Hayret Türkiye http://www.hayretturkiye.com Fri, 24 Nov 2017 04:44:21 +0000 tr-TR hourly 1 http://cdn.hayretturkiye.com/uploads/2016/05/hayret-türkiye-100x100.jpg Hayret Türkiye http://www.hayretturkiye.com 32 32 Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/ogretmen-ve-hikayesi-6507 http://www.hayretturkiye.com/ogretmen-ve-hikayesi-6507#respond Fri, 24 Nov 2017 04:44:21 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6507 Eğitimciliğe gönül vermiş, yüzlerce talebe yetiştirmiş,tek serveti yetiştirdiği öğrencilerin başarıları olan emekli öğretmen hayatındaki en değerli hatırasını anlatmaya başlar.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Eğitimciliğe gönül vermiş, yüzlerce talebe yetiştirmiş,tek serveti yetiştirdiği öğrencilerin başarıları olan emekli öğretmen hayatındaki en değerli hatırasını anlatmaya başlar.

Çiçeği burnunda yeni öğretmen olmuş Anadolu’nun ücra bir kasabasına tayin olmuştum. O yıllarda tek ulaşım demiryollarıylaydı.

Neredeyse iki gün süren yolculuğum bir kaç saat rötarla kasaba istasyonunda sona ermişti. tecrübesiz yol yöntem bilmez halimle öylece istasyona inmiş, elimde bavulumla geç gelmenin verdiği ne yapacağını bilmezlikle istasyon görevlisini yanına gittim, yeni öğretmen olduğumu söyledim, hava da kararmak üzereydi.

Güler yüzlü adam hocam mesai bitti okulda zaten 2 öğretmen var biri müdür,lojman var ama anahtar müdürdedir, O da epey uzakta oturuyor, burası gördüğün gibi az nüfuslu bir kasaba , burada otel falan da yok, gel seni bu akşam misafir edelim dedi.

Çaresiz peki diyerek yürümeye başladık istasyona yakın bir eve geldik kapıyı çaldı, açan yaşlı kadına anacım bu gece misafirin var kasabamızın yeni öğretmeni diye beni tanıttı, sonra bana dönüp merak etme evin gibi rahat ol diyerek istasyona döndü.

Evin kapısının üzerindeki yazı da dikkatimi çekmişti” misafir evin bereketidir” yazıyordu. Karı- koca güler yüzle hemen beni içeri davet ettiler, onların bu sıcak kanlılığı tedirginliğimi biraz olsun almıştı üzerimden.

Kadıncağız hiç sormadı bile, hemen sofra kurdu,birlikte yemek yedik ardından çay sohbet muhabbet iyice kanım ısındı onlara.Üzerimdeki yol yorgunluğu ile saat epey ilerlemiş, ağır bir uyku beni içine çekiyordu.

Ev sahiplerine de bir şey diyemiyordum, bir müddet daha geçti bir hareket yok, artık dayanamadım sordum anacım sizin buralarda kaçta yatılır diye. Hacı anne” evladım burada herkes işinde gücünde erken yatılır erken kalkılır, fakat biz son treni bekliyoruz birazdan geçer, onu bekliyoruz deyince.

Bende hay Allah bende size yük oldum herhalde bir yakınınız gelecek onu bekliyorsunuz dedim. hacı anne yok evladım kimseyi beklediğimiz falan yok, burası ırak memleket olaki geç vakit yabancı birisi gelirse etrafta ışığı yanan bir ev bulamaz sokakta kalır.

Gelen olursa ışığı yanan bir ev bulsun diye bekler ,sonra bir müddet istasyonu gözetler gelen yoksa öyle yatarız, istasyondaki çalışanda tembihlidir, gelen olursa sokakta kalmasın diye.

Kasabadaki ilk günümde bütün hayatıma yol gösterecek, ışık tutacak bir öğüt almış, insanı insan yapan bir şey öğrenmiştim “misafirperverlik” idi. O yazı ilk gün gibi gözümden gitmez “misafir evin bereketidir.”

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/ogretmen-ve-hikayesi-6507/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/egitim-ve-basari-sirri-6502 http://www.hayretturkiye.com/egitim-ve-basari-sirri-6502#respond Fri, 24 Nov 2017 02:49:33 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6502 Şehrin eğitim camiasındaki tüm öğretmen yönetici ve müdürler "eğitimde başarının sırrı" adlı panelde bir araya gelmişler.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Şehrin eğitim camiasındaki tüm öğretmen yönetici ve müdürler “eğitimde başarının sırrı” adlı panelde bir araya gelmişler.

Lakin çok çalışıp derece yapan başarılı ve hırslı öğrencilerin ön plana çıkarılıp ödüllendirilmesi ve takdir edilmesiyle genel olarak motivasyonun artacağını bu şekilde okullardaki eğitim seviyesinin yükseleceğini savunanlarla, bireysel başarı ve dereceden ziyada sevgi ve paylaşımla gurup çalışmalarıyla, genel başarıyı ön plana çıkararak topluma daha faydalı nesiller yetişeceğini savunanlar, bir türlü ortak nokta bulamamışlar.

Okul müdürlerinden biri söz alarak ” yarın ilimizdeki en başarılı derece ve birincileriyle övünen okulun son sınıf öğrencilerini yemeğe davet ediyorum, bizim okulun da son sınıf öğrencileri yemekte olacak, bakalım bireysel başarı ve hırs mı, yoksa paylaşma mı daha önemli size ispatlayacağım demiş.

Ertesi gün birbirini görmeyen iki ayrı salonda yemek masaları kurulmuş,iki farklı öğrenci gurubu bireyselciler ve paylaşımcılar ayrı salonlarda oturmuşlar, yönetici ve öğretmenler merakla izliyorlarmış.

Her iki salona da çorba servisleri yapılmış, bu çorbaları içmeleri gerekiyormuş. Müdür ise salondakilere 1 metre uzunluğunda kaşıklar vermiş ve çorbayı bununla içmeleri gerektiğini söylemiş. Müdürün dediğine göre sadece bu kaşıklar ile çorba içmelerine izin varmış. Müdür odadaki herkesin şaşkın bakışları arasında herkese afiyet olsun demiş ve izlemeye başlamış.

Misafir sınıftakiler uzun kaşıkları çorbaya daldırsalar da bir türlü ağızlarına yetişmemiş.Bakmışlar bu iş olacak gibi değil. Birer lokma bile alamadan softadan aç kalkmışlar.

Diğer sınıftaki her şeyi birlikte başarmayı öğrenen öğrencilerde ise uzun kaşıkları eline alıp çorbaya daldıran karşısındaki arkadaşına uzatmış ve bu şekilde masadan karınları tok kalkmışlar.

Ve müdür yaşananları hayret ve şaşkınlık içinde izleyenler dönerek son sözünü söylemiş “Toplumsal mutluluk ve başarı paylaşmaktan geçer, bölüşürsek tok oluruz bölünürsek yok oluruz.”

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/egitim-ve-basari-sirri-6502/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/akil-okulu-icin-gelmisler-ve-6496 http://www.hayretturkiye.com/akil-okulu-icin-gelmisler-ve-6496#respond Fri, 24 Nov 2017 00:20:49 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6496 Bir ülkenin uzak bir kasabasına başkentten görevliler gönderilmiş. Kasabaya varır varmaz hemen işe koyulmuşlar.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bir ülkenin uzak bir kasabasına başkentten görevliler gönderilmiş. Kasabaya varır varmaz hemen işe koyulmuşlar.

İlanatta bulunuyor, etrafa afişler asıyor, insanlara okula öğrenci topladıklarını bu yıl da bu bölgeden talebe alacaklarını bir lütuf şeklinde anlatırken kasabanın ileri gelen zenginlerinden bir adam merak etmiş dayanamamış ve sormuş.

“Burada da okul var,sizin okulun ne özelliği var, burada öğrendiklerinden fazla çocuklarımız ne öğrenecek?”,görevli burası “Akıl okulu” diye söze başlarken adam hemen atlamış “Akıl akıldır, aklın okulu mu olurmuş, insan ya akıllıdır yada değildir,akıl sonradan öğrenilecek bir şey mi,böyle bir şey nerede görülmüş?”diye gülmeye başlamışlar, kasabalılar da ona uyup hepsi gülerek dağılmışlar, görevli adama fırsat vermemişler.

Akşam evinde adam ailesi ve okula gönderdiği çocuklarıyla yemek yerken her zaman kendince onlara nasihatler edermiş. Bir insanın fikri neyse zikri odur. O hesap zengin adam her ne kadar çocuklarını okutsa da paranın ve para kazanmanın hep ön planda olduğunu , başarı güç her şeyin sahip olunan kazanılan parayla doğru orantılı olduğunu söylermiş.

O akşam da gündüz yaşanan olaydan bahis açmış.”Akıl okuluymuş hiç öyle şey mi olur” derken, okula giden oğlu söze karışmış” ama baba , bugün öğretmenimiz dedi ki, bu okul çok değerli, çok önemliymiş, ülkeyi yöneten insanlar hep bu okuldan yetişmiş, orada diğer derslerle beraber aklınızı nasıl doğru şekilde kullanacağınız öğretiliyor, sakın bu fırsatı kaçırmayın, gerekirse ben ailelerinizle konuşurum, her yıl ülkenin farklı yörelerinden buraya talebe alıyorlar ki iyi yetişmiş insanlar her yerde olsun.”

Adam biraz şaşırmış ve düşünmeye başlamış bu akıl okulu mevzusunu. Hiç aklından çıkmıyor her yerde bunu konuşuyormuş. Sonunda dayanamamış akşam evde yarın bu akıl okulunu görmeye gideceğini söylemiş.

Ertesi gün hazırlığını yapıp atına atlamış ve yola koyulmuş.Yol epey uzun sürmüş.Başkent uzaktan örüldüğü sırada yolda bir adama rastlamış, bakmış adam kör, yanına yaklaşıp nereye gittiğini sormuş, şehre gittiğini söyleyen adamın haline acımış “bende şehre gidiyorum, zaten bir kaç saatlik yol kaldı” diyerek attan inmiş, kör adamı bindirmiş.

Kendisi yaya adam atın üzerinde şehrin kapılarına geldiklerin de kör adam ” bir iyilik yaptın,gel beni meydana kadar bırak da tam olsun” demiş ve meydana kadar gelmişler. Tam o sırada kör adam bağırmaya başlamış

“İmdat yardım edin adam atımı çalmaya çalışıyor, yok mu benim gibi garibana yardım edecek kimse”, bu feryatlara ahali toplanmış adamı kıskıvrak yakalamışlar “at benim, ben ona yardım ettim”ne dese de dinletememiş doğruca hakimin karşısına çıkarmışlar.

Hakim ikisini de dinledikten sonra “bana baytar,nalbant ve saraç çağırın hemen ata bakıp gelsinler” demiş.

