 1990 Vay be. Tam 20 yıl olmuş. Bir kart 20 yıl cepte taşınır mı? Hem de hiç yıpratılmadan… Sarıldık Mehmet’le.. Salondaki öğretmenler ağlıyordu.

Sen şimdi ne iş yapıyorsun Mehmet? Şanlıurfa Vali Yardımcısıyım hocam. Demek bir kart daha yazsaydım kesin vali olacakmışsın Bu defa kahkahalar koptu. Sonradan duydum. Mehmet kaymakamlık yaparken öğretmenleri toplayıp o kartı gösteriyormuş. Ve diyormuş ki:

Öğrencilere bir şeyler öğretmek için onları zorlamayın. Onların kendilerini fark etmelerini sağlayın ve yüreklerini tutuşturacak bir hedef oluşturmalarına yardım edin. Gerisini onlar halleder. Yeter ki siz onlara İLHAM VERİN.

Alişan Kapaklıkaya, Alişan Kapaklıkaya 1963 yılında Eskişehir Sivrihisar’da dünyaya gelmiştir. 4 kardeş olan Kapaklıkaya yoksul bir ailenin evladıydı.

Alişan Kapaklıkaya 1981 – 1985 yıllarında Marmara Üniversitesinden mezun oldu. 1985 – 2000 yılları arasında Adana Merkez’de bulunan liselerde öğretmenlik yaptı.

Aynı zaman da 1987 – 1992 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2000 yılında NLP ile tanıştı. NLP (Neuro Lingustic Programming) ve eğitimi öğrenmek Konusun da uzmanlık alarak uluslararası alanlarda çalışmalar yaptı. NLP’nin insan yaşamına getirdiği kaliteyi fark etti.

Araştırmalarında derinleştikçe bizim türkülerin yabancıların sazıyla söylenemeyeceğini anladı. Öğrendiklerini önce kendi hayatına uyguladı. Etkili olduğunu anlayınca eğitimlere başladı.
NPL… Neuro: Beş duyumuz ve bu duyularımızın yönetildiği beyin ve sinir sistemini ifade etmektedir.

Duyu organlarımızla alınan mesajların beyin tarafından işlenerek belli düşünce ve düşünceler olarak ortaya konulması kısımdır.Yani düşünce ve davranışlarımızın kaynağı sinir sistemimizdir.

Lingustic :Dil kullanma şeklimizi ifade eder.Dil içsel iletişimimiz ve dış dünyayla olan
İletişimimizde etkilidir. Dilin kullanım şekil değiştirilerek düşünce ve davranışlar değiştirilebilmektedir.

Programming: Bilinç ya da bilinçsiz seçimlerimiz sonucunda ortaya çıkan düşüncelerimizi, bunu ifade etme şekli olan dilimizi ve davranışlarımızı NLP teknikleriyle yeniden programlayarak istenen sonuçlara ulaşmayı ifade etmektedir.

İLHAM VEREN ÖĞRETMEN… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/ogretmenlere-ilham-veren-ogretmen-9570/feed 0
Bir Bayram Hikayesi… http://www.hayretturkiye.com/bayram-mezarlikta-dikkatimi-ceken-yasli-kadini-uzaktan-9567 http://www.hayretturkiye.com/bayram-mezarlikta-dikkatimi-ceken-yasli-kadini-uzaktan-9567#respond Mon, 13 Aug 2018 02:07:20 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9567 Mezarlıkta dikkatimi çeken yaşlı kadını uzaktan izlemeye başladım.

Bir Bayram Hikayesi… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Mezarlıkta dikkatimi çeken yaşlı kadını uzaktan izlemeye başladım. Yaşlı kadın mezarların başında hem ağlıyor, hemde karşısında birileri varmış gibi mezar taşlarıyla konuşuyordu. Etrafındakilere aldırmadan sesini bir yükseltiyor bir alçaltıyordu. Yanından geçenlerin kimisi acıyarak, kimileri de gülüp dalga geçerek kadına bakıyorlardı.

Ayağa kalkmaya çalışırken sendeledi, yanına koşup kolundan tuttum. “İyi misiniz, yardım ister misiniz?” diye sordum. Gülümsemeye çalışarak “İyiyim evladım” dedi.

Mezar taşlarındaki vefat tarihleri 30 yıl öncesine aitti. “Sizi uzaktan gördüm, yakınlarınızı ziyarete geldiğinizi anladım” dedim. Gözleri yine dolmuştu. “Annem ve babamı ziyarete geldim, onları çok özlüyorum, beni bin bir fedakârlıkla büyüttüler, okuttular, büyüttüler ama ben onları yüz üstü bıraktım, kendimi affedemiyorum” diye ağlamaya başladı.

Bu yaşlı kadının insana ihtiyacı vardı, belli ki uzun zamandır kimseyle sohbet etmemişti. Kendimi kısaca tanıttıktan sonra, eğer vakti varsa sohbet etmek isterse yakınlardaki bir yerde kahve içebileceğimizi söylediğimde gözleri parıldadı, ve başını sallayıp “evet, çok iyi olur” dedi.

-Tek çocuk olduğunu , bu nedenle evde annesinin ve memur babasının onun üzerine titrediklerini, okuması için her türlü fedakârlığı yaptıklarını anlattı; “En çok keyif aldığımız zamanlar bayramlardı.

Bayram sabahları erken kalkardık, babam camiye gider, o gelmeden önce annemle kahvaltıyı hazırlar, yeni kıyafetlerimi giyer, pencerede babamın gelmesini beklerdim. O kahvaltı sofrasının tadı bir başka olurdu.

Ardından anneannemlerde toplanır, teyzelerim dayımlar hep bir arada olurduk, diğer büyükleri de sırayla ziyaret ederdik, kuzenlerle mahalleyi gezer, şeker ve harçlık toplardık. Sonra topladığımız bayram harçlıklarımızla da istediğimizi alırdık.

Akşam lunaparka giderdik. Yıllar sonra okuyup doktor olduktan sonra kendisi gibi doktor olan eşiyle evlenmiş, bir kızı bir de oğlu olmuştu. Arife gününden yola çıkar, yaz kış demeden, yurt içi, yurt dışı fark etmez, çocukları da alıp seyahat ederdik.

Anne ve babamı seyahate çıkmadan önce arar, erken de olsa bayramlarını kutlar, öyle giderdim, onların da mutlu olacağını düşünürdüm. Bundan seneler önce bir Ramazan bayramı arifesinde yine onları arayıp bayramlarını erkenden kutladım ve çocuklarla birlikte yurt dışı bayram gezimize çıktık.

Döndüğümüzde acı haberi aldık. Anne ve babamı bayram sabahı elim bir kazada kaybettim, ne yazık ki yanlarında olamamıştım.” Ailesi tüm fedakârlıklarla doktor olmasını sağlamıştı ama o, onlara yardım edememişti. Bayram arifesi seyahate çıkmak yerine anne babasının yanında olsaydı onları kaybetmeyeceğini düşünüyor, vicdan azabı çekiyordu.

“Yıllar geçti devran döndü. Çocuklarıma da farkında olmadan bayramın seyahat etmek anlamına geldiğini öğretmişim ki, yıllardır beni örnek aldıkları için bayramlarda seyahate çıkarlar, gitmeden önce de ararlar, torunlarımla birlikte geçirdiğim hiç bayramım olmadı ne yazık ki.

Şimdi anne ve babamın bayramlarda neler hissettiklerini kendim yaşayınca çok daha iyi anlıyorum. Meğerse onları bırakıp gitmek ne kadar büyük bir hataymış.” Bayramlarınızı her zaman sevdiklerinizle beraber geçirin. Sevgiyle kalın.

Bir Bayram Hikayesi… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/bayram-mezarlikta-dikkatimi-ceken-yasli-kadini-uzaktan-9567/feed 0
Semer Hikayesi… http://www.hayretturkiye.com/koyun-yasli-semercisi-bekir-usta-9563 http://www.hayretturkiye.com/koyun-yasli-semercisi-bekir-usta-9563#respond Sat, 11 Aug 2018 00:31:39 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9563 Köyün yaşlı semercisi Bekir Usta vefat etmişti.

Semer Hikayesi… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Köyün yaşlı semercisi Bekir Usta vefat etmişti. Köydeki, civardaki tüm eşekler köy merasında toplandılar, tepinip anırıp sevinerek oynamaya başladılar. Yaşlı hasta bir eşek ağacın dibinde düşünüyordu. Onun o halini gören diğerleri yanına geldiler:

“Haberin yok herhalde, semercimiz öldü” dediler. Tecrübeli yaşlı eşek cevap verdi; “Ne olmuş öldüyse?” “Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız…” “Nasıl bir özgürlükmüş bu?”

“Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…” Yaşlı eşek gülmüş; “Şaşarım aklınıza, siz öyle sanın” demiş.

“Bugün sevinçle tepineceğinize aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek sırtımızda yara yapmayacak semerler yapmaya çalışıyordu. Çok sevinmeyin yakında, yarın bir gün bekleyin, mutlaka gelecek.

Acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz. O zaman anlarsınız şimdi boşa sevindiğinizi. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan da semer vuran da bulunur.”

Eşek kalmamanın yolu egitimden geçer, lakin ahlakın olmadığı yerde, edebin olmadığı yerde de şu söz söylenir; Mektep cehaleti alır, eşeklik bâki kalır. Tahsilin de tek başına bir anlam ifade edemeyeceğini müthiş güzel bir şekilde ifade eden Yunus Emre ise; “girdim ilim meclisine eyledim ilmi talep ilim ta gerilerde kaldı ille edep ille edep” demiştir.

Günümüzde uygulanan eğitim sistemi maalesef insanların kişiliğinin geliştirilmesi üzerinde çok etkili değildir. Kişilik biraz genetik birazda doğup büyünülen ortamın özellikleri sonucu oluşur.

Bu nedenle birinin lisans mezunu olmasını bırakın o kişinin yüksek lisans veya akademik kariyer yapması o kişinin dengesiz, anormal, görgü kurallarına aykırı hareketler yapmayacağı anlamına gelmez (Bunları istisnai durumlar olarak görmek temennimiz).

Bu tür insanlara günlük hayatta çokça rastlanılır. Bu sözdeki doğruluk payı çok yüksek ve geniş bir kapsama alanı vardır. Hatta “bu söz evrensel bir nitelik taşır” bile diyebiliriz.

Haddini bilen insan ne oldum demez ne olacağım der. Ve ne olduğunu karşısındakilerin söyleyeceğini iyi bilir; “Sana bir kişi eşek derse gül geç, iki kişi eşek derse sırtına semer al.”

Semer Hikayesi… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/koyun-yasli-semercisi-bekir-usta-9563/feed 0
Kebapçıdan Ders! http://www.hayretturkiye.com/kebabpci-brosurunde-ders-veriyor-9559 http://www.hayretturkiye.com/kebabpci-brosurunde-ders-veriyor-9559#respond Thu, 09 Aug 2018 14:09:45 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9559 Antepli bir kebapçının reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır…

Kebapçıdan Ders! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kebapçıdan Ders; Antepli bir kebapçının reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır… “Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.

Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve Türkleri Çinliler, Japonlar gibi ekseriyeti bedenen sıska ve zayıf bir ırk haline getirmektir.

İcabi halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabi reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi? İç yağının, kuyruk yağlarının, kolestrol yaptığı palavradır. Sakın bu oyuna düşmeyin.

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, ilk bakışta suntaya benzeyen diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir. Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye bir şey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir! Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!”

Dile getirilenlerin büyük bir bölümü çok doğru. Tüm dünya nüfusunu yaşam mücadelesi veren sıradan normal insanlar olarak görüp dış mihrakları bunların sırtındaki asalak kesim diye ayırıp bir daha değerlendirirseniz konu daha net anlaşılacaktır.

Asalaklar ve mağdurlar her yerde, sadece bize özel değil. Orantılar bizde ya da başka bir millette farklı olabilir ama sonuçta herkes bir şekilde dış mihrakların sömürüsüyle karşı karşıya. Yazıya saçma diyenler; Siz fast fooda diyet ve hazır yemeklere devam edin…

Kebapçıdan Ders! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/kebabpci-brosurunde-ders-veriyor-9559/feed 0
Cezanın da Cezası! http://www.hayretturkiye.com/erkekler-genelde-eslerini-dinlememekte-israr-9556 http://www.hayretturkiye.com/erkekler-genelde-eslerini-dinlememekte-israr-9556#respond Thu, 09 Aug 2018 12:40:59 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9556 Erkekler genelde, eşlerini dinlememekte ısrar ederler, sanki rütbeleri düşecek, veya eşleri terfi edecek gibi geliyor onlara, oysa, evlilik güçbirliğidir.

Cezanın da Cezası! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Cezanın da Cezası; Erkekler genelde, eşlerini dinlememekte ısrar ederler, sanki rütbeleri düşecek, veya eşleri terfi edecek gibi geliyor onlara, oysa, evlilik güçbirliğidir.

Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır da derler. Ama bazen… bazen olaylar, durumlar çok farklı gelişebiliyor; Adamın biri arabada eşiyle birlikte giderken trafik polisi durdurup, ehliyet ve ruhsatını istemiş.

Trafik polisi ruhsatı incelerken adam dayanamayıp sormuş; “Affedersiniz memur bey, bir kural hatası mı yaptım acaba?” -Evet, emniyet kemerinizi bağlamamışsınız. Tam o sırada eşi müdahale etmiş; “Memur bey, çok haklısınız yazın cezayı da aklı başına gelsin.

Siz bu adam bilmezsiniz memur bey, neler çekiyorum ben bunun inadından. Ben ne dersem her zaman tersine yapar. Bir türlü beni dinlemez. Daha evden çıkarken emniyet kemerini bağla dedim.

Sırf ben dedim diye bağlamadı. Sonra köşeye dönüp anayola çıkarken yine uyardım. Bak emniyet kemerini bağla dedim, inat etti yine bağlamadı. Siz bu adamı bilmezsiniz öyle inat öyle inat ki, bir bir türlü beni dinlemez.

Ona dedim ki, bak birazdan trafik polisi karşımıza çıkarsa, ya bizi durdurursa ne yapacaksın? Al işte dediğim oldu. Ödesin de cezayı aklı başına gelsin. Beni dinlemezse daha çok cezalar öder, çok perişan olur.

İşte bu adam böyle bir adam, evlendiğimizden beri beni bir türlü dinlemez. Öyle inat, öyle inat ki…” Trafik polisi, kadının daha fazla konuşmasına meydan vermeden, el işareti ile kadını susturarak adam ehliyet ve ruhsatını uzatmış; “Beyefendi, buyurun ehliyet ve ruhsatınızı, gidebilirsiniz.”

Adam şaşırmış ve de sevinerek teşekkür etmiş ama dayanamayıp sormuş, “neden ceza yazmadınız?” diye. Memur cevap vermiş; “Size zaten Allah bir ceza yazmış ömür boyu. Bir de ben ceza yazmayım, cezanın da cezası olmasın.”

Cezanın da Cezası! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/erkekler-genelde-eslerini-dinlememekte-israr-9556/feed 0
KİFL’in Hikayesi http://www.hayretturkiye.com/daha-onceki-devirlerde-kifl-adinda-bir-adam-9552 http://www.hayretturkiye.com/daha-onceki-devirlerde-kifl-adinda-bir-adam-9552#respond Thu, 09 Aug 2018 12:30:02 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9552 Daha önceki devirlerde Kifl adında bir adam vardı. Kifl, ahlakî ve insanî değerlere önem vermeyen, para kazanmak için her yolu meşru gören çok zengin bir adamdı.

KİFL’in Hikayesi yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Daha önceki devirlerde Kifl adında bir adam vardı. Kifl, ahlakî ve insanî değerlere önem vermeyen, para kazanmak için her yolu meşru gören çok zengin bir adamdı.

Zenginliğini de faizden elde etmişti. Dara düşen, ihtiyacı olan kimse kendisine geliyor, o da yüksek bir faizle geri ödenmesi şartıyla onlara para veriyordu.

Vadesi geldiği zaman kişi parasını ödeyemezse bu sefer faiz miktarını daha da artıyordu. Şayet yine ödeyemez ise, adamları vasıtasıyla o kimsenin bütün varına yoğuna el koyuyordu.

Bir gün, kapısına borç için bir kadın geldi. Bu kadın yakın zamanda kocasını kaybetmiş namuslu, kendisini çocuklarına adamış bir anneydi. Bir süre, kocasından kalan şeylerle evini idare etmeye çalışmıştı. Ancak artık evde para kalmamıştı.

Bunun için çalışması gerekiyordu. Bir yerde iş bulmak istedi ama dışarısı dul bir kadın için çalışmaya müsait değildi. Etraftan rahatsız edilirim korkusunu yaşıyordu.

Neden sonra aklına evde örgü yapıp onları yakın bir arkadaşı vasıtasıyla satmaya karar verdi. Bunun için bir örgü tezgahına ihtiyacı olacaktı. Tezgahı alabilmek için de borç arayışına girdi. Yakın dost ve akrabalarına gitti ama kimsede para yoktu.

Çok üzülmüştü. Çaresiz bir şekilde evine doğru giderken yolda istemeden iki kişi arasında geçen bir diyaloğa şahit oldu. Şehirde Kifl adında bir kişinin insanlara borç para verdiğini duydu. Hemen onun yanına gitmeye karar verdi.

Kifl kapıda kadını görünce çok beğendi. Onu elde etmek istedi. Kadın, Kifl’in karşılığını ödemek şartıyla borç para istedi. Kifl, kadının dul olduğunu da anlayınca ona ahlaksız bir teklifte bulundu.

Kendisiyle beraber olması şartıyla vereceği parayı istemeyeceğini söyledi. Bu teklifi kadın şiddetle reddetti. Çok üzülmüştü. En çok da kendisine böylesi tekliflerin gelmesinden korkuyordu. “Allah’ım bana yardım et” diye dua etti.

Aradan birkaç gün daha geçmişti. Evde hiçbir şey kalmamıştı. Çocuklar açlıktan ağlıyordu. Onların ağlamasına kendisi de katılıyordu. Çaresiz kalmıştı. Kendisini Kifl’e teslim etmeye mecbur hissetti. Bu sırada da “Allah’ım! Nolursun beni affet. Bir daha böyle bir günah işlemeyeceğim” diye dua ediyordu.

Kadın, Kifl’in yanına gitti. Kifl’in yüzü gülüyordu. Ancak kadın bir yandan ağlıyor, bir yandan da titriyordu. Kifl, kadına bu halinin sebebi sordu. Kadın,

“Buraya kendi isteğimle gelmedim. Daha önce böyle bir günah işlemedim. Onun için Allah’tan çok utanıyorum ve korkuyorum. Beni bu günaha sürükleyen fakirliğimdir” dedi.

Kifl, duyduklarına çok şaşırmıştı. O kaskatı kalbi bir anda yumuşayıverdi. İçini pişmanlık duyguları sarmıştı. O sırada ağzından şu ifadeler döküldü:

“Sen fakirliğin sebebiyle mecbur kaldığın bir günah işliyor ve bundan dolayı ağlıyorsun. Hâlbuki Allah bana bu kadar servet vermişken, ben günah işlemekten çekinmiyorum. Ben, Allah’tan utanmaya ve korkmaya senden daha layığım.” dedi.

Kifl, böylece pişmanlık hisleri içinde, yapacağı kötü işten vazgeçti. Kadına istediği parayı geri almamak şartıyla verip gönderdi. Kadıncağız, sevinç ve kendisini harama girmekten koruyan Rabbine şükür içinde evine döndü.

Kifl, o güne kadar yapmış olduğu bütün günahlar için tevbe ediyordu. Erken olmasına rağmen dükkânın kapısını kapattı ve evine doğru yöneldi. Sabaha kadar Rabbisine dua dua yalvardı ve affını diledi. O gece Kifl’in ecel vaktiydi. O hal üzere ruhunu Rahman’a teslim eyledi.

Sabah olmuştu. Kifl’in evinden çıkmadığını gören yakınları kapıyı açtıklarında Kifl’i ölü olarak buldular. Bu sırada kapısında herkesin okuyabileceği şekilde şöyle bir yazı vardı: “Allah, Kifl’in günahlarını affetti.”

Halk, bu duruma şaşırdı kaldı. Allah, Kifl’in affedilmesine sebep olan bu olayı, o dönemin peygamberine vahiy yoluyla bildirdi. Böylece herkesin şaşkınlığı gitti ve insanlar bundan büyük bir ders aldılar. (İbn Hibban, 387; Müstedrek, 7651; Tirmizi, 2496; Müsned, 4747)

Hikayeden çıkarılacak bazı dersler; 1. Tevbe kapısı her zaman ve her kişi için açıktır. Bir kimse ne kadar günahlar bir kul olursa olsun büyük bir pişmanlık ve samimiyetle tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder ve onu bağışlar.

2. Allah, kendi rızası istikametinde bir hayat yaşamaya gayret eden kullarını sever. Rahmetinin gereği olarak bazen kulları günaha gireceği an onları değişik vesilelerle korur. O yüzden kula düşen Rabbiyle arasındaki bağı devamlı surette güçlü tutmasıdır.

KİFL’in Hikayesi yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/daha-onceki-devirlerde-kifl-adinda-bir-adam-9552/feed 0
Arabası Olanlar Mutlaka Okusun! http://www.hayretturkiye.com/arabasi-olanlar-icin-idari-eksikliklerdeki-en-onemli-belge-9549 http://www.hayretturkiye.com/arabasi-olanlar-icin-idari-eksikliklerdeki-en-onemli-belge-9549#respond Thu, 09 Aug 2018 12:21:58 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9549 İdari eksikliklerdeki en önemli belgenin ve asla ihmal edilmemesi gereken yasal zorunluluğun Trafik Sigortası olduğunu biliyor muydunuz?