Az bir zaman sonra çağrılan kişiler hakimin karşısına gelmiş ve hakim tek tek atı onlara sormuş. Baytar “bu at falan yörenin atıdır, bizim buranın atlarından farklıdır”, nalbant “bu at burada nallanmamış falan yörede nallanmış onların nal dövmeleri buradakine benzemez”,saraç ” bu atın koşumları ve eyerindeki deri işçiliği falan yöreye ait burada yapılmamışlar.”

Hepsinin ağzından kendi memleketinin adını duyan adam şaşırmış nası oldu da bildiler diye.Hakim “at senin sen doğru söylüyormuşsun atını alıp gitmekte serbestsin” deyince adam dayanamamış “bunu yapmayı nasıl düşündünüz, bu adamlar benin atımın yöresini nasıl bildiler” diye sormuş.

Hakim” ben dahil bu adamlarda şehrimizdeki akıl okulunda okuduk. Orada aklımızı nasıl doğru şekilde kullanacağımız, doğruyu nerede ve nasıl bulacağımız öğretilir” demiş.

Adam “bende buraya akıl okulunu nasıl bir yer onu görüp sormaya gelmiştim, cevabımı aldım” diyerek heyecanla memleketine dönmüş,olanları ailesine ve etrafına anlatıp çocuklarını akıl okuluna göndermiş.

Nihayetinde şunu anlamış “Akıl herkeste var ancak onu beceri ve kabiliyete göre eğitmek gerekir,önce bilgi ve eğitim, bunlar olursa para zaten kazanılır.”

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/akil-okulu-icin-gelmisler-ve-6496/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/zengin-ailenin-fakir-komsulari-6493 http://www.hayretturkiye.com/zengin-ailenin-fakir-komsulari-6493#respond Thu, 23 Nov 2017 21:36:04 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6493 Bahçedeki yüksek duvar iki evi birbirinden ayırıyordu. İki komşu biri çok zengin iş sahibi patron, iki katlı lüks evde yaşıyor,

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bahçedeki yüksek duvar iki evi birbirinden ayırıyordu. İki komşu biri çok zengin iş sahibi patron, iki katlı lüks evde yaşıyor, diğeri yerine yenisi yapıla yapıla mahallede son kalan bir kaç yer evinden birinde kiracı olarak oturuyor.

Komşuluk tabi ki zayıf, erkeklerin selam sabahı bile yok ancak, kadınlar arada karşılaştıklarında selamlaşıp konuşurlar, öyle gidip gelmeleri de yok. ne var ki zengin ailenin gözü kulağı hep komşularının üzerindedir.

Akşam olunca yan evin saadetinin yansımaları, onların neşesi ,gülme sesleri duvarları aşıp komşu evde yankılanmakta, onlar da bu saadete gıptayla bakmaktadır.

Yine bir akşam komşudan gelen mutluluk ve neşeyi fark adam karısına ” ya biz o kadar zenginiz,bir elimiz yağda, bir elimiz balda, hiçbir derdimiz tasamız yok, ama bak şu fakirlerde ki neşe, mutluluk, keyif bizde yok. İnan sebebini çok merek ediyorum, sen kadınla tanışıyorsun, şunu bir sorsana” der.

Kadın ertesi gün komşusunun yolunu gözler heyecanla önüne çıkar, biraz sıkılarak biraz da utanarak saadet ve neşelerinin nasıl olduğunu sorar. Fakir komşu tebessüm ederek cevap verir

“Bizim bir alrın topumuz var, akşamları beyim eve geldi mi biz onunla oynar onunla vakit geçiririz saadetimiz bundan gelir”d eyince, kadın akşam daha eşi kapıda duydukları anlatır.

Ertesi güm adam kuyumcuya gider altın bir top sipariş verir. topu aldığı günün akşamı karı-koca karşılıklı topu birbirlerine atmaya başlamışlar, ancak hayalini kurdukları neşeyi hiç mi hiç hissedememişler, aksine topun ağırlığından düşmesi ve çarpması ile canları yanmış. Sabah olur olmaz kadın komşusunun kapısına gitmiş

“Biz senin dediği gibi altın top yaptırdık ama hiç neşelenemedik, hatta canımız yandı” deyince. Fakır komşusu durumu açıklamış

“Ah komşu o bildiğin top değil.Bizim sarı saçlı ,mavi gözlü ,dünya tatlısı bir kızımız var, biz ona altın top diyoruz. Akşam olunca bir babasına koşar bir benim kucağıma atlar, onunla vakit geçirirken her şeyi unuturuz bizim saadetimizin kaynağı o”

Harç nasıl ki tuğlaları birbirine kaynaştırır duvarı sağlamlaştırır,işte evlat da öyledir, karı-kocayı birbirine bağlar,aileyi sağlamlaştırır.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/zengin-ailenin-fakir-komsulari-6493/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/aganin-miras-atlari-6490 http://www.hayretturkiye.com/aganin-miras-atlari-6490#respond Thu, 23 Nov 2017 03:56:41 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6490 Vefat eden köy ağasının vasiyeti açılmış. Üç oğluna hitaben yazdığı vasiyette malının yarısı büyük oğluna, dörtte birini ortanca oğluna, beşte birini de küçük oğluna bıraktığı yazıyormuş.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Vefat eden köy ağasının vasiyeti açılmış. Üç oğluna hitaben yazdığı vasiyette malının yarısı büyük oğluna, dörtte birini ortanca oğluna, beşte birini de küçük oğluna bıraktığı yazıyormuş.

Ancak rahmetli ağa bir şart eklemiş önce atları paylaşacaksınız, sonra diğer malları, “eğer atları dediğim gibi paylaşamazsanız size hiç bir şer bırakmam” diyormuş vasiyette. Ağanın 19 tane atı varmış oğulları bakmış, düşünmüş taşınmış, oraya sor buraya sor bir türlü işin içinden çıkamamışlar. 19 at ne ikiye bölünüyor, ne dörde, nede beşe.

Bir hal çaresi aramaya başlamışlar. Ağanın çocuklarına köyden biri akıl vermiş “falan yerde bilge bir zât var, herkesin derdine bir çare bulurmuş”. Bunu duyan oğullar tez haber salın hemen gelsin diye emir verip adam göndermişler.

Bilge zâta haber gidince cevap göndermiş “Güveyliğe talip olan gelin tarafını ayağına çağırmaz, gider evinde misafir olur. Hasta olanın ayağına şifahane gelmez, o şifahaneye gider” diye. Büyük oğlan hatalarını anlamış hemen bilge zâtın yanına gitmek için yola koyulmuş.

Oraya varıca hatasından dolayı af dileyerek durumu anlatmış , bu işin içinden çıkamadıklarını söyleyip yardım istemiş. Bige zât yarın öğlen atların yanında buluşalım diyerek misafirini göndermiş. Ertesi gün atıyla rahmetli ağanın çiftliğine doğru yola çıkmış.

Vardığı zaman ağanın oğulları , çalışanlar köylüler toplanmış merakla bekliyor. Bilge zât kendi atının yularını sıyırmış, atların çitinin kapısını açmış ve göndermiş sürünün içine ve başlamış konuşmaya;” bu at size benden hediye olsun, şimdi etti mi 20 at.

Böl ikiye yarısı eder 10 at ayırın bunlar büyük oğlanın” 10 atı ayırmışlar. Devam etmiş “şimdi kaldı 10 at, yirminin dörtte biri eder 5 at ayırın bunlar da ortanca oğlanın” 5 atı da ayırmışlar. Bige zât yine devam etmiş ” kaldı 5 at , yirminin beşte biri eder dört. ne kalmıştı beş at.

Yani küçük oğlanın dört atı ve birde benim düldül, verin benim atımı, siz gayrisini halledin, hadi bana eyvallah diyerek meseleyi halletmiş..

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/aganin-miras-atlari-6490/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/erol-evginden-tepki-ceken-aciklama-6487 http://www.hayretturkiye.com/erol-evginden-tepki-ceken-aciklama-6487#respond Thu, 23 Nov 2017 03:04:12 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6487 Erol Engin'den sevenlerini üzen ve hayal kırıklığına uğratan bir açıklama geldi.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Uzun yıllardır halk tarafından sevilen Erol Evgin son zamanlarda yaptığı hakaret dolu açıklamalarla şimdi de tepkisini çekiyor.. Erol Engin’den sevenlerini üzen ve hayal kırıklığına uğratan bir açıklama geldi.

Daha evvelde “cahiller muhtarları seçsin” diyerek ortama bomba gibi düşen bir söz söyleyen Evgin şimdi de ev hanımlarına “evde atıl vaziyette börek açıyorlar” diyerek ev hanımlarını küçümseyen ve aşağılayan sözler sarf etti.

Ev hanımlarının yaptığı fedakarlıkları ve ailelerine gösterdikleri özeni atıl olarak görmesi sevenlerini ve takipçilerini üzdü. Ev hanımlarının evlerinde yaptıkları işleri küçümsemesi büyük hayal kırıklığına sebep oldu.

Evgin’in küfürle ilgili sözleri de çok dikkat çekiciydi. Küfür lugatının iyi olduğunu söyleyen Evgin, “Küfretmeyi severim. Argo zenginliktir” diye konuştu. Haber ajansımızın Evgine vereceği tek cevabı “Gel de ne çektiğimi birde bana sor” diyor fakat hiç ev hanımlığının ne kadar zor olduğunu ev hanımlarının neler çektiğini sormuş mu, hiç düşünmüş mü? Acaba kendi evindeki işleri kim yapıyor, tahmin ediyoruz ki kendisi yapmıyor.

EROL EVGİN KİMDİR?

Erol Evgin 16 nisan 1947 İstanbul doğumludur ve 69 yaşındadır. Baba tarafından Vanlıdır. POPSAV’ın kurucusu olan Türk pop müziği sanatçısıdır. Sunuculuk, oyunculuk ve mimarlık da yapmıştır.

Yüksek mimar Emel Evgin ile evli ve 2 çocuk babasıdır. Oğlu Türk pop müziği sanatçısı Murat Evgin’dir. Liseyi İstanbul Erkek Lisesi’nde, üniversiteyi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yüksek Mimarlık Bölümü’nde okumuştur. Bir dönem aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak da çalışmıştır.

Daha sonra eşi ile birlikte bir mimarlık bürosu açmışlardır. Ayrıca Popüler Müzik Sanatı Vakfı’nın (POPSAV) kurucusu olup, üç yıl vakfın Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmıştır. Halen POPSAV Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. Evgin Almanca ve İngilizce bilmektedir…

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/erol-evginden-tepki-ceken-aciklama-6487/feed 0
Sarımsağın Faydaları http://www.hayretturkiye.com/sarimsagin-bilinmeyen-faydalari-6484 http://www.hayretturkiye.com/sarimsagin-bilinmeyen-faydalari-6484#respond Thu, 23 Nov 2017 02:04:27 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6484 Sağlığımıza Yararları nelerdir?

Sarımsağın Faydaları yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Tüm dünya tarafından bilinen ayrıca Latince adı ‘Allium Sativum’ olan sarımsak, yüzyıllardan beri hem sofralarda bir yiyecek olarak, hem de çeşitli hastalıklar için şifa amacıyla kullanılıyor. Anavatanı Hindistan olan ve mutfağımızdan eksik etmediğimiz sarımsağın tarihi, insanlık kadar eski.

Osmanlı tarihinde de sarımsağın tedavi edici yönü konusunda kayıtlar bulunmaktadır. Padişah 4. Mehmet’in Hekimbaşı olan Nasrullah oğlu Salih, 17. y.y.’ın ikinci yarısında yazmış olduğu bir eserde, sarımsağın özellikle kış aylarında gülsuyu ile beraber yenilmesi halinde, bağırsak parazitleri, ishal, yılan ve akrep sokması, kuduz köpek ısırması gibi rahatsızlıklara iyi geleceğini bildirmiştir.

Sarımsak kokusu yüzünden kullanıma geç girmiş bir sebzedir. Bu yüzden, Avrupa ülkelerinde sarımsak üretimi 15 ve 16. yüzyıllarda başlamıştır. Ülkemizde sarımsağın ne zaman kültüre alındığı bilinmemektedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde sarımsaktan söz etmektedir. Yalnız, Orta-Asya Türkleri sarımsağı tanıdığı için, Anadolu’ya gelen Türklerin çok daha önceden sarımsağı kullanmış olmaları mümkündür. Ayrıca, sarımsağın anavatanı içinde Anadolu’da bulunmaktadır.

Halk arasında, yüzyıllar boyunca birçok hastalık ve rahatsızlığa çare olarak kullanılan sarımsak, günümüzde de, modern tıbbın gelişmediği veya ulaşamadığı yerlerde iştah açıcı, yaraları iyileştirici, tansiyon düşürücü, öksürük kesici, tifo, dizanteri ve damar tıkanıklığı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaya devam etmektedir.

Sarımsak Vitamin Deposu
Sarımsağın bileşiminde şekerler, vitaminler (A, B, C), kükürtlü bir uçucu yağ ve içerisinde bol olarak allil sülfür bulunuyor. Sarımsağın özel kokusu ve tadı bundan ileri geliyor. Sarımsağın ihtiva ettiği yağ olan ‘Oleum allicine’, 1944 senesinde J. Cavallit•ve J. Bailey adlı iki Bilim adamı tarafından keşfedilmiş. Bu yağın 1 miligramı, 15 OE penisilinin aktivitesine eşit kıymetli bir deva.

Sarımsak Salgın Hastalıklara Karşı Kalkandır
Uzmanlar, sarımsağın, salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen en önemli faktör olduğunu belirtiyor. Mikroplarla iç içe yaşayan, kontrolsüz yiyecekleri tüketen, kanalizasyonların yollara aktığı gecekondu mahallelerinde yaşan insanların salgın hastalıklarla karşılaşmamasının en büyük sebebi, sarımsak olarak gösteriliyor.

Yalnızca mikrobik hastalıklardan insanları koruyan sarımsak, Avrupa’da en önemli ölüm sebebi olarak bilinen Kanser ve damar hastalıklarına karşı da insanları koruyor.
Bugün dünyada en fazla sarımsak yenen ülke olan Bulgaristan’da kanser ve damar sertliğinden ölenleri sayısı, Avrupa’ya nazaran 6-7 misli düşük. Ayrıca İsveçli çocuklar, çocuk felcine karşı da koruduğu anlaşılan sarımsağı yiyerek okula gidiyorlar.

Uzmanların tespitlerine göre, sarımsağın insan sağlığı açısından en önemli faydaları şöyle:

Ölümlere sebep olan atardamar kireçlenmesine iyi geliyor. Yara ve çıbanları iyileştiriyor. Krampları yok ediyor. Akciğeri, karaciğeri, safra kesesini ve kalbi kuvvetlendiriyor. Bağırsak kurtlarını ve diğer parazitleri öldürüyor.
Mide ve bağırsakları dezenfekte ediyor. Zararlı bakterileri yok ediyor. İştahı açıyor. Nezleyi yok ediyor.

Nefes borusu rahatsızlıklarına, bronşite çok iyi geliyor. Veremlilere sarımsak yemeleri tavsiye ediliyor. Tansiyonu düşürüyor. Ateşi düşürüyor. Bağırsak gazlarını ortadan kaldırıyor. Grip mikrobunu öldürerek vücudu bu hastalığa karşı koruyor. İdrar yollarında taş oluşumunu engelliyor.

Kalp adalelerini güçlendiriyor. Kalbi besleyen kroner damarları genişletiyor. Cinsel gücü arttırıyor. İdrar söktürüyor. Vücudu sivrisinek ve haşerelerden koruyor. Safra salgısının salınımını arttırıyor. Kabızlığı önlüyor. Saç Dökülmesini yavaşlatıyor. Sesi güzelleştiriyor. Sarımsağın

Sağlığımıza Yararları

Yukarıda belirtildiği gibi, tüketilen sarımsağın besin değeri ihmal edilecek değerde olmasına karşın, sağlığımıza yararlı etkileri çok fazladır. Şöyle ki;

Sarmısak, bedenin bağışıklık sistemini uyarır: yani antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır: Bu bağlamda nezle, soğuk algınlığı, uçuk; mide, bağırsak ve mantar iltihapları, arpacık gibi bakteri, virüs ve mantarların oluşturduğu enfeksiyonlar sayılabilir.

Kandaki kolesterol düzeyini düşürür: Yapılan araştırmalar, günde iki diş sarımsak yiyen kişilerin kolesterol düzeyinde, kısa dönemde %10’luk düşüşlerin gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Sarmısak, kanı sulandırır ve kan dolaşımını hızlandırır: Bu sayede sarmısak, kalp krizi ya da felç geçirmeye neden olabilecek damar tıkanıklıklarını önler.

Yüksek tansiyonu düşürür: Araştırmalar, makul düzeyde sarmısak alımının bile bu etkiyi sağladığını göstermektedir.
Sarmısak, kan sekerinin düzeyini düşürür: Bu sayede bazı şeker hastalarına sarmısak yemenin iyi geldiği yapılan bilimsel araştırmalarla saptanmıştır. Bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. Yapılan araştırmalarda sarmısak tüketen kişilerde, özellikle mide kanserine yakalanma tehlikesinin azaldığı belirlenmiştir. Sarmısak kronik bronşiti önler, etkisini azaltır.

Balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür.İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Sarmısağın, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu, Doğu ve Batı kültürlerinde savunulmaktadır. Sağlığımıza yararlı bu etkilerinden faydalanmak için, sarımsağın diyetimize katılması ve günde iki diş sarmısak yenmesi gerekir.

Daha fazla tüketilmesi sarımsağın yararını artırmaz. Ayrıca sarımsağın yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi sağlığa yararlı etkilerini azaltmaktadır. Kokusundan şikâyetçi olanlar için piyasada sarmısak kapsüllerinin satılmakta olduğunu da anımsatırız.

Sarımsağın Faydaları yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/sarimsagin-bilinmeyen-faydalari-6484/feed 0
Dilencilerin Kucaklarındaki Bebekler Neden Devamlı Uyur! http://www.hayretturkiye.com/dilencilerin-kucaklarindaki-bebekler-devamli-uyur-6480 http://www.hayretturkiye.com/dilencilerin-kucaklarindaki-bebekler-devamli-uyur-6480#respond Thu, 23 Nov 2017 01:52:58 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6480 Hemen hemen her sokak başında gördüğümüz dilenci kadınların kucaklarındaki çocuklar sürekli uyuyor.

Dilencilerin Kucaklarındaki Bebekler Neden Devamlı Uyur! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Dilencilerin kucaklarındaki bebekler neden hep uyur!

Hemen hemen her sokak başında gördüğümüz dilenci kadınların kucaklarındaki çocuklar sürekli uyuyor. Her gün gördüğümüz bu görüntünün gerçek yüzünü gösteren bu yazı sosyal paylaşım sitelerinde bir çok defa yayınlanmıştı. İşte dilenci kadınların kucaklarındaki bebeklerin neden hep uyuduklarını bütün acımasızlığıyla yüzümüze çarpan o yazı…

Bir metro istasyonu yakınında genç yaşlarda bir kadın oturuyor. Kadının saçları karma karışık ve kirli, başını dertli bir şekilde öne eğmiş. Yanı başında bir çanta duruyor. Yoldan geçen insanlar çantaya para atıyor. Kadının kucağında uyuyan iki yaşında bir bebek var. Bebek, üstünde kirli kıyafetler içinde olaylardan habersizce uyuyor.

Kadının bulunduğu noktadan geçen sayısız insan ona para veriyor. Kötü bir niyetinin olduğunu hiç düşünmeden, her zaman cebindeki son kuruşu ve üzerindeki son kıyafeti hayırlı bir iş yaptığını düşünerek vermeye hazır olan insanlar. Tam bir ay boyunca bir dilencinin yanından geçtim. Bunun çete kontrolünde bir kandırmaca olduğunu bildiğimden dilenciye para vermedim. Bir ay sonra dilencinin önünden geçerken aniden bir şey fark ettim…

Yine her zamanki gibi pis bir eşofman giydirilmiş bebeğe baktım. Sabahtan akşama kadar kirli ve gürültülü bir metro istasyonunda bir çocuğun bu kadar sakin durması tuhafıma gitti. Bebek sürekli uyuyordu. Ağlamıyordu, sesi çıkmıyor veya bağırmıyordu, sadece başını annesinin dizlerinde öylece uyuyordu.

Değerli kardeşlerim, aranızda çocukları olan var mı? 1-2-3 yaşlarındaki çocukların ne sıklıkta uyuduğunu hatırlarsınız. İki veya en fazla üç saatlik( ardışık olmayan) öğleden sonra şekerlemesi yaparlar ve bu aralıklarla tekrar eder. Ancak ben bir ay boyunca dilencinin kucağındaki bebeği bir kere bile uyanık görmedim! Dilenci kadının dizlerine gömülü olan bebeğin yüzüne baktım ve içimde beliren şüphe daha da arttı. Gözlerimi bebeğe dikerek dilenciye sordum: “Neden sürekli uyuyor?”