Arabası Olanlar Mutlaka Okusun! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
ARABASI OLAN MUTLAK OKUSUN; İdari eksikliklerdeki en önemli belgenin ve asla ihmal edilmemesi gereken yasal zorunluluğun Trafik Sigortası olduğunu biliyor muydunuz?

Sigortası olmayan araçla kaza yaparsanız tamamen suçlu duruma düşüyorsunuz. Araç hasarları ve yaralanmalarda bütün masrafları ödemek zorunda kalırsınız.

Sigortasız araç direk olarak trafikten men edilir ve otoparka çekilir. Ayrıca Trafik kazası geçiren sigortasız yurttaşların tedavisini, Garanti Sigorta Fonu Karşılıyor, ancak pek bilen yok.

Size çarpan araç olay yerinden kaçmış ve çarpan araç belirlenememişse ve de sosyal güvenceniz, sigortanız yok ise, bu sebeple bütün hastane masraflarını cebinizden yapmışsanız faturayı aşağıda bahsi gecen sigorta fonuna veriyorsunuz.

Sigorta Fonu size cebinizden ödediğiniz paranın tamamını ödüyor. Kaza ölümlü ise varislere para ödeniyor. (cenaze v.s. masrafları).

BU PARA NASIL ALINACAK? Kaza geçiren vatandaş hastane masraflarını faturalı olarak Türkiye Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği’ne iletecek. Bunun için birliğe, 0-212-324-19- 50 0-212-324-19- 50 no’ lu telefondan veya http://www.tsrsb.org.tr/ adresinden ulaşılabilir.

Türkiye’nin her yerinden başvuru aynı şekilde yapılacak. Bu fon yaptırdığımız Trafik ve kasko sigortalarından kesilen %1-2 lik paylardan oluşturulumuştur. Fonun bu günkü maddiyatı 110 milyon Tl. seviyesindedir ve vatandaşlarımız tarafından bilinmemektedir.

Gerekli belgeler: 1. Dilekçe (ekinde banka hesap numarası ve iban no yazılı olmalı) 2. Hastane faturası 3. İkametgâh belgesi (muhtarlık yada nüfus müdürlüğünden)

4. Nüfus cüzdanı fotokopisi 5. Polis yada Jandarma tarafından doldurulan Trafik kazası tutunağı. 6. Noter tastikli imza örneği

Başvuru akabinde dilekçe ve belgeleri inceleyen Türkiye Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği, vatandaşın verdiği banka hesap numarasına masrafları karşılığı beyan edilen fatura miktarı parayı yatırıyor.

LÜTFEN TANIDIĞINIZ YA DA TANIMADIĞINIZ HERKESLE PAYLAŞIN… BELKİ ŞU AN BUNA GEÇEKTEN İHTİYACI OLAN BİRİSİ OLABİLİR.

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Arabası Olanlar Mutlaka Okusun! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/arabasi-olanlar-icin-idari-eksikliklerdeki-en-onemli-belge-9549/feed 0
Hakkım Helal… http://www.hayretturkiye.com/canakkalede-hakkim-helal-hikayesi-9546 http://www.hayretturkiye.com/canakkalede-hakkim-helal-hikayesi-9546#respond Thu, 09 Aug 2018 12:07:13 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9546 Çanakkale savaşındaki o göğüs göğüse şiddetli çarpışmalarda yaralanan bir asker hastaneye getirilir.

Hakkım Helal… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Hakkım Helal; Çanakkale savaşındaki o göğüs göğüse şiddetli çarpışmalarda yaralanan bir asker hastaneye getirilir. Yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermesi ve alçalıp yükselen göğsü ile son anlarını yaşadığı bellidir. Son bir hamle ile komutanının koluna yapışır.

Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından; “Ben bir pusula yazdım…Arkadaşıma ulaştırın…”, tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur;

“Benim adım Halil, ben köylüm Lapsekili İbrahim onbaşından 1 Mecit borç aldıydım… Kendisini göremedim… Ona söyleyin hakkını helal etsin.” Komutanı “Sen merak etme evladım” der, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar.

Ve az sonra komutanının kollarında şehit düşer ve son sözü de; “Söyleyin hakkını helal etsin…” olur. Oraya sürekli yaralılar getirilir. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşer.

Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler toparlanıp komutana ulaştırılır. Aradan fazla zaman geçmemiştir. Komutan az önce yaşadıklarından göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. İşte yine bir künye ve yine bir pusula.

Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine nede göz yaşlarına engel olamaz. Pusulada şöyle yazmaktadır; “Ben onbaşı İbrahim, Beybaş Köyü’nden arkadaşım Halil’e 1 Mecit borç verdiydim.

Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim. Bu vatanı böyle imanlı yiğitler kurtardılar.

Allah’ım ne olur, düşmanlarımızı kahret, içimizdeki bizdenmiş gibi gözüken satılmış hainlere fırsat verme, bizleri vatansız bırakma, düşmanları sevindirme. Amin…

Okuduğunuz için Teşekkür ederiz. Okursanız sadece siz faydalanırsınız fakat paylaşırsanız herkes faydalanır. Lütfen 1 kez paylaşın…  Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Hakkım Helal… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/canakkalede-hakkim-helal-hikayesi-9546/feed 0
En sinsi hastalıklardan… http://www.hayretturkiye.com/en-siddetli-hastaliklardan-ve-cok-sinsi-hastaliktir-9542 http://www.hayretturkiye.com/en-siddetli-hastaliklardan-ve-cok-sinsi-hastaliktir-9542#respond Mon, 06 Aug 2018 12:51:14 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9542 En şiddetli hastalıklardan ve çok sinsi hastalıktır.

En sinsi hastalıklardan… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
En şiddetli hastalıklardan ve çok sinsi hastalıktır. Belirtileri görülen yahut hissedilen türden değildir. Yakalandığınızda çok ciddi zararlar verir. Bu hastalığın adı “NİMETE ALIŞMA HASTALIĞI”dır.

Dört şekilde kendini gösterir; 1- Allah’ın nimetlerine alışmak. Adeta nimet
değilmiş gibi görmeye başlamak. Nimetin nimet olduğunu hissetmeyip, adeta kazanılmış, edinilmiş, doğuştan gelen hak gibi görmek.

2- Evine giren kişinin ailesini sağ salim görmeye alışması. Bunu artık kanıksayıp nimetten saymayıp, onları iyi halde görüp bunun için Allah’a hamdu sena etmemek.

3- Alışverişe gidip market arabasına dilediğini koyup ücretini ödeyerek evine dönerken nimeti vereni ve ona şükretmenin gerektiğini zerre miktar hissetmemek. Bunu gayet normal bir durum olarak görüp adeta en tabii hakkı gibi telakki etmek.

4- Her sabah güven içinde uyanıp sağlığı yerinde bir şikayeti ağrısı sızısı olmadan kalktığında Allah’a hamd etmemek.

Dikkat! Sen bu durumlardan birisini yaşıyorsan tehlike altındasın. Evine girdiğinde… Allah sana anne baba yahut eş çoluk çocuk nimeti vermişse, Sağlıklı ve iyi bir durumda isen Allah tealaya bol bol hamdet, şükret. Hayatının nimetlere alışmanı sağlanmasına izin verme.

Sen hayatını bu yüceler yücesi ilaha hamd ve şükre alıştır. Nasılsın diye sorduklarında “Aynı be ne olsun” deme. Sen sayamayacağın nimetler içindesin Allah teala sana onları yeniliyor. Güncelliyor.
Hem de her gün. Sana hamd ve Şükrü de farz kılmış. Niceleri o güne senin sahip olduğun nimetlerinden mahrum başlamıştır. Nicesi güven içindeyken o gün korkarak kalkmıştır.

Nice çalışan o gün işsiz kalmıştır. Nice zengin o gün fakir düşmüştür. Nice gözü gören o gün kör olmuştur. Nice sağlıklı insan o gün sağlığını kaybetmiştir.

Nicesi o gün sevdiklerini kaybetmiştir. Sana ise nimetler yenilenmiştir. O zaman de ki: Allah’a sonsuz hamd olsun. Salih amellerle ancak O’nun nimetleri tamamlanabilir. Prof Dr. Muhammed Ratib Nablusi

En sinsi hastalıklardan… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/en-siddetli-hastaliklardan-ve-cok-sinsi-hastaliktir-9542/feed 0
Yüzündeki İfade… http://www.hayretturkiye.com/yuzundeki-ifade-yillar-oncesinde-bosanmis-9539 http://www.hayretturkiye.com/yuzundeki-ifade-yillar-oncesinde-bosanmis-9539#respond Mon, 06 Aug 2018 12:28:50 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9539 Yüzündeki İfade; Yıllar öncesinde boşanmış olan çift yıllar boyunca tek çocukları olan...

Yüzündeki İfade… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yüzündeki İfade; Yıllar öncesinde boşanmış olan çift yıllar boyunca tek çocukları olan çok sevdikleri kızları için sık sık bir araya gelmek zorunda kalırlar.

Aradan 8 yıl geçmiş ikisi de evlenmemiş kız annesi ile beraber yaşıyor haftada birkaç kez de babasına gidiyor, onunla vakit geçiriyor. Kız her ne kadar anne babasını başkalarıyla paylaşmak zorunda kalmamış olsa da mutlu görünüyor olsa da, iç dünyasında derinlerde bir yerlerde boşanmış aile çocuğu olmanın sıkıntısını yaşıyor.

Aslında ikisi de anlaşamamış olmanın sonucu olarak boşanmışlar, lakin iki medeni insan gibi bir araya gelip kızlarına bunun eksikliğini hissettirmemeye çalışalım derken, eski mevzular açılınca, iğnelemeler, laf sokmalarla ortalık karışmıyor da değil.

Ne kadar toparlanmaya çalışılsa da olan tabi ki çocuğa oluyor. Artık kız büyümüş 18 yaşına basmıştır. Bu vesileyle bir araya gelmişler, her zamanki gibi birbirleriyle göz göze gelmeden, direk konuşmadan, kızlarına odaklanıp sözde onu mutlu etmeye çalışırlar. Baba bir ara;

“Al kızım bu zarfı annene ver, sen artık 18 yaşına bastın bu annene vereceğim son nafaka çeki. Artık annene ödeme yapmayacağım ne ihtiyacın olursa senin için hazırım. Zarfı açınca paragöz annenin yüzündeki değirmenin suyu kesildi ifadesini iyi seyret” diyerek zarfı annenin önüne doğru uzatır.

Anne hiç istifini bozmadan zarfı alıp açar ve intikam sözlerini sıralar; “Peki kızım şimdi sende babana 18 seneden sonra, aslında O’nun senin gerçek baban olmadığını söylediğimi söyle, sonra yüzündeki mosmor olmuş ifadeyi seyret.” der.

Elindeki çay bardağını düşüren adam o ana kadar yüzüne bakmadığı eski eşine hışım ve öfke ile döner, adeta gözlerinden ateş çıkmaktadır. Kadın aynı eda ile kızına “Şimdi de şaka yaptığımı söyle” Kız bu manzara karşısında “yeter artık ben sizin yanınızda hiç mutlu olamayacak mıyım bıktım artık didişmelerinizden laf sokmalarınızdan” diye bağırarak ağlamaya başlar.