Dilenci kadın beni duymamış gibi yaptı. Gözlerini indirdi ve yüzünü ceketinin yakasına sakladı. Soruyu tekrarladım. Kadın tekrar yukarı baktı. Ardından arkamdaki bir yere iğrenmiş bir şekilde baktığını fark ettim. Bas git, diye mırıldandı. Ben adeta çığlık atar gibi “neden sürekli uyuyor?” diye sordum bir daha. Arkamdaki kişi omzuma elini koydu. Arkamı döndüm. Yaşlıca bir adam, tasvip etmeyen bir tavırla bana bakıyordu:

“Ondan ne istiyorsun? Ne kadar zor bir hayat yaşadığını görmüyor musun?” Eh… Elini cebine attı ve biraz para aldı ve dilencinin çantasına koydu. Dilenci tevazu ve büyük bir üzüntü ifadesi takınmış yüz ifadesi takınarak teşekkür etti. Adam omzumdan elini çekti ve metro istasyonundan uzaklaştı. Ertesi gün bir arkadaşımı aradım. Arkadaşımdan bu işin bariz bir şekilde organize edilmiş olduğunu öğrenmeyi başardım. Dilencilikte kullanılan çocukların alkolik ailelerden “kira”landığını veya en basit şekliyle kaçırıldığını öğrendim.

Bu bebeğin tüm gün uyuması için dilenciler tarafından ona alkol ya da uyuşturucu verildiğini de şaşkınlıkla dinledim. Tabii ki, küçücük çocukların vücutlarının böyle bir şok ile baş etmesi mümkün değildir, bu nedenle çocuklar çoğunlukla ölür. En korkunç şey ise – bazen bu çocuklar “iş günü” içerisinde ölür. Ve sözde annenin akşama kadar kucağında ölü bir çocuğu tutması gerekir. Bu bir kuraldır. Yoldan geçenler torbaya biraz para atar ve bunun ahlaki ve doğru bir şey olduğuna inanır, bunun “yalnız” bir anneye yardım etmek olduğunu düşünür. Ama değildir.

Ertesi gün aynı metro istasyonunda yürürken gazeteci kimliğimle konuşmaya hazırdım. Dilenci kadın aynı yerde oturuyordu ve kucağında dünkünden farklı bir çocuk vardı. Ona bu çocuğun belgelerini ve dünkü bebeğin nerede olduğunu sordum. Cevap vermedi. Fakat yanımdan geçen insanlar neden çocuklu ve yoksul bir dilenciye bağırdığımı sorup aklımı kaçırdığım imasında bulundular. Bunun üzerine metro istasyonundan bir koruma eşliğinde zorla çıkarıldım. Yapmam gereken tek şeyin polisi aramam gerektiğini biliyordum ve aradım. Fakat polis geldiğinde ortada ne dilenci ne de bebek vardı.

Şayet siz de sokak başlarında çocuklarıyla dilenen kadınlar görüyorsanız, para vermeden önce bir defa daha düşünün. Para vermediğiniz zaman sektörleşmiş bu tür kötü niyetli işler bir süre sonra sona erecektir. Böylece çocukların alkol ve herhangi bir ilaç verilerek kullanılmasına ve sömürülmesine de engel olacaksınız. Dilenci kadınların kucağında uyuyan bebeğe sakın şefkat ile bakmayın. Bu korkunç gerçeği görün! Artık artık bu yazıyı okuduğunuz için dilencilerin kucağındaki bebeklerin neden sürekli uyuduğunu biliyorsunuz. Paylaşın herkes öğrensin…

Dilencilerin Kucaklarındaki Bebekler Neden Devamlı Uyur! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/dilencilerin-kucaklarindaki-bebekler-devamli-uyur-6480/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/cerrahin-telefonu-caldi-6472 http://www.hayretturkiye.com/cerrahin-telefonu-caldi-6472#respond Thu, 23 Nov 2017 00:39:13 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6472 Uzman Cerrahın Arif Bey'in telefonu defalarca çalar. Hastaneden görevli arıyordur. Cerrah "efendim? sizi dinliyorum"

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Uzman Cerrahın Arif Bey’in telefonu defalarca çalar. Hastaneden görevli arıyordur. Cerrah “efendim? sizi dinliyorum”
Görevli: “Kusura bakmayın rahatsız ettim ama acil ağır hasta var. Lütfen işinizi bırakıp gelin”
Arif bey: tamam geliyorum deyip acele şekilde hastaneye gider. Hastanede cerrahı hastanın babası sinirli bir halde kapıda karşılar ve cerraha bağırarak: “oğlum ne halde hastanede cerrah bulamıyoruz! Neredesiniz niçin bu kadar geç geliyorsunuz?! Sizin çocuğunuz olsaydı böyle rahat davranır mıydınız!” Cerrah Arif Bey tebessüm edip:

“Hastaneden aradıkları anda yola çıktım ve hızlıca geldim merak etmeyin” der ve ameliyathaneye girer. Ameliyat meşakkatlidir ve 3 saat sürer, cerrah ameliyathaneden çıkıp koridorda bekleyen babanın yanından öylece geçip gider. Daha sonra yardımcı doktor çıkar ve babaya “merak etmeyin oğlunuzun durumu iyi, ameliyat başarılı geçti” der. Hastanın babası sevinir fakat cerraha haber vermediği için sinirlidir: “Bu cerrahta hiç insaf yok mu? Yanımdan geçerken ameliyatın iyi geçtiğini söylese ne olurdu sanki? Hiç insanlık kalmamış” diye söylenir.

Yardımcı doktorun yüzü düşer ve hastanın babasına açıklama yapar: “Cerrahımız Arif Bey çok iyi bir insandır aslında. Onun oğlu dün geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti, bugün de cenazesi vardı. Hastaneden arayınca acil cenazeye bile katılamadan gelmiş. O sebeple hızlıca geri gitti. Yani oğlunu defnedemeden sizin oğlunuzun ameliyatı için hastaneye geldi…”

Hastanın babası yutkunur ve gözyaşları süzülür. Söyledikleri için çok pişman olmuştur…

Sağlık sektöründeki tüm çalışanlara saygılarımızı sunarız. Bu hikayeden alacağımız ders: Sadece sağlık sektörü değil, bütün insanlık için empati çok gerekli bir şeydir. İnsanların neler yaşadığını bilmeden onları yargılamamalıyız. Aynı şekilde sağlık çalışanlarının da hastalara karşı empati duyması gereklidir. Bu işler böyledir, herkes birbirine saygı çerçevesinde davranmalıdır. Hepimiz insanız ve hepimizin kusurları var. Kimse kendisini üstün görmemelidir…

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/cerrahin-telefonu-caldi-6472/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/gecenin-ucuydu-saat-6474 http://www.hayretturkiye.com/gecenin-ucuydu-saat-6474#respond Thu, 23 Nov 2017 00:37:23 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6474 Gecenin üçünde telefonum çalmaya başladı. Arayan annemdi. Çok yorgun olmama rağmen telefonu duymuştum. Şaşkınlık ve korku içinde...

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Gecenin üçünde telefonum çalmaya başladı. Arayan annemdi. Çok yorgun olmama rağmen telefonu duymuştum. Şaşkınlık ve korku içinde telefonu açtım. Başlarına bir şey mi gelmişti acaba? “Anne ne oldu?” dedim heyecanla.
Annem “Oğlum iyi misin nasılsın?” diye sordu. Bu saatte sorulacak soru muydu bu… Şaşkın şekilde “Anne iyiyim de hayırdır ne oldu siz iyi misiniz asıl?” dedim.

Annem, “hepimiz iyiyiz yavrum, baban da iyi bir sıkıntı yok. Sadece seni özledim sesini duymak istedim” dedi. İyice şaşırmıştım ve öfkelenmiştim. Bütün gün çalışıyordum gece de uyumak hakkımdı ama böyle gereksiz bir sebepten annem gece gece beni arıyordu. Gerçekten buna anlam verememiştim. Sabah erkenden işe gidecektim gecenin bu vakti hal hatır sormak için telefon mu edilir diye düşündüm ve sesimden de kızdığım anlaşılıyordu. “Anne bu sebeple gece gece aranır mı sabah da konuşabilirdik” dedim.

Annem “kusura bakma oğlum rahatsız mı ettim” dedi.
“Öyle oldu maalesef” diye yanıtladım. Annem, gözlerimi yaşartacak o cümleyi söyleyiverdi “Bundan tam 32 sene evvel de sen beni tam bu saatte rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun…” dedi ve telefonu kapattı. O an donup kaldım… Ah anneciğim, hakkını nasıl öderim diye düşündüm ve gözlerimden yaşlar süzüldü. Ardından hemen annemi aradım ve özür dileyip gönlünü almaya çalıştım. Sağ olsun hemen yumuşadı, ana yüreği işte…

Bu hikayeden çıkarmamız gereken ders, anneler evlatlarına hangi saatte hangi koşulda olursa olsun vakitlerini ayırırlar. Doğum ve doğumdan sonraki fedakarlıkları söylemeye gerek bile yok. Anne hakkı ödenmez. Annelerimize hayırlı evlat olabilmek için elimizden ne geliyorsa yapmamız lazım.. Lütfen onları üzmeyelim… Dünyada insan olarak sizi annenizden daha fazla sevebilecek kimse yoktur. Beğendiyseniz paylaşmayı unutmayın.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/gecenin-ucuydu-saat-6474/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/altin-kurallariniz-olsun-6466 http://www.hayretturkiye.com/altin-kurallariniz-olsun-6466#respond Wed, 22 Nov 2017 05:31:47 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6466 Hayattaki Altın Kurallarınız Bunlar Olsun.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Hayattaki Altın Kurallarınız Bunlar Olsun.

1- Alabileceğin en güzel evi almaya çalış, iyi bir araç, güzel, geniş bir ev ve hayırlı bir eş ve ailen dünyadaki en güzel 3 nimettir. 2- Her ortamda anlatabileceğin 3 güzel fıkra öğren. 3- Sevinçlerini asla öteye gitme, yaşa ve paylaş. 4- Eşini seçerken dikkatli ol, dinimizin de dediği gibi, dış güzellik, itibar sahibi olmak veya zengin olmak için değil, eşinizi iyiliği, salih/salihalığı için evlenin. Hayırlı bir eş dünyada ve ahirette mutlu olmanızın en büyük sebebidir unutmayın.

5- Her gün, yürüyüş yapmayı ihmal etmeyin, hareketsiz kalmak çok sağlıksızdır.
6- Her yemekten sonra şükretmeyi unutmayın, yemek duası olarak bilinen dualardan birini okumayı adet haline getirebilirsiniz. 7- Sırrını paylaşmadan önce 2 kere düşün. Sırrın seninken o senin kölendir, söyledin mi artık sen onun kölesisin diye eski bir deyiş vardır. Bu sözün manasını iyi düşün. 8- İşverenine haksızlık etme, ekmek yediğin yerin işi hakkıyla yap. Hakkını da yedirme.

9- Kaybedecek hiç bir şeyi olmayan insanlara karşı dikkatli ol. 10- Gözünün önüne güzel şeyleri koy, güzel şeyler ile meşgul ol. Olumsuzluklara boğulma. 11- Çocuklarına güzel gelenekler hediye et. Devamlı yaptığınız mutlu aile tabloları oluştur. 12- Dinin kitabını öğrenmek için kendine zaman ayır. 13- Her gün 5-6 bardak su içmeyi ihmal etme. 14- Seni seven insanların değerini bil ve onları korumak için her zaman çaba göster.

15- Ailene zaman ayırmak için elinden gelen her şeyi ama her şeyi yap. Bu yaptıklarının değerini sonra çok iyi anlayacaksın. 16- Kendine yapılmasından hoşlanmayacağın şeyleri başkalarına da yapmadığından emin ol. Davranışlarını buna göre değerlendir. 17- İyi bir evliliğin iki şartı vardır, a) Doğru insanı bulmak. b) Doğru insan olmak.
18- Evliliğini daha iyi daha güzel yapmak için bir şey yap. 19- Eleştirdiğinden daha fazla, öv, takdir et. Tebrik etmeyi ihmal etme, bundan asla utanma.

20- Merak etme karşındaki kendini bir şey zannetmez, kıymetinin bilindiğini görmeyi herkes ister, unutma. 21- Başarıyı parayla, imkanlarla değil, sevgiyle değerlendir. Ne kadar mutlusun ve niye mutlu değilsin buna odaklan. Mutluluğun kaynağı duygulardır, para ile sadece maddi şeyler alınır. 22- Para amaç değil araçtır, bunu asla unutma…

Ve Son Olarak, Hayatınızdaki kötü olayları düşünmeyi bırakın ve iyilere bakın yoksa sahip olduğunuz birçok güzelliği görmekte geç kalabilirsiniz.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/altin-kurallariniz-olsun-6466/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/vicksin-kullanim-alanlari-nelerdir-6459 http://www.hayretturkiye.com/vicksin-kullanim-alanlari-nelerdir-6459#respond Wed, 22 Nov 2017 04:51:19 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6459 VICKS, yıllardan beri yediden yetmişe herkes kullanılan bir merhemdir.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
VICKS, yıllardan beri yediden yetmişe herkes kullanılan bir merhemdir.

VICKS, uzun senelerden bu yana büyük küçük herkes tarafından kullanılan  bir merhemdir. İçeriğinde  bulunan kafur ve mentol’den dolayı  sürülen yerde ki kılcal damarları genişleterek toksin attırır ve ağrıyı hafifletir.

Gece uyumadan önce  ayak tabanlarınıza VICKS sürün,  iyice ovalayın yedirin ve çoraplarınızı giyin. Öksürüğünüz varsa hemen dindiğini fark edeceksiniz. Bilhassa  gece oluşan öksürükleri bu yöntem hemen keser.

Sivrisinekler tarafından çok ısırılıyorsanız açıkta kalan yerlerinize bir miktar viks sürün. Sivrisinekler sizi ısırmayacaktır. Ayrıca sivrisinek ısırığına sürülen viks, kaşıntıyı azaltır. Bunun için de viks kullanabilirsiniz.

Ayak tırnaklarınızda tırnak mantarı varsa, Viks’i mutlaka kullanın. Tırnaklara yaklaşık 2 hafta kadar vıcks sürdüğünüzde zamanla rengi koyulaşacak ve mantarlar ölecektir.

Normal ve sağlıklı tırnaklar çıkmaya başlayacaktır. Uzun yürüyüşler ve spor sonrası oluşan kas ağrılarında Vicks ağrıyı dindirir ve rahatlık sağlar. Bu nedenle ağrıyan kaslarınızın üzerine merhemi yedirerek sürmek çok etkilidir.

Baş ağrısında alnınıza  bir miktar vıcks sürerseniz, basıncı azaltarak ağrıyı azaltır. Bir kene tarafından ısırıldığınız da  hemen oraya vıcks kullanın. Güçlü olan kokusu kenenin hemen kendini bırakmasını sağlayacaktır.

Baş ağrısında alnınıza süreceğiniz bir miktar viks, basıncı azaltarak ağrıyı hafifletir.

Darbe sonucu ya da düşme ile oluşan morarmalar da ve şişmeler de uygulanan  vıcks, kısmı rahatlatır. Morluklar oluşmaz, şişmeler iner.

Gripseniz ve   kendinizi iyi  hissetmiyorsanız ve hırıltılı öksürüğünüz varsa, göğsünüze ve sırtınıza vıcks uygulayın. Birer gazete kağıdı ile üstünü kapatın ve kıyafetlerinizi giyin. Göğsünüz yumuşayacak ve öksürük kesilecektir.

SEVDİKLERİNİZDE OKUYABİLMELERİ İÇİN LÜTFEN PAYLAŞALIM.

Eğer Cilt hassasiyetiniz varsa veya bu maddeye alerjiniz varsa kullanmayın. Beklenmeyen bir etki görüldüğünde doktorunuza başvurmanızda fayda vardır.

Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/vicksin-kullanim-alanlari-nelerdir-6459/feed 0
7 Saat süren ameliyat sonrası bakın ağzından kaç diş çıkarıldı! http://www.hayretturkiye.com/ameliyati-saatler-surdu-ve-agzindan-6460 http://www.hayretturkiye.com/ameliyati-saatler-surdu-ve-agzindan-6460#respond Wed, 22 Nov 2017 01:58:14 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6460 Hemen ameliyat dediler ve...

7 Saat süren ameliyat sonrası bakın ağzından kaç diş çıkarıldı! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Şiddetli ağrı sebebiyle doktora başvuran genç muayene edildi ve dünya dişçilik tarihine geçen bir olay yaşandı.

17 yaşındaki genç adam 6-7 saat kadar süren bir ameliyata alındı ve ortaya şu görüntüler çıktı…

Hindistan, Mumbai’de meydana gelen olayda genç adamın, sağ alt çenesindeki ağrı üzerine ailesi gördü ve hemen çocuğu doktora götürdüler.

Operasyon Sir Jamsetjee Jeejebhoy Hastanesinin diş hekimleri tarafından gerçekleştirildi.
Ameliyatı yapan doktorlar gencin sağ alt çenesinde büyük şişlik gördüklerini ve bunun üzerine yaptıkları testler sonucunda gencin ameliyata ihtiyacı olduğuna karar verdiklerini söylüyorlar.

Saatler süren ameliyat sonrasında gencin ağzından 232 diş çıkartıldı..

Çocuğun ağzında bulunan toplam diş sayısının 350’den fazla olduğunu tahmin ettiklerini söyleyen doktorlar, bu sayının bir rekor olduğunu belirtiliyor.
Hindistan’da meydana gelen bu olayın dünya tıp tarihine geçmiş olduğu zannediliyor.

Gencin ameliyatından bazı kareler. Ameliyatın yapıldığı yerle ilgili çekilmiş fotoğraflar, dışardan pek belli olmadığından daha erken müdahele edilemediği tahmin ediliyor. Ağrı olmasa belki de daha uzun bir süre genç adam ağzında yüzlerce diş ile yaşamaya devam edecekti.

Böyle haberler insana diş sağlığının ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Dişlerinizdeki sarılığı ve tartarları temizliyor musunuz? Tartarlar diş sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebilir.

Diş sarılığı ve tartarları yok etmek  bu yöntem ile çok basit! Bu kolay yöntem ile bembeyaz dişlere sahip olabilirsiniz

Diş tartarları tedavi edilmediği zaman diş eti hastalıklarına ve diş çürüklerine yol açar. Diş  sorunlarını aşmak için öncelikle bir hekime görünebilirsiniz.

Tabi birde evinizde uygulayabileceğiniz  yöntemler bulunmakta, hemde daha az maliyetli. Bunun için her yerde bulabileceğiniz bazı doğal maddeler gerekmekte.

Maddeler: Tuz, Su, Karbonat, Diş fırçası ,Antiseptik ağız yıkama gargarası

Kürdan (Plakları temizlemek için kullanacağız)

Çilek ve Domates: Belkide  buna  inanmayacaksınız, fakat domatesler ve çilekler ağız sağlığı için etkili ve  mükemmel bir çözümdür çünkü C vitaminin bakımından oldukça  zengindirler.

Yapacağınız şey, bu meyveleri direkt olarak dişlerinize sürüp yaklaşık 5 dakika bekletmektir. Böylece, tartar birikimi yumuşayacaktır. Bu uygulamanın ardından  ağzınızı ılık suyla karışık porsiyon soda ile temizleyin.

7 Saat süren ameliyat sonrası bakın ağzından kaç diş çıkarıldı! yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/ameliyati-saatler-surdu-ve-agzindan-6460/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/padihah-veziri-ve-derici-6456 http://www.hayretturkiye.com/padihah-veziri-ve-derici-6456#respond Wed, 22 Nov 2017 00:41:03 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6456 Zamanın padişahı günün birinde tebası ne durumdadır ne yer ne içerler neyle meşgul olurlar, öğrenmek ve...

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Zamanın padişahı günün birinde tebası ne durumdadır ne yer ne içerler neyle meşgul olurlar, öğrenmek ve kendi gözleriyle görmek maksadıyla vezirini yanına alır, tebdil-i kıyafet civar köyleri dolaşmaya çıkar.

Ahalini kimi tarlada, kimi bağda bahçede, kimi hayvanlarını otlatır. Padişah herkese selam verip hal hatır sorup dolaşırken bir dere kenarına gelir.İhtiyar bir adam o soğuk günde dere kenarında deri tabaklamaktadır.

Yaklaşıp selam verir “Selamun aleyküm ey pir-i fani”.İhtiyar başın kaldırıp şöyle bir süzdükten sonra “Ve aleykümselam ey serdar-ı cihan”der.

Padişah adanın yanına oturarak “dilden anlayanla dillenmek, halden anlayanla hallenmek başka oluyor”diyerek muhabbeti koyulaştırır.Padişah sorar”söyle bakalım altılarda ne yaptın?”, ihtiyar”Altıya altıyı katmayınca otuz ikiye yetmiyor”.

Padişah gene sorar”Geceleri hiç kalkmadın mı?” ihtiyar kalktık kalmasına da, lakin ellere yaradı.”. Padişah vezire dönmüş,vezir saf saf bakıyor, ihtiyar da leb demeden leblebiyi anlıyor, son bir soru daha sormuş” sana bir kaz göndersem yolar mısın” ihtiyar” ne demek, hemde ciyaklatmadan” diye cevap vermiş.