Anne baba hatalarını anlamışlardır, aslında öfke ve kinle ağızlarından çıkan sözler onları tatmin etse de, esas zarar görüp yıpranan kendi canlarından olan evlatları. Kızlarının bu tepkisi bir nebze olsun kendilerine gelmelerini sağlamış ve iş işten geçmeden zararın neresinden dönsek kârdır diyerek kızlarından özür dileyip onu teselli edip onu bu şekilde bir daha üzmeyeceklerine dair söz vererek durumu düzeltmişler.

Yüzündeki İfade… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/yuzundeki-ifade-yillar-oncesinde-bosanmis-9539/feed 0
Bitter Çikolata ve 7 Faydası! http://www.hayretturkiye.com/bitter-cikolata-ve-faydalari-9536 http://www.hayretturkiye.com/bitter-cikolata-ve-faydalari-9536#respond Tue, 31 Jul 2018 19:32:10 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9536 Kakao bitkisi antioksidan kapasitesi oldukça yüksek ve tohumları çikolata yapımında kullanılan bir bitkidir.

Bitter Çikolata ve 7 Faydası! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kakao bitkisi antioksidan kapasitesi oldukça yüksek ve tohumları çikolata yapımında kullanılan bir bitkidir. Kakao ağacının tohumları önce mayalandırılır ve sonra kurutulur. Bu sayede acı lezzeti kırılarak hoş bir koku esansı elde edilir.

Yağı alınmış kakao tohumlarından ise çikolata yapılır. Kakao oranı yüksek bitter çikolatanın ise bu yararlı bitkiden kaynaklanan birçok faydası mevcut.

1- Polifenolik bileşiklerden zengin olduğundan kan akışını hızlandırarak zihinsel faaliyetlere destek verir.

Kahvatıdan 1.5-2 saat sonra yapılan kahve ve çikolatadan oluşan bir ara öğün; gün boyu konsantrasyon yeteneğini geliştirmeye ve hafızaya destek vermeye yardımcı olur.

2-Bitter çikolatanın, çikolatanın diğer türlerine göre magnezyumdan zengin olması kasların daha verimli çalışmasına destek vererek gün boyu zinde kalmayı ve fiziksel olarak daha aktif olmayı destekler.

3-İçeriğindeki antioksidan bileşenler ve magnezyum kalp sağlığını desteklemeye de yardımcıdır. İçeriğindeki antioksidan bileşenlerden biri olarak bilinen epikateşin kan basıncını düşürmeye yardımcıdır.

Yapılan bir çalışmaya göre; haftada 60 gr (günde 20 gr dan haftada 3 kez) bitter çikolata tüketmek felç riskini %20 oranında azaltıyor. Bununla birlikte yapılan başka bir çalışmaya göre ise; iki yıllık süre içinde haftada sadece iki kez çikolata yemenin, kalp krizinden doğan ölüm riskini azalttığı söyleniyor.

4-Kakao oranı yüksek bitter çikolatalarda bulunan teobramin adlı bileşen vücuttaki mitokandriyal işlemleri yani enerji metabolizmasını hızlandırarak gün boyu zindelik ve canlılık hissetmeye yardımcı oluyor. Bununla birlikte kahve ve çayda olduğu gibi %70 oranında kafein içermesi ile birlikte ise bu özelliğini güçlendiriyor.

5-Sütlü bir çikolata ile karşılaştırıldığında %15 daha az enerji içeriyor ve içeriğinde oleik asit olarak adlanrılan tekli doymamış yağ asitlerini barındırdığndan doymuş yağdan zengin diğer besinlerden farklı olarak kontrollü tüketildiği ve porsiyon miktarı doğru ayarlandığı takdirde kilo artışını tetiklemiyor.

6-Kakao yağı içerğinde bulunan resveratrol, endorfin ve seratonin hormon salgısını tetikleyerek vücutta rahatlama ve mutluluk hissinin yayılımını destekler. Bununla birlikte vücutta yine aynı etkiye sahip anandamid adı verilen ve neşe kimyasalı olarak da bilinen bileşenin salgısını tetikler.

7-Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bir ekip tarafından yürütülen bir çalışmaya göre; haftada en az bir veya üç porsiyon çikolata ürünü tüketen hamile kadınlarda yüksek tansiyon gelişme riskinin en az yarı yarıya düştüğü tespit edilmiş.

Araştırmada gebeliğin ilk üç ve son üç ayında düzenli çikolata tüketmeyen kişilerde yüksek tansiyon riskinin artış gösterdiği gözlenmiş. Tüm bu faydalarına ek olarak şeker içerdiği de unutulmadan kakao oranı %70-80 çikolatalardan günlük 20 gr.yi geçmeyecek şekilde tüketimi sağlık çerçevesinde olumlu olarak değerlendirilebilir. (Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu)

Bitter Çikolata ve 7 Faydası! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/bitter-cikolata-ve-faydalari-9536/feed 0
Düşmek Üzere olan Uçak! http://www.hayretturkiye.com/ucak-dusmek-uzereydi-ve-hostesler-bir-oyun-9532 http://www.hayretturkiye.com/ucak-dusmek-uzereydi-ve-hostesler-bir-oyun-9532#respond Tue, 17 Jul 2018 23:23:00 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9532 Pilot hostesleri çağırmış ve onlara demiş ki...

Düşmek Üzere olan Uçak! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Pilot hostesleri çağırmış ve onlara demiş ki, uçağımız düşmek üzere, bütün yolculara
söyleyin atlasınlar, deniz üzerindeyiz ve denize yakın uçuyoruz, eğer atlarlarsa…

Uçak pilotu bütün hostesleri ve kabin görevlilerini yanına çağırmış ve onlara şu uyarıyı yapmış; uçağın durumu iyi değil ve düşeceğimizi düşünüyorum fakat yolcuları kurtarmak için bir planım var. Denize yakın mesafeden uçuyoruz ve eğer yolcular denize atlarlar ise kurtulma ihtimalleri var eğer atlamazlar ise hepsinin hayatlarından endişe ediyorum.

Hostesler böyle bir şeyi yolculardan istemelerinin ve onların bunu kabul etmesinin neredeyse imkansız olduğunu düşünmüşler ve yolculara milletlerine göre bir oyun yapalım demişler. Akıllarına şu kurnaz oyunu yapmak gelmiş.

Amerikalı olan yolcuların yanlarına gitmişler ve demişler ki, “şuanda Japonların araştırma laboratuvarlarının üzerinden uçuyoruz eğer atlar ve oraya gitmeyi başarırsanız Japonların bütün teknolojik sırlarını ele geçirebilirsiniz.” Bunu duyan Amerikalılar dayanamamış ve hepsi birden atlamışlar.

İngiltereli olan yolcuların yanlarına gitmişler ve demişler ki, “şuanda dünyadaki en verimli toprakların üzerinden uçuyoruz hem de burada yaşayan halk teknolojik olarak geri kalmış. Eğer ilk siz ulaşırsanız buraları ele geçirir ve istediğiniz gibi sömürebilirsiniz.” Bunu duyan İngilizler dayanamamışlar ve hemen atlamışlar.

Sonra sıra Fransız yolculara gelmiş, erkek hostes işi devralmış ve “Hemen bu uçaktan atlayın yoksa! diye tehdit savurmuş. Bunu duyan Fransızlar hemen beyaz bayrakları çekmişler ve uçaktan atlamışlar.

Sonra Alman yolcuların yanına gitmişler ve “Hemen aşağı atlayın size emrediyorum” demişler, Almanlar da hemen “Heil” demişler ve atlamışlar.

Sıra Türklere gelmiş, hostes Türk yolcuların yanına yanaşmış, alaycı bir gülümseme ile yolculara hitap etmiş. Siz var ya siz bu uçaktan asla atlayamazsınız. Atlayın da görelim demiş, Sonrası malum… okuduğunuz için teşekkürler fakat bir şey diyeceğiz, Siz var ya siz bu yazıyı asla paylaşamazsınız 🙂 🙂

Bu yazıda anlatılanlar basit bir fıkradır, kimseyi incitmeyi veya aşağılamayı amaçlamaz. Milletler hakkında anlatılan komik benzetmelerdir.

Düşmek Üzere olan Uçak! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/ucak-dusmek-uzereydi-ve-hostesler-bir-oyun-9532/feed 0
Bu Tehlikeye Karşı Dikkatli Olun! http://www.hayretturkiye.com/bu-ve-benzeri-oyunlara-dikkat-edin-9529 http://www.hayretturkiye.com/bu-ve-benzeri-oyunlara-dikkat-edin-9529#respond Tue, 10 Jul 2018 15:13:29 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9529 Bir ihtiyacınız var ve bankaya gittiniz...

Bu Tehlikeye Karşı Dikkatli Olun! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bir ihtiyacınız var ve bankaya gittiniz, Yüklü bir miktar para çektiniz ve belli olmasın diye
bir poşetin içine koydunuz. Asıl tehlike şimdi başlıyor…

Siz kaldırımda yürümeye başladığınızda oyun başladı. Etrafına baktığınızda her şeyin normal olduğunu görüyorsunuz ama öyle değil.

Yürümeye devam ediyorsunuz ve karşınızda bir adam fenalaşıyor, üstünüze kusuyor ve yere yığılıyor. Ne olduğunu anlamadan adamı tutup yardımcı olmaya çalışıyorsunuz, bu arada çevrenizden bir yardımsever geliyor ve üstünüzdeki kusmukları temizlemeye çalışıyor.

Hala bir şey fark etmediniz mi? Herkesin başına gelebilecek bir olay olduğunu mu düşünüyorsunuz? ama olayın aslı şöyle…

Bankaların önünde bekleyen ve giren çıkanı gözleyen bazı kötü niyetli insanların gözüne takıldınız. Bu şebeke sizi takibe aldı ve dikkatinizi dağıtmak için bir oyun sergiledi. Paranızı çektiğiniz anda bir eleman yakınınızda beklerken diğeri kusmak için ilaç içti.

Çete elemanlarından biri belirlediği kurbanının üzerine kusmak için beklemeye başladı ve doğru anı yakalayıp üzerinize kustu, bütün dikkatiniz dağıldı hatta elinizde yılların birikimi olduğunu bile unuttunuz.

Olayın şaşkınlığı ile ne yapacağınızı bilemez bir halde kaldınız, ne olduğunu anladığınızda ise iş işten geçmiş oluyor. Kendinize geldiğinizde bir şeylerin eksik olduğunu fark ettiniz, elinizdeki para dolu poşet nereye gitmişti?

Bundan sonra yapacaklarınız belli, hemen polise haber verirsiniz ve emniyet ekipleri inceleme başlatırlar. Çevredeki bütün güvenlik kameraları incelenir ve zanlılar bulunur fakat paranızın tamamını geri alma ihtimaliniz oldukça düşük. Bu ve buna benzer olaylar ne yazık ki her gün yaşanıyor.