Padişah ihtiyara “hadi kal sağlıcakla” diyerek veziriyle beraber saraya dönmüş.Padişah vezire sormuş” Anlat bakalım ihtiyarla konuştuklarımızdan ne anladın.” vezir” vallahi padişahım hiç bir şey anlamadım” deyince padişah hiddetlenerek” burnunu saraydan çıkarmazsan elbette halktan bir şey anlamazsın, sana yarına kadar müddet, eğer bu konuştuklarımın manasını açıklamazsan alırım kelleni” deyince vezir korku ve telaşla koşa koşa dere kenarına gelmiş, bakmış ihtiyar orada.Vezir”

Aman ihtiyar ocağına düştüm padişahla ne konuştuğunu anlatmazsam kellem gider ” deyince, ihtiyar “anlatırım anlatmasına da bedava olmaz , her soruna bir kese altın isterim”demiş.

Kelle korkusundan vezir hiç itiraz bile etmeden sormaya başlamış” sen padişahın selamını serdar-ı cihan diyerek aldın, nereden anladın padişah olduğunu”, ihtiyar” ben dericiyim onunsırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi”,

Vezir” Peki altıya altıyı otuz ikiye yetmiyor ne demek?, ihtiyar”padişah yazın altı ay çalışmadın mı da,kış gümü çalışıyorsun dedi, ben de sadece ay ay yazın çalışmak yetmiyor kışında çalışmazsak yetiremiyoruz dedim”.

Vezir “geceleri kalkmadın mı ne demek?”, İhtiyar” Padişah çocukların yok mu diye sordu bende var ama hepsi kız evlendiler gittiler başkasına yaradı dedim”diyerek her seferinde kese kese altınları almış.Vezir rahatlamış ve başını sallayarak” Peki sana bir kaz göndersem yolar mısın dedi, o ne demek?” İhtiyar adam gülerek “onca altın verdin onu da sen bul” demiş.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/padihah-veziri-ve-derici-6456/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/icraya-vererek-dolandirma-yontemi-6453 http://www.hayretturkiye.com/icraya-vererek-dolandirma-yontemi-6453#respond Tue, 21 Nov 2017 23:51:08 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6453 İcra ile dolandırıcılık numarası...

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Çaldıkları kimlik bilgileriyle İcra dairesine gidiyorlar… 18.40 TL başvuru harcını yatırıyorlar. Sizin hakkınızda İLAMSIZ İCRA TAKİBİ başlatıyorlar. Borç miktarına ise kafalarına göre ne isterlerse onu yazıyorlar. Sonrası ise fena. Sorumluluk tamamen sizde.

Haberlerde hep duyarsınız, filan şirketten şu kadar kimlik bilgisi çalındı. Şu sisteme sızdılar bilgileri aldılar vb. İşte hırsızlar o çaldıkları kimlik bilgileri ile türlü türlü dolandırıcılık yöntemi geliştiriyorlar.

Devlet ve yetkililer devamlı bu yeni yöntemlere karşı tebdirler geliştirse de bu döngü tedbir, yeni yöntem şeklinde devam ediyor. Bu numaralara karşı mağdur olmamak için lütfen uyanık olalım ve dolandırıcıların geliştirdiği yöntemlere karşı ne yapmamız gerekiyor öğrenelim.

Tabi bu bilgileri herkes ile paylaşarak bu yöntemlerin etkisiz hale gelmesini sağlayabiliriz. Lütfen ihmal etmeyin.

Borç kısmına istedikleri miktarı yazıyorlar ve sizden şikayetçi oluyorlar. 250 TL’de yazabilirler, 2500 TL de. Sonra işlem başlıyor. Postası kapıya geliyor size ÖDEME TEBLİGATINI veriyor, siz de merakla bu da nedir diye alıyorsunuz ve başlıyorsunuz okumaya.
Tanımadığınız bir kişi sizin ona borçlu olduğunuzu söylüyor ve sizden parasını istiyor. Her halde bir yanlışlık oldu diyerek yırtıp atıyorsunuz doğal olarak, çünkü böyle birini ne tanıyorsunuz ne de bir borç aldınız veya bir tanıdığınıza soruyorsunuz olmaz öyle şey at gitsin diyor ve işte tam o anda büyük hatayı yapmış oldunuz…

Çünkü iş daha yeni başladı. İtiraz süreniz 1 hafta, bu süre doldu tebligatı aldınız ve itiraz etmediniz… KABUL etmiş oldunuz. Hemen ensenize biniyorlar, haciz memuru kapıda.

Elinize böyle bir tebligat geçtiği anda hemen itiraz etmelisiniz. Eğer itiraz ederseniz karşı taraftaki kişi dolandırıcı olduğun için size İTİRAZ İPTAL DAVASI açmayacaktır. Yani itiraz ettiğiniz anda olay kapanır ve kurtulmuş olursunuz.

Siz kurtuldunuz fakat dolandırıcılar işin peşini bırakmıyor. Bir sonraki vatandaşımızı tuzaklarına düşürmek için aynı yönteme devam ediyorlar. Peki biz ne yapabiliriz?

Bütün tanıdıklarınızla ve akrabalarınızla paylaşın ve lütfen herkesi haberdar edin. Bugün olmaz fakat yarın olabilir. Siz bu numaraya düşmezsiniz fakat bir akrabanız düşebilir…

Okuduğunuz Teşekkürler…

Telefon Dolandırıcılarının Yeni Yöntemi!‘ni duymuş muydunuz? Sizi arıyorlar ve faturanızı yanlışlıkla ödedik, lütfen iade eder misiniz diyor ve…

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/icraya-vererek-dolandirma-yontemi-6453/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/hafizaya-faydali-besinler-mutlaka-tuketin-6450 http://www.hayretturkiye.com/hafizaya-faydali-besinler-mutlaka-tuketin-6450#respond Tue, 21 Nov 2017 03:47:51 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6450 Hafıza Uçuşa Geçiyor! Hafızayı Güçlendiriyor, Yağ Yakarak Zayıflatıyor..

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Hafızayı güçlendiriyor, yağ yakarak zayıflatıyor..! İşte bir çok faydası olan mucize baharat.. Ayrıntılar için Devam edin…

Amerika Tenneesse Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre yağsız yoğurt sade yenildiğinde bile göbek yağlarının %81 ini eritiyor.

Yoğurdun beraberinde zencefilin yağ yakıcı özelliği bulunduğu, zerdeçalın bedendeki ödemi attığı, hazmı kolaylaştırdığı ve hafızayı oldukça güçlendirdiği, tarçının ise kilo vermede yardımcı olduğu çalışmalar neticesinde ispatlanmıştır.

ZERDEÇAL: Bu bitki hafıza güçlendirmede oldukça etkili ve güçlü bir baharattır. Ayrıca hazmı kolaylaştırarak bedendeki ödemin giderilmesinde yardımcı rol oynar.

ZENCEFİL: Yağ yakan besin olarak bilinmekte. Kilo vermeye yardımcıdır. Göbek yağlarını eritir. Oldukça etkili biçimde zayıflamaya yardımcı olur.

TARÇIN: Zencefil gibi kilo vermede oldukça etkili bir baharattır. Zayıflama amaçlı onlarca kullanım şekli vardır.

YOĞURT: Yoğurt çok iyi protein kaynağıdır, ayrıca et gibi diğer protein kaynaklarına kıyasla kalorisi çok azdır. Yani bir tabak yoğurt tükettiğiniz öğünün sonrasında diğer öğüne kadar hiç bir açlık hissetmezsiniz. Yani tok tutar. Mükemmel bir besindir.

Ayrıca güçlü bir hafıza için bunları yapmayı ihmal etmeyin.

Folik Asit: Vücudumuzdaki bütün hücreler gibi beyin hücrelerinin de besine ihtiyacı vardır. Uzun süre beslenmenizde bozukluk olursa bu sinir sisteminiz üzerinde olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Özellikle gebeler folik asidi asla ihmal etmemeli. Beyin için folik asit bakımından zengin olan, fasulye, bezelye, ıspanak, şalgam, limon ve portakal tüketmelisiniz.

Karbonhidrat: Unlu mamuller, baklagiller, patates, muz ve elma karbonhidrat zengini olan besinlerdir ve beyninizin bunlara ihtiyacı bulunmakta.

Balık yağı ve bitkisel yağ da beyin sağlığı açısında önemli bir rol oynamaktadır.

Aşırıya kaçmadan muz tüketmeyi ihmal etmeyin, yağsız süt ve yoğurdu da sofranızdan eksik etmeyin.

B vitamini eksikliğinde beyninizde sorunlar meydana gelebilir bunun için B vitamini bakımından zengin olan, et balık, yağsız, süt, yoğurt, muz, yeşil yapraklı sebzler ve kuru baklagilleri menülerinize dahil edin.

Unutkanlıktan yakınanlar mutlaka yumurta tüketmeli. Omega 3 bakımından zengin olan balık beyin fonksiyonları için gereklidir.

Badem, ceviz, fındık, kaju, yer fıstığı, ay çekirdeği, susam, keten tohumu tüketin.

Bunlardan ise kesinlikle uzak durmalısınız.

Alkol tüketimi, İşlenmiş gıdalar, Çok tuzlu besinler, İşlenmiş proteinler ve şeker.

En iyisi hiç tüketmeyin ama olmuyorsa elinizden geldiği kadar azaltın.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/hafizaya-faydali-besinler-mutlaka-tuketin-6450/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/doktorun-basina-gelen-ilginc-olay-6447 http://www.hayretturkiye.com/doktorun-basina-gelen-ilginc-olay-6447#respond Tue, 21 Nov 2017 02:32:54 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6447 Hasta öldü dedi, cenazesi hazırlanırken....

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Prof. Dr. Sönmez, ameliyat sonrası başına gelen ilginç olayı “Bu hastanın bir örneğini daha görmedim” diyerek böyle anlattı.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitütüsü’nde ameliyatlarımı yapıyordum.

O dönemdeki hastalar genellikle ağır durumdaki hastalar oluyordu.

İhmal edilmiş, uzun zaman bekletilmiş, birkaç kere kalp krizi geçirmiş hastalardı.

Yine öyle bir hasta vardı. Öğleden sonra ameliyata başlamıştık, 5-6 saat süren ameliyatın sonunda hastanın kalbi çalışmadı.

O kadar uğraştık ama mümkün değil kalp çalışmadı. Bu çok nadir görülen ve üzücü bir komplikasyondur.

Yaklaşık 6’ıncı saatte karşımdaki yardımcı uzmanıma sordum “Yapılacak bir şey var mı?”,

“Yapılacak hiçbir şey yok hocam dedi” ikinci asistana sordum “Yapılacak bir şey var mı?”

“Yok hocam” dedi. Anesteziste sordum “Senin yapacak bir şeyin kaldı mı?”

“Yok hocam” dedi. “Hastayı bırakalım mı?” hep birlikte “Bırakalım” dedik.

Çok üzgün bir şekilde çıktık tabii hasta yakınları bekliyor “Maalesef hastayı kaybettik” dedim. Tabii bir kıyamet koptu, herkes ağlıyor.

Koşa koşa Haseki Hastanesi’nin karşısındaki eczaneye gittiler. Aile Şanlıurfalı, o eczane de öyle.

Cenaze işlemlerini başlatmışlar. Ben çok üzgün bir şekilde odama çıkmıştım. Birden telefonum çaldı. “Hocam kalp birden çalışmaya başladı” dediler.

Koşa koşa ameliyathaneye gittim. Hemen eldiven, gömlek giydim. Kalp tekrar çalışmaya başlamış, pompaya girdik.

2 saat sonra pompadan çıktık ama hastannın göğsünü kapatamadık, açık kaldı. 2 gün sonra tekrar ameliyata aldık hastanın göğsünü kapattık.

Hiçbir komplikasyon olmadan, nörolojik sorunu olmadan, yarası bile enfeksiyon olmadan taburcu ettik hastayı. 15-20 gün sonra hasta geldi bana teşekkür etti.

Bu hasta resmen yaşamını yitirdi, öldü kararını verdik ve tekrar canlandı. İlginç olan şey bu yeniden canlandırmalarda mutlaka bir hasar kalır. Bu hastada hiçbir hasar kalmamıştı.

O zaman şu kararı aldım, “Hiçbir hastayı bırakmamak lazım, sonuna kadar mücadele etmek lazım.”

-Hastanın yakınlarına kötü haberi kim verdi? Ben vermiştim.

Bu bir cerrahın yapabileceği en cüretkar şeydir. Çıkarız hastanın yakınlarıyla helalleşiriz.

Zaten ben önceden aileyi hazırlamak için durum kötüyse söylerim. Ama o ana kadar aile gibi olmuşuzdur zaten. Böyle ameliyatlar kötü gittiği zaman ekipten birisi dışarı çıkar ve problem yaşandığını bir hatırlatıcı olarak söyler.

Sonra bu hasta canlandığında ameliyathaneye giderken zaten aile oradaydı, “Bir dakika. Telaş etmeyin, kalbinde bir hareket var, tekrar ameliyata giriyorum dedim.” Çıktığımda zaten hastayı yoğun bakıma alıyorum dediğimde herkes sevinç içindeydi.

Taburcu olduktan sonraki mutluluklarını tarif edemem zaten. Ben 15 bin açık kalp ameliyatı yaptım. 15 bin ameliyat içinde bu kadar kesin kaybettiğimiz ve hiçbir hasar olmadan geri dönen bir hasta daha yok. Gerçekten mucizeydi.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/doktorun-basina-gelen-ilginc-olay-6447/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/corapla-butun-gece-uyumanin-zararlari-6444 http://www.hayretturkiye.com/corapla-butun-gece-uyumanin-zararlari-6444#respond Tue, 21 Nov 2017 02:29:31 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6444 Çorapla uyumanın 5 zararı...

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Geceleri çorapla uymanın bilmediğiniz en az 5 zararı olduğunu biliyor muydunuz! Çorapla uyumanın ne zararı olur ki sakın ama sakın demeyin! Meğer bakın nelere yol açıyormuş!

Kış mevsiminin gelmesiyle ve havaların iyice soğumasıyla beraber gece çoraplarla uyumaya başladık. Bir çoğumuz mecbur olduğunu bile düşünüyor olabilir.

Ancak ayağımızı sıcak tutarken sağlığımızı olumsuz yönde etkilemeleri gibi bir ihtimalde söz konusu… İşte çorapla uyumanın 5 zararı…

1-Kan dolaşımını bozar: Çorapla yatmak, çorap lastiklerinin bacağımızı sıkması sonucu ‘periferik’ dolaşımı olumsuz yönde etkiler, yani o kısımda kan dolaşımını bozar. Çorapla uyumak zorundayım diyorsanız mutlaka kan dolaşımınızı etkilemesini önlemeye çalışmalısınız, lastik kısmını gevşetebilirsiniz veya lastiği çorabın dışına gelecek şekilde katlayabilirsiniz. Bu şekilde çorabın lastiği bacağınıza daha az baskı yapar.

2-Tırnaklarda bozukluk: Kan dolaşımının bozulması bacaklarda morarmalara, cildin kurumasına ve uzun sürede tırnaklarda şekil bozukluklarına neden olabilir. 3-Mantar enfeksiyonuna yol açar! Çorap lastiklerinin uzun süre baskısı neticesi periferik dolaşımı olumsuz etkilediği gibi ciltte mantar enfeksiyonlarına da neden olabiliyor.

4-Egzamaya yol açar! Çorapla yatmanın meydana getirdiği bir diğer problemde ayakta oluşabilecek egzamalardır. Ayaklarınızda oluşacak rahatsız edici egzamalara karşı dikkatli olmalısınız.

5-Alerjik dermatitlere sebep olur! Çorapta kalan deterjan kalıntıları uzun temas neticesi tahriş edici dermatitlere ya da alerjik dermatitlere sebep olup ayakta kaşıntı, kızarma, kepeklenme gibi problemler oluşturabilir, ayrıca deride kurumasıyla birlikte kaşıntılara yol açabilir. Çorapların çok uzun süre giyilmesi bu sorunun ciddileşmesine sebep olabilir, bu sorunlara karşı kaliteli çorap tercih etmeye çalışmalısınız.

Bundan dolayı gece yatarken çorapların çıkartılmasını deri ve ayak sağlığı bakımından son derece önemlidir. Ayakkabılar, ayağı terletmeyen, pamuklu çoraplar giyilmeli, çoraplar sık değiştirilmeli ve yıkandıktan sonra iyi durulanmalıdır.

Bu bilgileri sevdiklerinizle lütfen paylaşın.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/corapla-butun-gece-uyumanin-zararlari-6444/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/antika-isiyle-ugrasan-genc-adam-6441 http://www.hayretturkiye.com/antika-isiyle-ugrasan-genc-adam-6441#respond Tue, 21 Nov 2017 02:11:11 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6441 Biz Misafirimizi Üşütür Müyüz?

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Genç adam, antika merakı sebebiyle Anadolu’nun en ücra köşelerini dolaşıyor ve gözüne kestirdiği malları yok pahasına satın alarak yolunu buluyordu…

Yaz kış demeden  yaptığı  seyahatlerde başına gelmeyen kalmamışdı. Ama  bu  defa ki  hepsinden farklı görünüyordu. Yolları kapatan kar nedeniyle arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken, bir ihtiyar..

Yaşlı bir ihtiyar bulunup onun kulübesine getirmişti. İhtiyar, genç adamın  yürümesine yardım ederken: Günlerdir hasta olduğum için, odun toplamak için ilk defa dışarıya çıktım, dedi. Meğer seni bulmak için çıkmışım.

Yağan yoğun  karla boğuşup kulübeye vardıklarında, genç adam kara bakmaktan donuklaşan gözleri fal taşı gibi açıldı. Kulübenin  orta yerindeki kuzinenin çevresini donatan  üç-dört iskemle, onun şimdiye kadar gördüğü en güzel parçalar olmalıydı. Saatlerdir kar da kalan vücudu bir anda ısınmış, soğuktan moraran yüzü bir anda ateşler kaplamıştı.

İhtiyar, misafirini yatırmak için acele ediyordu. Ona birkaç lokma ikram edip sedirdeki yatağını hazırlarken: Odun olmadığı için soba yakamadım evlâdım, dedi. Ama bu yorganlar seni ısıtacaktır. Ev sahibi, seneler evvel vefat eden eşiyle paylaştıkları odaya geçerken, genç adama da tiftikten örülen battaniyelerin arasına gömüldü.

Fakat bütün yorgunluğuna rağmen bir türlü uyku tutmuyordu. Ertesi gün kulübeden ayrılmadan  önce bir şeyler yapıp  o iskemleleri almalı, bunun için de iyi bir senaryo uydurmalıydı.

Mesela, hayatını kurtarmasına karşılık yaşlı adama birkaç koltuk satın alabilir ve eskimiş olduğu bahanesiyle dışarıya çıkarttığı iskemleleri, çaktırmadan minibüse yükleyebilirdi.

Hatta onları kaptığı gibi kaçmak bile mümkündü. Yürümeye dahi hali olmayan ihtiyar, sanki onun peşinden koşacak mıydı?Antikacı, kafasındaki fikirleri olgunlaştırmaya çalışırken dalıp dalıp gidiyor ve rüzgarın sesiyle uyandığı zamanlar, kaldığı yerden devam ediyordu. Bu arada yaşlı adamın sabah namazına kalktığını fark etmiş, hatta uyur uyanık bir halde olsa bile bir şeyler parçaladığını duymuştu.

Uyandığında, onun kuzine üzerinde yemek pişirdiğini gördü ve yattığı yerden etrafına göz gezdirirken, birden iskemleleri hatırladı. Hafifçe doğrulup çevresine baktı: Aman Allah’ım..! Antikalardan hiçbiri yerinde değildi.

Yaşlı kurt, herhalde planını anlamış olacak ki ve belkide  uykudaki konuşmasını duyarak onları emin bir yere koymuştu. Sakin görünmeye çalışarak: İliğim kemiğim ısınmış, dedi.

Çorbanız da güzel koktu doğrusu. Ancak akşamki iskemleleri göremiyorum. İhtiyar, odanın köşesine koyduğu iskemle parçalarından birini daha sobaya atarken:
İskemle dediğin, nedir ki dünya malı be evladım, dedi. Biz misafirimizi üşütür müyüz?

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/antika-isiyle-ugrasan-genc-adam-6441/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/susmayi-ogrendim-diyen-cocuk-6438 http://www.hayretturkiye.com/susmayi-ogrendim-diyen-cocuk-6438#respond Tue, 21 Nov 2017 00:46:25 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6438 Ben bu susmayı öğrendim. Ama öyle bir susuştu ki bu, ebediyyen susacaktım.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ben bu susmayı öğrendim. Ama öyle bir susuştu ki bu, ebediyyen susacaktım. Susmak benim ufak dünyamda babamla kurduğum tek iletişimdi. Babam geceleri eve yorulmuş dönerdi. Evde devamlı sıkılır, akşam onun dönüşünü beklerdim heyecanla. Babam eve girer girmez ona sarılır ve beraber oyun oynamak isterdim. Babam da beni kucaklardı, sonra da “hadi yavrum odana koş” derdi. Akşam yemek olunca annem çağırırdı ve yemek sofrasında bir araya gelirdik. Babam ve annem konuşurken ben de muhabbete atlardım lakin sesimi duyuramayınca bağırmak zorunda kalırdım.