Yankesicilikten, kapkaçtan ve yaygın hırsızlık çeşitlerinden korunmak için bunları yapın;

1-) Üzerinizde yüklü para taşımayın. Ödemelerinizi banka kartı veya diğer ödeme yöntemleri üzerinden yapmayı deneyebilirsiniz. Yüklü ödemeleriniz için direkt banka içerisinden ödeme yöntemini deneyin.

2-) Kalabalık ve kargaşa olan bir yerde bulunduğunuzda, itiş kakış meydana geldiğinde çantanızı ve cepleriniz sık sık kontrol edin.

3-) Bankamatikten para çekeceğiniz veya bankamatiğe para yatıracağınız zaman şifrelerinizi kimsenin görmediğinden emin olun.

4-) Üzerinizde yüklü miktarda para taşıyorsanız bunu kalabalık ortamlarda göstermemeye dikkat edin. Kendinizi potansiyel mağdur durumuna düşürmemeye çalışın.

5-) Elinizde herhangi bir yük taşıyorsanız, çantanızı bu taşıdığınız şeylerin ortasına gelecek şekilde taşıyın. Poşetlerin veya paketlerin orta kısmına çantanızı koyun.

6-) Yolda yürürken çantanızı vücudunuza yakın olacak şekilde taşıyın, çantanızı sağlan bir şekilde taşıdığınızdan emin olun. Elinizden çekildiğinde tutabileceğiniz bir şekilde taşıyın.

7- Çantanızın fermuarlarının sağlam olduğundan, çalışır halde olduğundan emin olun. Fermuarsız ağzı tam kapanmayan çantaları kullanmamaya özen gösterin. Çantanızı mümkünse bileğinizde taşıyın.

😎 Aksesuar takıyorsanız, bunların kolayca çekilip çıkartılan şeyler olduğunu unutmayın. Dışarıda bu tür takıları takmayın.

9-) Tanımadığınız kişilerden yiyecek, içecek almayın. Ambalajlı bile olsa sigara, yiyecek içeceklerin içerisine uyku verici ilaçlar enjekte edilebilir. Özellikle yolculuk yapıyorsanız çok daha dikkatli olun.

10-) Ceketinizi üzerinizden çıkarmanız gerektiği durumlarda, mesela bir restoranda yemek yiyeceksiniz veya Cami şadırvanın abdest alacaksınız, değerli eşyalarınızı ceketinizin cebinde bırakmayın veya ceketinizi görebileceğiniz bir yere asın.

11-) Eğer bir hırsızlık olayı ile karşı karşıya kaldığınızı düşünüyorsanız hiç gecikmeden polis haber verin.

12-) Bir hırsızın değerli eşyalarınızı hızlıca yok edebileceği yöntemleri olduğunu unutmayın. Kaybettiğiniz her dakika sizin aleyhinize unutmayın.

Bu çok önemli konuyu mümkünse bütün sevdikleriniz, tanıdıklarınıza ulaştırın, mutlaka paylaşın.

Bu Tehlikeye Karşı Dikkatli Olun! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/bu-ve-benzeri-oyunlara-dikkat-edin-9529/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/herkesin-dikkatli-olmasi-gereken-bu-konuda-9525 http://www.hayretturkiye.com/herkesin-dikkatli-olmasi-gereken-bu-konuda-9525#respond Tue, 19 Jun 2018 19:09:55 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9525 Herkesin dikkatli olması gereken bu konuda yazılmış aşağıdaki yazıyı, belki afaki bulabilirsiniz ama dikkatli olmakta yarar var...

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Herkesin dikkatli olması gereken bu konuda yazılmış aşağıdaki yazıyı, belki afaki bulabilirsiniz ama dikkatli olmakta yarar var…

-Tüm anne babalar okusun çok önemli… Sosyal medyadaki bu tehlikenin farkında mısınız?; Hiç tanımadığınız biri size Facebook üzerinden arkadaşlık isteği gönderiyor.

Bu kişiyi tanımıyorsunuz ancak hoş bir profil resmi var, gayet inandırıcı ve masum görünen profili de inceleyip, arkadaşlık isteğini kabul ediyorsunuz. Küçük kızınızın okuldaki ilk günü.

Kızınız yeni elbisesi içinde o kadar sevimli ve harika görünüyor ki arkadaşlarınız ve akrabalarınız da onun bu sevimli halini görsün diye kızınızın bir resmini çekip Facebook’a koyuyorsunuz ve yer bildiriminde bulunuyorsunuz.

Kızınızı ilk defa okula bırakırken o kadar gurur duyuyorsunuz ki altına şunları yazıyorsunuz: “Kızımın ne kadar büyüdüğüne inanamıyorum.

Zaman uçup gidiyor. Kızımla gurur duyuyorum.” Altına da bir çok arkadaşınızdan sizin gurur ve sevincinizi paylaşan yorumlar geliyor. Buraya kadar herşey normal hiç bir sorun yok.

İnsan kaçakçısı; Bu esnada, üzerinde fazla düşünmeden Facebook arkadaşı olarak eklediğiniz gizemli kişi, kızınızın sevimli elbisesi içindeki resmini cep telefonuna kaydediyor ve çevresindeki yada yurtdışındaki farklı bir sürü pedofileye şu notu ekleyerek onun resmini gönderiyor:
-Türk kız, Yaş 6,Kahve rengi gözler, Siyah Saçlar. 35,000 Avro-

Kızınızın resmini, gümüş bir tepsi içinde, bir insan kaçakçısına verdiğiniz gibi aynı zamanda onun bulunduğu yerin adresini de verdiğinizin farkında mısınız?

Kızınızı okuldan almak üzere saatinde okula gittiğinizde onun orada olmadığını görüyorsunuz. Aslında, daha siz onun okuluna varmadan, bir yolunu bulup okuldan almışlar ve kızınız çoktan bir pedofile yani bir sübyancı şerefsize satılmıştı bile.

Kızınız şimdi uyutulmuş bir halde bir aracın bagajında teslim edileceği yere doğru yola çıkmış, belkide gemi ile yurt dışına gönderilecek. Allah kimsenin başına vermesin

Öncelikle; Hayatınız ile ilgili tüm detayları Facebook başta olmak üzere sosyal medya hesaplarınızda paylaşmayın. Evinizi, aracınızı, bahçenizi yer bildirimi yapıp yayınlamayın.

Sosyal medyayı kullanırken sorumsuzca davranmayın ve sosyal medyanın zararlarının da olabileceğini hesaba katarak hareket edin. Sanal ortamda insanların kendilerini çok farklı tanıtabileceklerini unutmayın.

Ayrıca gizlilik ve paylaşım ayarlarını sadece siz ve arkadaşlarınız görecek şekilde düzenleyin, arkadaşlarınızın arkadaşlarını bile buna dahil etmeyin.

Kesinlikle tanımadığınız insanları Facebook üzerinde arkadaş olarak eklemeyin. Çocuklarınız resimlerini de Facebook profil resminiz olarak kullanmayın… (Blog milliyetten alıntıdır)

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/herkesin-dikkatli-olmasi-gereken-bu-konuda-9525/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/yeryuzunun-aldigi-yagmur-orani-10-yillik-araliklarda-9522 http://www.hayretturkiye.com/yeryuzunun-aldigi-yagmur-orani-10-yillik-araliklarda-9522#respond Tue, 19 Jun 2018 17:31:35 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9522 Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu yazının yazıldığı sene de dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini çöpe atmayın herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de biraz su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bu çekirdekleri biriktirip arabanıza koyun, şehir dışına çıktığınızda, pikniğe gittiğinizde tarla kenarları , yol kenarları, gölet kenarları, yamaç gibi gördüğünüz toprak alanlara bu çekirdeklerinizi savurun.

Bu yaptığınız asla çevre kirliliği değildir tam aksine aksine çevre için yeni hayattır. Toprak hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir. Bunu yapmayın ve yaptırmayın. Meyve çekirdeklerini çöp poşetlerine asla hapsetmeyin.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.

En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet…

Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulamayı, bilinçli toplum olarak herkesin desteklemesi gerekiyor. Çevremizin ve doğanın yeşillenmesine , yeşil kalmasına yardım etmek, gelecekteki nesillerimizin daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesine mutlaka katkısı olacaktır.

Gelecekte etrafımızı sarmakta olan beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijen için bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Haydi çekirdeklerini biriktirip, toprakla buluşturmak için bir adım da sen at. Bu hafta sonu ailenle çocuklarınla bu etkinlik için birkaç saatini ayır lütfen… Sizde düşüncenizi paylaşmayı unutmayınız…

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/yeryuzunun-aldigi-yagmur-orani-10-yillik-araliklarda-9522/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/aman-dikkat-kalp-krizi-geliyorum-diyor-9519 http://www.hayretturkiye.com/aman-dikkat-kalp-krizi-geliyorum-diyor-9519#respond Tue, 19 Jun 2018 17:23:07 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9519 "Bana bir şey olmaz, benim başıma gelmez." diye düşünmeyin.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Aman Dikkat…Kalp Krizi Geliyorum Diyor… “Bana birşey olmaz, benim başıma gelmez.” diye düşünmeyin.

Artık son yıllarda her yaştan insan kalp krizi geçirebiliyor. Artık yaşlısı genci, kadını erkeği, zengini fakir, iyi besleneni, sağlıklısı, sporcusu demeden kalp krizi herkesin başına her an gelebiliyor.

Vücudumuz kalp krizi geçirmeden önce haber veriyor. Bu belirtilere önem vermek, dikkat etmek kalp krizi riskini azaltıyor. Başta kendi sağlığınız ve kendi hayatımız için, aşağıdaki belirtilere dikkat edip önemseyelim ve es geçmeyelim.

1- Yorgunluk: En ufak olayda ve eforda yoruluyorsanız problem var demektir. Çok kısa mesafeli yürüyüşlerde bile yoruluyorsanız oturup düşünmeniz gerekiyor.

Ayrıca sık sık kendinizi yorgun ve güçsüz hissediyorsanız bunun sebebi akciğerinize yeterli miktarda kanın ulaşmamasıdır. Kronik olarak yorgunluk yaşayan kişilerin kalp krizi riski oldukça yüksektir.

2- Göğüs Ağrısı: Özellikle sol koltuk altının ağrıması önemli belirtidir. Ağrılar en fazla 15 dakika sürer. Bu yüzden bu belirtilere dikkat etmelisiniz.

Kalp krizinin en önemli belirtisi göğüsün ağırması ya da sıkışarak rahatsızlık vermesidir. Göğüs ağrısı dışında vücudumuzun başka bölgesinde de ağrıya rastlanabilir.

3- Solunum Sıkıntısı: Kalp krizi gerçekleşmeden önce solunum sıkıntısı ve nefes almakta zorluk çekersiniz. Bunun sebebi ise damarlarınız tıkanık olduğundan dolayı akciğerinize kan gitmemesidir.

4- Baş Dönmesi ve Soğuk Terleme: Aşırı terlemeye başladıysanız kalp krizi geçirebilme riskiniz yüksektir.Başınız normalden daha sık dönüyorsa bunun nedeni beyne istenilen miktardan daha az kan gitmesidir.

Peki neler yapmak gerekir? Pek çok insan kalp krizi geçirdiği sırada tek başına oluyor, etrafta yardım edecek kimse yoksa hemen 112’yi arayın adresinizi verin, durumunuzu bildirin, dış kapıyı açın, komşulardan yardım isyetin, ayaklarınızı yükseğe koyup sırt üstü yatıp derin derin nefes alın.

Eğer arabada iseniz hemen kenara çekip dörtlüleri yakın, 112’yi arayın konumunuzu bildirin, araçta kalmayın, dışarı çıkıp aracın bagajını açın yere uzanın ayaklarınızı tampon yada bagaja koyarak yükseltin, sizi gören diğer araçlar da mutlaka yardım için duracaktır.

Her iki saniyede bir derin nefes alıp kuvvetlice öksürün ve bunu yardım gelene dek yada kalp atışlarınız tekrar normale dönene dek sürekli yapın.

Derin nefes almak ciğerleri oksijenle doldurur. Öksürmek kalbe tazyik yapar ve kan dolaşımını rahatlatır. Kalbe uygulanan bu tazyik, kalbin normal ritmine dönmesini kolaylaştırır.

Bütün bunlar size, bilincinizi kaybetmeden önce hastaneye yetişecek zamanı tanır. Ayaklarınız yukarı doğru kaldırılmış olduğundan vücudunuzdaki bütün kan kalbe basınç yapacaktır.

Bu pozisyonda yatmak kalbin normal çalışmaya düzenine geçmesine yardımcı olur bu konuda mümkün olduğunca çok kişiyi bilgilendirin.

Bu bilgi sayısız insanın hayatını kurtarabilir, daha fazla kişinin faydalanması için, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/aman-dikkat-kalp-krizi-geliyorum-diyor-9519/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/bir-universitede-profesor-derse-soyle-baslamis-9516 http://www.hayretturkiye.com/bir-universitede-profesor-derse-soyle-baslamis-9516#respond Mon, 18 Jun 2018 17:03:47 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9516 Bir üniversitede Profesör derse şöyle başlamış;

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bir üniversitede Profesör derse şöyle başlamış; “Düşünün ki bugün dünyanın son günü. Yarın bu saatte her şey bitecek. Kurtuluş şansınız yok. Bugün ne yapardınız?”

Sınıftaki öğrenciler söz alıp sırayla ne yapacaklarını söylemeye başlamış; “Tüm sevdiklerimi son bir kez görmek isterdim.” “Son vakitlerimi ailemle beraber geçirirdim.”

“Eskiden arkadaşlarımla bir araya gelir her gün basket oynardık, çok zevkli ve çekişmeli olurdu.Bir zaman sonra tüm ailelerimiz ve yakınlarımız seyretmeye gelmeye başladı, sonra bıraktık. Eski günlerdeki gibi basket oynamak isterdim.”

“Barbekü partisi yapardım, herkesi çağırırdım” “Tüm sevdiğim yemekleri yerdim” “Erkenden yatar, telefonu kapatır güzel bir uyku çekerdim.” “Ormanda son defa dolaşır, vadinin ucundaki şelaleye kadar gider oradan suya atlardım”

“Aşık olduğum ama bir türlü söyleyemediğim kişinin, önüne geçer, aşkımı itiraf ederdim.” “Güneşin doğuşunu ve batışını son defa seyrederdim.” “Akşam hiç uyumadan sabaha kadar yıldızları seyrederdim.”

“En sevdiğim yemeği hazırlar, tüm sevdiklerimi akşam yemeğe davet ederdim.” “Hayatta en çok gitmek istediğim yere gider, son günümü orada geçirirdim.” “Üzdüklerimi arar, dargın olduğum arkadaşlarımı arar, özür diler, barışırdım.”

Profesör söylenenleri tek tek tahtaya yazmış. Sonra bir müddet sessizlikle yazdıklarını gözden geçirmiş ve sınıfa dönerek;

Madem bu kadar, sizin için değerli şey var. Bu kadar değer verdiğiniz şeyleri yapmak için dünyanın son gününü mü beklemek lazım, yapmak istediklerinizi bir an önce yapmaya çalışın.

Zira ölümlü dünya da yaşıyoruz. Size yada karşınızda paylaşmak istediklerinize ölümün her an gelebileceğini unutmayın. Keşke yapsaydık diyeceklerinizi hayata geçirin, şimdi yapmaya çalışın.

Keşke yapmasaydım dediklerinizi düzeltmeye çalışın. Mutlu olmaya ve mutlu etmeye bakın. Kalp kırmadan, sınırları aşmadan da yaşanabiliyor.

Her gün paylaştığınız faydalı bilgiler, haberler ve ibretlik, ders veren hikayeler ana sayfanıza düşsün istiyorsanız, sayfamızı takip edebilirsiniz.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/bir-universitede-profesor-derse-soyle-baslamis-9516/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/emlakcilik-yapan-adam-her-sabah-9513 http://www.hayretturkiye.com/emlakcilik-yapan-adam-her-sabah-9513#respond Mon, 18 Jun 2018 16:55:40 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9513 Emlakçılık yapan adam her sabah bürosuna geldiğinde ilk iş olarak yeni yayınlanan gayrı menkul ilanlarını takip etmek için, kontrol etmeye başlar.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Emlakçılık yapan adam her sabah bürosuna geldiğinde ilk iş olarak yeni yayınlanan gayrı menkul ilanlarını takip etmek için, kontrol etmeye başlar.

Bir de bakar o da ne satılık dublex 5000 $. Herhalde ilan sahibi yanlış yazmış 500.000 diyeceğine 5000 demiş der kendi kendine. Yinede merak eder, en azından düzelttireyim diye sabah sabah telefon açar,

Telefondaki bayana; “Hanımefendi ilan için aradım ama bir yanlışlık var, galiba rakamı yanlış yazmışınız ” deyince, Karşıdaki kadın “Hayır yanlışlık yok, evet aynen ilanda resimlerini gördüğünüz ev 5000 $’a satılık”.

“Bayan şaka yapıyorsunuz galişba”, “Hayır, gayet ciddiyim”. Adam heyecanla evi aldım hemen geliyorum diyerek, sevinç ve şaşkınlıkla yola koyulur, süratle verilen adrese gider. Bakar ki aynen dendiği gibi. Hemen parayı kadına verir, tapuya gidip satışı yaparlar, imzaları atarlar tapusunu eline alır.

Hâlâ şoktadır adam, hayatının alışverişini yapmıştır.Tapu dairesinin kapısına gelince her iki tarafta sevinçle birbirlerine “Güle güle harca”, “güle güle otur” gibisinden hayırlaşıp, tam ayrılacakları sırada adam dayanamaz

“Hanımefendi lütfen merakımı bağışlayın, 500.000 $’lık evinizi çok çok daha iyi bir fiyata gözü kapalı 400.000’e bile satabilecekken, neden bir karavan bile alınmayacak kadar ucuza sattığınızı merak ediyorum” deyince,

Kadın çantasından anlaşmalı boşanma ilamını çıkarıp emlakçı adama gösterir ve der ki; “Eşimle ayrılalı tam iki ay oldu. Bu evi tam 20 yıl beraber çalışıp aldık, benden çok daha genç ve güzel birirni bulup beni terk etti, şimdi tatile gittiler.

Boşanırken ki anlaşmamızda şöyle yazdırdı, ortak mülkü satma yetkisini paranın yarısını bir kaç ay içinde satıp ona göndermem şartı ile kendisi bana verdi, malum artık çok meşgul, kendisinin bunlarla uğraşacak vakti yokmuş.

Bende anlaşma şartlarına uyup evi sattım, şimdi ona 2500 $’ını ve satış örneğini gönderip anlaşmayı tamamlamış olacağım”

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/emlakcilik-yapan-adam-her-sabah-9513/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/aglatan-olay-gozyaslarina-hakim-olamadi-9510 http://www.hayretturkiye.com/aglatan-olay-gozyaslarina-hakim-olamadi-9510#respond Sat, 16 Jun 2018 16:03:30 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9510 Peygamberimizi Ağlatan Olay Gözyaşlarına Hakim Olamadı Bir Daha Anlat Dedi..

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Peygamberimizi Ağlatan Olay Gözyaşlarına Hakim Olamadı Bir Daha Anlat Dedi..

Bir gün bir sahabe, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (sav) huzuruna gelerek cahiliye devrine ait bir vahşiliği şöyle dile getirir:

Ya Resulallah! Biz cahiliye devrinde kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömerdik. Benim de bir kız çocuğum vardı. Annesine, “Bunu giydir, dayısına götüreceğim” dedim. (Kadın bunun ne demek olduğunu iyi bilirdi.

Ciğerparesi, biricik evladı biraz sonra bir kuyuya atılacak ve orada çırpına çırpına can verecekti. Ne var ki, kadının böyle bir canavarlığın önüne geçme imkânı yoktu.

Yapabileceği tek şey, için için ağlayıp kanlı gözyaşı dökmekti). Hanımım dediğimi yaptı. Çocuk gerçekten dayısına gideceğini zannediyor ve cıvıl cıvıl koşuşuyordu.

Çocuğun elinden tutup daha önce kazdığım bir kuyunun yanına getirdim. Ona kuyuya bakmasını söyledim. O tam kuyuya bakayım derken, sırtına bir tekme vurdum ve onu kuyuya yuvarladım.

Fakat her nasılsa, eliyle kuyunun ağzına tutundu. Bir taraftan çırpınıyor, diğer taraftan da “Babacığım üzerin toz oldu” deyip elbisemi silmeye çalışıyordu. Buna rağmen bir tekme daha vurdum ve onu diri diri toprağa gömdüm.

Adam bunu anlatırken Sevgili Peygamberimiz ve yanındakiler hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Orada oturanlardan birisi “Be adam, Resulullah’ı, çok üzdün!” deyince, Efendimiz, adama “Bir daha anlat” dedi.

Adam olayı bir kere daha anlattı. İki Cihan Güneşi Peygamberimizin gözlerinden süzülen yaşlar mübarek sakalından aşağıya damla damla akıyordu.

Allah Resulü hadiseyi tekrar ettirmekle sanki şunu anlatmak istiyordu: “İşte siz İslam’dan önce böyleydiniz. İslam öncesi kömür ve demir gibiydiniz.

Şimdi ise altın ve elmas gibisiniz. Tekrar tekrar anlattırdım ki, İslam’ın size kazandırdığı insanlığı, güzel özellikleri bir kere daha hatırlayın!” (ismailaga.com.tr)

Hazret-i Ali (r.a.) bir gün yolda aceleyle giderken farkına varmadan bir karıncayı incitti. İncinen karınca, elini ayağını oynatarak yerde çırpınmaktaydı. Hazret-i Ali, karıncanın içine düştüğü durumu görünce pek üzüldü. O Allâhʼın arslanı, bir karıncanın incinmiş hâlinden dolayı perişan oldu. Karıncanın kendine gelip yürümesi için bir hayli emek sarf etti, birçok çâreye başvurdu. Fakat nâfile…

O gece Hazret-i Ali, rüyasında Rasûlullah Efendimiz’i gördü. Efendimiz ona şöyle buyurdular:

“‒Ey Ali! Yolda acele etme! İki gündür bir karınca yü­zünden gökler mâteme boğuldu. Buna da sen sebep oldun. Yoldaki karıncayı incittin. Öyle bir karıncayı incittin ki, o Allâh’ın nârin ve hassas bir mahlûkuydu. Vazifesi, Allâh’ı zikretmekti.”

Hazret-i Ali’nin vücudu titremeye başladı. Allâh’ın arslanı, bir karınca yüzünden ne hâllere düşmüştü. Efendimiz:

“‒Merak etme! Allah indinde şefaatçin, yine o karınca olacak. O karınca Cenâb-ı Hakk’a ilticâ edecek ve: «Yâ Rabbi! Hazret-i Ali bu işi kasten yapmadı. Ba­na bir zarar verdiyse de o, Sen’in velî bir kulundur. Sen onu bağışla!» diyecek.” buyurdular.

Ey yiğit! İyi bil ki böyle bir mâneviyat arslanının bir karıncaya karşı bu hâle düşmesi, dînî hassâsiyetinden kaynaklanıyordu. Görüldüğü üzere Hazret-i Ali gibi haşmetli bir yi­ğit bile, bir karınca yüzünden nasıl dertlere düştü!

Hakk’ın tecellîlerinden haberdar olan, Allâh’ın emrine uyan ve bu emre göre hareket eden kişiye ne mutlu! Kaynak: Osman Nûri Topbaş, 40 Soru 40 Cevap, Erkam Yayınları

Lütfen bu kıssayı herkes paylaşsın, çünkü; Resullah s.a.v efendimiz demiştir ki; “Allah, bizden herhangi bir şeyi işiten ve işittiği gibi de tebliğ edip başkalarına aktaran kişinin yüzünü ak etsin. Çünkü tebliğ edilen kişi, benden işiterek tebliğ edenden daha anlayışlı ve kavrayışlı olabilir.” (Tirmizi İlim, 5; İbn Mâce, Mukaddime: 1, 18)

ALLAH’IN lütfu hepimizin üzerine olsun AMİN Yazımızı Okuyanlar Paylaşıp Daha Çok Kişinin Okumasına Vesile Olsun İNŞAALLAH…

Rabbim Hepimizi İman Şuuru ile Kıyamet Gününde Sıddıklarla Peygamberlerle Velilerle Salih Kullarıyla Birlikte Haşr Eylesin İnşaAllah. Rabbim Hepimizin Duasını Kabul Eylesin.

Yüce Rabbim Duâmızı, İbadetimizi, Namazımızı Kabul Eylesin. Rabbim Herkesin Tövbesini Kabul Eylesin. Amin Paylaşmayı Unutmayalım

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/aglatan-olay-gozyaslarina-hakim-olamadi-9510/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/temel-yillar-sonra-gurbette-calisip-9507 http://www.hayretturkiye.com/temel-yillar-sonra-gurbette-calisip-9507#respond Wed, 13 Jun 2018 13:40:26 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9507 Murat Yol isterse...

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Murat Yol isterse… Temel, yıllar sonra gurbette çalışıp biriktirdiği parayla elden düşme bir Hacı Murat alır. Arabasıyla memlekete doğru yola çıkar. Lakin bir süre sonra arabası yolda arıza yapar. Yolun kenarına çeker, motor kaputunu açar, ne olduğunu anlamaya çalışıp öylece bakarken, yanına bir Ferrari yanaşır ve,

“Hayırdır hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim ilk tamirci 50 km ilerideli kasabada var”

Temel bu teklife çok sevinir. Arabasını çeki halatı ile Ferrarinin arkasına bağlarlar. Ferrarinin sahibi genç uyararak der ki;

“Ben hız yapmayı çok severim. Eğer dalıpta aşırı hız yaparsam, sen selektör yap beni uyar, tamam mı?” Temel ; “Tamam” der ve yola koyulurlar. Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 80 100 120 derken, Murat124 arkadan selektör yapar.

Ferrari durumu anımsar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari yeniden gaza basar, 80 100 120 150… Temel yeniden selektör ve yeniden anımsatır. Ferrari yavaşlar.

Yolda bu şekilde birkaç km ilerledikten sonra bir kavşaktaki kırmızı ışıkta dururlar. Derken bir Lamborghini lambalarda bekleyen Ferrariye yaklaşır; “Kapışalım mı?”

Ferrarici genç dayanamaz, hemen yanıtlar; “Nesine?” “İlerideki kasananın girişindeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur.”

Ferrarici hemen onaylar ve yarışa başlarlar. 120, 140, 180, 220 deken 220-250, 220-250 gitmeye devam ederlerken Ferraricinin aklında ne arkadaki Temel ne de sellektör kalmıştır.

O arada trafiği denetleyen helikopterdeki görevli polis, genel merkeze bilgi vermektedir:
“Amirim, bulunduğumuz güzergahtaki kasabanın kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında. 3 araç yarış yapıyor.

Ferrari ile Lamborghini saatte 250 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır selektör yapıp yol istiyor.”

Bu hikayeyi beğendiyseniz arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın! Daha fazlası için ise haber sayfamızı takibe alabilirsiniz.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/temel-yillar-sonra-gurbette-calisip-9507/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/michael-de-bakeyin-arabasi-ariza-yapinca-tamire-goturmus-9504 http://www.hayretturkiye.com/michael-de-bakeyin-arabasi-ariza-yapinca-tamire-goturmus-9504#respond Wed, 13 Jun 2018 12:55:26 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9504 Dünyaca ünlü kalp cerrahı Michael De Bakey’ın arabası arıza yapınca, tamire götürmüş.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Dünyaca ünlü kalp cerrahı Michael De Bakey’ın arabası arıza yapınca, tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açtıktan sonra, tanıdığı doktor De Bakey’e dönerek:

“Size bir şey soracağım; ben ve siz neredeyse aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, hortumları değiştireceğim, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım.

Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben boğaz tokluğuna anca karnımı doyurabiliyorum?” Bunun üzerine Dr. De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: “Bunların hepsini motor çalışırken yapmayı denesenize…”

Aralarında 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın da bulunduğu birçok dünya liderinin doktoru olan Amerikalı kalp cerrahı Prof. Dr. Michael DeBakey,

Houston’daki Methodist Hastanesi’nde 10 Şubat 1987 tarihinde Turgut Özal’a baypas ameliyatı yaptığında 78 yaşındaydı. DeBakey, bu ameliyattan sonra Türkiye’de “Özal’ın doktoru” olarak anılmaya başlanmıştı.

7 Eylül 1908 doğumlu ABD’li kalp cerrahı DeBakey mesleğinin büyük bölümünü icra ettiği Teksas eyaletinin Houston kentindeki Methodist Hastanesinde, 11 Temmuz 2008’de yaşamını yitirdiğinde 100 yaşındaydı.

Kalp nakli ve baypas ameliyatının öncüsü olan Rus doktor Vladimir Demihov için ‘Hocam’ diyen DeBakey, onun izinden gitmiş ve tüm dünyada ses getiren yeniliklere imza atmıştı.

Rus hocasını takip eden DeBakey, baypası geliştirdi ve 1932 yılında henüz tıp fakültesinde öğrenciyken ilk adımlarını attığı açık kalp ameliyatlarında kullanılan yapay kalp pompalarının öncüsü oldu.

70’ten fazla ameliyat aletinin icadında yardımlarda bulundu. Bugün modern tıp uzmanlarının kalp ameliyatlarında kullandığı birçok alet ve yöntemde DeBakey’in de imzası vardır.

Mart 2006’da kendisi de kalp ameliyatı geçiren DeBakey, 98 yaşında ameliyat geçiren ilk kişi olarak, ‘dünyanın kalp ameliyatı olan en yaşlı kişisi’ ünvanıyla literatüre geçmiştir.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/michael-de-bakeyin-arabasi-ariza-yapinca-tamire-goturmus-9504/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/nereden-nereye-geldik-dinleyin-9501 http://www.hayretturkiye.com/nereden-nereye-geldik-dinleyin-9501#respond Mon, 11 Jun 2018 20:09:48 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9501 Nereden nereye...

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Mutlaka Okuyun… Yaşanmış bir hikaye… Nereden nereye… “Ortaokul ve lise yıllarım; sıkı bir solcu ve devrimci bir zihniyete sahibim. Çok okuyorum.

Öğretmenlerim benim sağlam bir komünist olacağıma garanti gözüyle baktıkları için sürekli kendi kütüphanelerinde ki Lenin, Mao, Mussolini’nin kitaplarını hediye ediyorlar. Durmadan tarih okuyorum.

İslamcıların yerinin tek Arabistan olduğunu ve dünyayı sadece sosyalizmin kurtaracağına inanıyorum. Kimsenin yaşam şekline karışılmayacağı bir ülke hayal ediyordum.

Sonra birden, ansızın hayattaki en önemli şeyi öğreniyorum. Oysa hazır değilim henüz bu yükü kaldırmaya. Sağlığın en kıymetli şey olduğunu ve bütün ideolojilerin sağlık söz konusu olunca yok olduğunu öğreniyorum.

Sene 1995 ve annem ağır bir hastalığa yakalanıyor. Ameliyat olması gerekli. Babam hastanelerden sıra almak için günlerce uğraşıyor ama bir yıl sonrasına sıra veriyorlar. Okuldan eve hep korkarak geliyorum. “Ya ben okuldayken annem öldüyse!”

Bu korku beni bitiriyor. Derslerim kötüye gidiyor. “Koca ülkede annemi ameliyat edecek hastane ve doktor nasıl olmaz?” diye isyanlardayım.

Sonra babam elindeki avcundakini satarak bu günün parasıyla sıfır bir araba alacak kadar parayı temin ediyor ve doktora bıçak parası diye veriyor. Annem iyi olacak ya, giden parayı gözümüz bile görmüyor.

Hastane elimize bir liste verdi. Eczaneden aldığımız listenin içinde onlarca serum, iğne, ilaç hatta yara bandı kutuları dahi vardı. Bunların yarısı bile anneme kullanılmadı. Meğerse hastanelerin ihtiyaçlarını bizim gibi hastalar temin ediyormuş.

Hastaneden sonra ki günler daha içler acısıydı. Babam ilaç almak için gece üçte koltuğunun altına küçük bir battaniye alıyor sıraya girmek için gidiyordu. Akşam geldiğinde üç ilaçtan ikisi ya oluyor yada olmuyordu.

Diğer gün ve diğer günler hep aynı manzaraya tanık oluyordum. Hep düşünüyordum, sosyal bir devlet anlayışı böyle mi olmalıydı? O güne kadar okuduklarımda bir yanlışlık olmalıydı. Sorgulamaya başladım.

Tabi bu arada annemin durumu yine kötüye gitti. Evde yalnızım, ne yapacağımı bilmiyorum. Ambulansı aradım. Yok dediler.

Hasbelkader yine hastaneye gittik kendi imkanlarımızla ve bir yıl önceki işkencelerin daha fazlasını yaşadık. Annemi kaybetme korkusu ve dualar. Ve Rabbim ile tanışmak. İslamı öğrenme günlerine geçiyorum.

Ne tarih okullarda bana öğretildiği gibi, ne de islam bana empoze edildiği gibi değil. Sıfırdan başlıyorum araştırmaya, öğrenmeye… Üniversiteye gidiyorum. Bu defaki hayallerim çok başka. Tam bir mücahide bayan olarak, ülkemin gelişmesi için bende elimi taşın altına koyacağım.

Ve 28 şubat. Bir zamanlar benimde içinde olduğum o azgın azınlığın zulüm yılları.
Başörtüsünden dolayı okuldan atılıyorum.

Zamanında başörtülüler Arabistan’a gitsin diyen ben şimdi aynı şekilde imtihan oluyordum. Bana kimsenin yaşam özgürlüğüne karışılmadığı bir ülke hayal ettirenler şimdi yaşamı ben ve benim gibilere zindan ediyordu.

“Kızlar okumalı” diyen o güya çağdaş kadın dernekleri bizi okuyacak kızdan saymıyordu.
Toplumdan dışlanıyorduk. Kırgındım ama ülkeme hiç küsmedim. Yıllar içinde ben, ailem çok kez hastanelik durumlar yaşadık.

Bir kaza sonucu kızımın çene kemiği kırıldı ve yüzünün yarısı içine çöktü. Ambulans kısa sürede geldi ve yıllar öncesi adını bile söyleyemediğimiz plastik cerrahlar kızımın yüzünde hiç iz kalmayacak şekilde Allah’ın izniyle ameliyat ettiler.

Beş kuruş ödemeden evimize geldik. Zamanında kapısından kovulduğum okullarda şimdi konferanslar veriyorum. Artık hiç bir şeyin sloganlarla olmadığını anladım.

Şimdi bana yeni yetme ergenler “Sen biraz tarih oku, sosyalizmi öğren, yobaz olma!” diye güya ders verircesine mesaj atıyorlar.Güzel çocuklarım ben onların kitaplarını yazarak bugüne geldim.” Yazar / Safiye Çetinkaya.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/nereden-nereye-geldik-dinleyin-9501/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/biri-bahcesinde-topragi-eselerken-halka-seklinde-9498 http://www.hayretturkiye.com/biri-bahcesinde-topragi-eselerken-halka-seklinde-9498#respond Mon, 11 Jun 2018 19:54:53 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9498 Vaktiyle adamın biri bahçesinde toprağı eşelerken halka şeklinde bir kemik parçası bulmuş.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Vaktiyle adamın biri bahçesinde toprağı eşelerken halka şeklinde bir kemik parçası bulmuş. Bu kemik ona çok değişik gelmiş ve sultanın da bu ilginç kemiği beğeneceğini düşünerek, biraz da üç beş kuruş taltif alıp, sebeplenebilmek niyetiyle saraya sultanın huzuruna götürmüş.

Kemiği gören Sultan, aslında pek beğenmemiş ama huzuruna geleni boş çevirmemek için demiş ki “Tamam kemiğin ağırlığınca altın vereceğim sana.” Terazinin bir tarafına bu kemiği koymuşlar, diğer tarafına da sultan kesesinden bir altın çıkarıp atmış.

Terazi kıpırdamamış. Bir altın daha atmış, yine hareket yok. Biraz şaşkın bir şekilde kesesini olduğu gibi koymuş teraziye, yine hareket yok. “Allah Allah, terazi mi bozuk acaba?” diyerek kemiği yerinden kaldırdıkları gibi diğer taraf aşağı çökmüş.

Neyse demiş Sultan; Bu işte bir yanlışlık var demek ki, al bakalım bir kese altın” demiş. Adam itiraz etmiş. “Sen koca Sultansın, sözünden dönmek sana yakışırmı?Terazi denkleşmediki.”

Sultan adama hak vermiş. Söz verdi bir kere ne kadar olursa olsun o altınlar verilecek. Teraziye 1 kese daha eklemişler, peşinden 1 kese daha ama terazini kefesi yerinden oynamamış,en ufak bir kıpırdama yok.

En sonunda hazineden yığabildikleri kadar altın yığmışlar, nafile terazi olduğu gibi duruyor. Sultan bu duruma akıl sır erdirememiş. Bu işin sebebi nedir diye sormak için memleketin en bilge en kıymetli alimine durumu anlatıp saraya çağırmışlar.

Alim gelmiş, kemiği eline almış. Biraz inceledikten hafif bir tebessüm ederek terazideki altınları indirtmiş. Kemiği tekrar teraziye koymuş.

Herkes ne yapacağını merak ederken diğer kefeye yanında getirdiği bir avuç toprağı bıraktığı gibi kemiğin olduğu taraftaki kefe dengeye gelmiş.

Saray ahalisi ve sultan terazi denkleşince şaşkın bir şekilde bunun nasıl olduğunu sormuş.
Alim zat; “Sultanım bu gördüğünüz kemik, bir insanın göz çevresinin kemiğidir. İnsanın gözü sarayın bütün hazinelerini de verseniz doymaz.

Onu doyuracak tek şey bir avuç topraktır.” demiş. İnsanoğlu işte; gözünü bir avuç topraktan başka hiçbir şey doyuramıyor.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/biri-bahcesinde-topragi-eselerken-halka-seklinde-9498/feed 0
Misvak’ın Faydaları Nelerdir? http://www.hayretturkiye.com/misvakin-faydalari-nelerdir-9494 http://www.hayretturkiye.com/misvakin-faydalari-nelerdir-9494#respond Sat, 09 Jun 2018 16:11:59 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=9494 Hz. Peygamber, dişleri sararmış bir halde huzuruna çıkan bazı sahabelere şöyle buyurduğu bildirilir:...

Misvak’ın Faydaları Nelerdir? yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Misvak Mucizesi; Hz. Peygamber, dişleri sararmış bir halde huzuruna çıkan bazı sahabelere şöyle buyurduğu bildirilir: “Hayret doğrusu, nasıl oluyor da sararmış dişlerle dolaşıp duruyorsunuz. Dişlerinizi misvakla temizleyiniz.” (Ahmed b. Hanbel, I, 214)

Bu hadis-i şerifte ağız ve diş bakımı yapmayanlara bir azarlama var. Kendilerine zarar verdikleri gibi, çevredeki kimseleri de kötü görünüşleri ve ağız kokularıyla rahatsız edeceklerine işaret ediliyor.

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Misvak kullanmak ağzın temiz kalmasına ve Rabbın razı olmasına sebeptir.”

(Nesâî, Tahâret 4; İbn Huzeyme, Sahih, I, 70. Ayrıca bk. Buhârî, Savm 27; İbni Mâce, Tahâret 7)… “Misvak kullanınız. Şüphesiz misvak ağız için temizleyicidir.” (Buhâri, Savm, 27; Nesai, Tahâre, 4; İbn Mâce, Tahâre, 7; Dârimi, Vüdû,19)

Bu hadis-i şeriflerde misvakın faydaları zikrediliyor. hadisler ve sahabe uygulaması gösteriyor ki, diş temizliği yalnız abdest ve namaz, ya da Kur’an-ı Kerim okuma sırasında değil, sağlık açısından ve toplum içine çıkarken dikkat edilmesi gereken önemli bir temizlenme şeklidir.

Misvak’ın bu genel temizlik yönünü dikkate alan İslâm bilginleri beş yerde, diş temizliğinin müstehap olduğuna dikkat çekmişlerdir. Bu beş yer şunlardır:

a) Dişler sararınca, b) Ağzın kokusu değişince, c) Uykudan kalkıldığında, d) Namaza kalkılacağı zaman, e) Abdest alırken.

Buna, Kur’an-ı Kerim okumak veya toplum huzuruna çıkmak için yapılacak diş temizliği de ilâve edilmiştir (İbn Âbidin, Reddü’l-Muhtar, İstanbul 1984, I, 116; el-Fetâvâl-Hindiyye, Beyrut 1400/1980, I, 7).

Önce abdest ve namazla veya Kur’ân-ı Kerim okurken bedenimizin ve ağzımızın temiz olması ve toplum önüne çıkarken de, imanın belirtilerinden sayılan temizliğe dikkat edilmesi “Şüphesiz, Allah temizdir, temizliği sever.” (Tirmizî, Edeb, 41) hadisinde bildirildiği gibi,

Yüce Allah’ın sevgisini celbeder. Diğer yandan müslüman bu yolla, koruyucu hekimlik bakımından, sağlığı için gerekliği tedbirleri de almış olur. Ancak misvağın bulunamaması halinde dişleri, İslâmî ölçülere uygun olarak hazırlanmış fırça ve diş macunu veya sabunla, bu da bulunamadığı takdirde parmaklarla oğuşturmak suretiyle ve suyla temizlemek gerekir.

Misvak aslı olan erâk ağacından diş sağlığı bakımından faydalı olan maddelerinin bulunduğu, ağıza güzel bir koku verdiği ve mide için bir takım faydalarının olduğu belirlenmiştir.

Misvak kullanmak, ağız için temizlik ve hoşluk sebebidir.Fırçalanmayan dişler sararır, aralarında ve diplerinde gıda artıkları birikir. Bunlar ağız kokusuna ve diş çürümelerine sebep olurlar.

Diş etlerinde iltihaplanmalar olur. Misvak kullanmakla dişlerin çürümesi ve diş etlerinin iltihaplanması önlenir. Misvakın gözlere canlılık vermesi ve balgam söktürücü etkisi kimyasal özellikleriyle ilgilidir.

Misvak ph derecesi ağız yapısına uygundur. Tükürük bezlerinin ph derecesiyle misvak ph’ı aynıdır. Diş sağlığını temin eder. Sert kılları sayesinde diş arasına girerek, diş minelerine zarar vermeden plak ve tartar oluşumunu engeller.

Ayrıca düzenli kullanımda sararmayı ortadan kaldırır. Sigara kullananlar için şiddetle önerilir. Ağız kokusunu yok eder. Yatmadan önce dişler fırçalansa dahi mideden gelen gazlar kötü kokuya neden olabilir.

Misvaktaki doğal aroma, bu kötü kokuları giderir. Mide gazını gidermeye destek sunar.
Diş minelerini korur ve bakterileri öldürür. Diş macunları bütün bakterileri öldürürken, misvak sadece zararlı bakterileri öldürerek yararlı olanlarının vücudumuzda kalmasına yardımcı olur.

Baş ağrısına iyi gelir. Yapılan araştırmalarda , misvakın içerdiği maddeler ve doğal aromasının düzenli kullanımda baş ağrılarına da iyi geldiği saptanmıştır. Diş etlerini korur.

Diş eti kanamalarını önler. İçerdiği minerallerle aynı zamanda antioksidan (kanser önleyici) özelliğinden , diş eti ve dişlerin birleşiminde mikrop barınmasını engeller.

Misvak tamamen doğaldır. Doğal olması nedeniyle hiçbir zararlı kimyasal içermez. Ayrıca çok ucuz ve uzun süre kullanılabilir bir bitkidir.

Misvak’ın Faydaları Nelerdir? yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/misvakin-faydalari-nelerdir-9494/feed 0