Babam da çok sinirlenir, “zaten tüm gün millete laf anlatmaktan kafam patladı bunaldım bir de sen kafamı ütüleme!” diye kızardı.
Annem de öyle, “tüm gün seninle evin işiyle uğraştım, iki çift laf da mı konuşamayacağım babanla?” diye kızar, beni odama yollardı.

Üzülerek çaresizce odama yani zindanıma giderdim. Babam arkamdan “biz küçükken kendimize ait odamız bile yoktu, her şeyi var hala ne istiyor bu çocuk” diye söylenirdi.
İçimden sessizce, “ah keşke benim de kendime ait odam olmasaydı da hep bir arada otursaydık” derdim… Ama bunu dışımdan ailemin duyacağı şekilde söylemeye çekinirdim. Yemek bittikten sonra babam kumandayı alır koltuğa uzanır ve televizyon izlemeye başlardı. Beni çağırır biraz sever okşardı. Biraz hareketlenip koşsam oynasam hemen geri odama yollardı.

Sonra anladım ki sustuğumda babamla daha iyi anlaşıyoruz. Böylece susarak oynayabileceğim oyunlar geliştirdim. İlk önce resim yapmaya başladım. Babam çizimlerimi çok beğeniyordu ve “işte böyle uslu ol uslu oyna” diyordu.Babam artık beni kızgın şekilde odama yollamıyordu. Annem komşulara ne kadar da akıllandığımdan bahsedip beni övüyordu ama resimlerimi ortalığa saçtığım için beni “odanı topla!” diye kızarak odama yollamıştı. Ben resimlerle uğraşmaktan odamı toplamıyordum.
Annem bir gün “sana resim yapmayı yasaklarım bak” dedi. Susmam onlar için uslu olmam demekti, ya resim yapmamı da elimden alırlarsa ben ne yapacaktım ki? Böyle düşüne düşüne bir aile tablosu çizdim. Babam eve geldikten sonra yemek yendi, odalara geçtik ve ben babama çizimimi gösterdim. Babam incelemeye başladı ve “hmm, bu adam benim sanırım” dedi.
Ben, “yok o adam değil bu çocuk sensin” dedim. Babam ısrarla, “hayır bak bu adam benim, bu küçük çocuk sensin bu kız da sanırım sınıftan bir arkadaşın” dedi. Ben tekrar, “hayır o büyük adam benim, o küçük çocuk sensin ve yanındaki minik kız da annem” dedim. Babam şaşırdı ve “peki neden biz küçüğüz?” diye sordu. Başladım hemen anlatmaya, biraz çekiniyordum ama anlatacaktım…

“Bu adam benim. Büyüyüp iş sahibi olacağım. Siz de yaşlandığınız için beliniz bükülecek ve küçülmüş olacaksınız. Komşumuz Zeynep teyze ve Ali amca gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten döndüğümde yorulmuş olacağım. Sizler benimle konuşmak istediğinizde iş yerinde yorulmuş ve kafam şişmiş olduğu için sizinle ilgilenmeyeceğim ve sinirlenip sizi odanıza yollayacağım. Ve ardınızdan bağıracağım, “bütün ihtiyaçlarını karşılıyorum hala ne istiyorlar” diye.

Annemle babam şaşkınllıktan ne diyeceklerini şaşırdılar. Duydukları onları şoke etmişti. Bana öyle içten sarıldılar ve okşadılar ki sabaha kadar konuşsam derdimi anlatsam beni dinleyecek gibiydiler…

Bu hikayeden çıkaracağımız ders: Çocuklar olan biten her şeyi anlıyorlar. Bugün onlara ilgili davranmazsanız, yarın onlar size ve kendi çocuklarına da ilgisiz olurlar. Aile sevgisi almayan birçok çocuk büyüdüğü zaman sorunlu kişiliklere dönüşüyor. O yüzden henüz vakit varken ve çocuklarınız sevgiye muhtaçken onları sevgisiz ve ilgisiz bırakmayın… Ki nesiller sevgiyle büyüsün, sevgiyle büyütsün.

Beğendiyseniz lütfen arkadaşlarınızla paylaşın, teşekkürler.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/susmayi-ogrendim-diyen-cocuk-6438/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/dunyadaki-en-gunahkar-ve-gunahsiz-insan-6435 http://www.hayretturkiye.com/dunyadaki-en-gunahkar-ve-gunahsiz-insan-6435#respond Tue, 21 Nov 2017 00:30:40 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6435 Dünyanın En Günahkar ve En Günahsız İnsanı Kimdir

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Musa as zamanında adamın biri Musa (as) sorar:
“-Ya Musa dünyanın en günahkar adamı kimdir?”
Musa (as) Allah (cc) ile Tur Dağı’nda kelam ettikden sonra sorar:

“-Yarabbi senin kulların içinde en günahkar kul kimdir?”
Allah (cc): “-Ya Musa sen biraz sonra buradan ayrıldıktan sonra senin yanından bir çocuk ile babası geçecek. O adam dünyanın en günahkar insanıdır” der.
Ve öyle olur adam ile bir çocuk yanından geçer ve o günahkarı görür. Aradan belli bir zaman geçer yine sorarlar Musa (as)’ a:

“-Peki dünyanın en günahsız insanı kimdir ya Musa?”
derler. Musa (as) yine Allah (cc)’a müracaat eder:
“-Ya Rabbi peki senin dünyadaki en günahsız kulun kimdir?” der.

Allah azze ve celle: ”-Ya Musa sen buradan ayrılırken yanından bir çocuk ile babası geçecek işte o adam dünyanın en günahsız insanıdır!” der.

Musa (as) bakar ki dünkü adam ile aynı adam
Hz Musa: ”-Ya Rabbi!” der, dün dünyanın en günahkar insanı iken nasıl olur da bugün en günahsız adamı olur?”

Allah (cc) der ki: “-Ya Musa senden ayrıldıkdan sonra bu çocuk ile babası deniz kenarına gittiler. Çocuk babasına sordu:
-Babacım bu kumlardan daha büyük ne var ?”

Babası: ”-Oğlum bu kumlardan daha büyük deniz var dalgası var köpükleri var.” Çocuk tekrar: ”-Peki babacım bu denizden büyük ne var?” ”-Babanın günahları yavrum” der. Çocuk ya bu, sorar: ”-Peki babacım senin günahlarından daha büyük ne var?” Adam cevaben der ki:

”-Babanın günahlarından daha büyük Allah’ın merhameti var oğlum” der. Allah (cc) Musa (as)’a : ”-İşte ya Musa o günahlarından daha büyük bir merhameti olan Beni bildi. Ben de onu affettim…”

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/dunyadaki-en-gunahkar-ve-gunahsiz-insan-6435/feed 0
Eğer Bir Gün Bursa Ulu Camii’ne Giderseniz… http://www.hayretturkiye.com/ulu-camii-sirri-nedir-6432 http://www.hayretturkiye.com/ulu-camii-sirri-nedir-6432#respond Mon, 20 Nov 2017 23:40:10 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6432 Namazı Mutlaka VAV Harfinin Altında Kılın!
Neden mi? İşte Sebebi...

Eğer Bir Gün Bursa Ulu Camii’ne Giderseniz… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bursa Ulu Camii namaz kılınan alanı bakımından Türk tarihinde yapılan en büyük camiidir.

Alçak tavanlı, çok kubbeli ve sütunlu olduğu için daha küçük olduğu izlenimi verse de, gerçekte namaz kılma alanı en büyük camiidir.

Süleymaniye, Sultanahmet gibi diğer büyük camilerin büyüklüğü duvarlarla çevrili avluları ile birliktedir.

Ulu Camii, her biri dörder kubbeli 5 bölümden oluşur. Eşit büyüklükteki 20 kubbesinin ortasındaki kubbe açık olarak yapılmıştır.

Tel örgülü bu orta kubbeden giren yağmur damlaları altındaki şadırvanın havuzunda toplanır, ışık ise camiyi aydınlatırdı.

Günümüzde kubbe camekanla kaplı olduğunda yağmur suyu toplama işlevini kaybetmiştir ama aydınlatma görevi devam etmektedir.

Ulu Cami’de 21 hattat tarafından yapılmış 45 levha, 87 duvar yazısı bulunmaktadır. İçindeki şadırvan ve duvarlarında yer alan dev boyutlardaki yazılar, Ulu Cami’nin kendine has özellikleridir.

Ulu Cami’nin Abdülaziz oğlu Mehmet tarafından sert ceviz ağacından hiç çivi kullanılmadan yapılmış minberindeki ağaç işçiliği bir şaheserdir.

Minber, kainatı temsil eder. Üzerine güneş sistemi kabartma bir formla işlenmiştir. Gezegenler, güneşe uzaklıkları ve büyüklüklerinin oranları doğru olarak yerleştirilmiştir.

Hutbe’nin sağ tarafında yüksekçe bir yere asılan siyah örtü, Kabe kapısının örtüsüdür. Mısır Seferi’nden sonra Yavuz Sultan Selim, Mekke’de onarımlar yapmış, bu arada

Kabe’nin örtüsünü İstanbul’dan gönderilen yeni örtü ile değiştirmiştir. Yavuz, eski örtüyü ise Bursa’ya getirtip Ulu Cami’ye hediye etmiş ve kendi elleri ile taşıyıp asmıştır.

Ulu Camii, bir çok din alimine göre (Emir Sultan, Akşemsettin, Molla Gürani) İslam’ın 5. en yüksek mertebesindeki ibadethane olarak kabul edilmiştir.

Ulu Cami’nin önemi , yapıldığı devirde din adamlarının ve evliyalarının gösterdiği ilgiden gelir.

Yapılmasını teklif eden Emir Sultan, ilk namazı kıldıran Somuncu Baba, ilk cemaati Emir Sultan, Molla Fenârî, ilk imamı Süleyman Çelebi gibi muteber zatların ulu camii ile beraber isimleri zikredilir.

Gelelim “Vav hafrinin altında namaz kılınmalı” tavsiyesinin kıssasına;
Somuncu baba Ulu caminin yapıldığı sıra buraya gelir işçilere hayrına somun dağıtırmış.

Somuncu baba bir gün gene orda ekmek dağıtırken Hızır a.s’ın orda olduğu fark etmiş, kolundan tutup “sen Hızırsın tanıdım” demiş.

“Buraya gelip her gün namaz kılacağına dair söz vermezsen buradaki herkese senin Hızır olduğunu söylerim”demiş.Hızır a.s her gün geleceğine dair söz vermiş amabir şartla “Hangi vakit geleceğimi bana kalsın” demiş.

Bunun üzerine Hızır a.s Ulu camiideki vav harfinin önünde her gün gelip hangi vakit olduğunu bilinmez zamanda orada namaz kılıyormuş.

Eğer bir gün Ulucamiye giderek namaz kılacak olursanız mutlaka vav harfinin orda namaz kılın.Belki Hızır a.s’la birlikte namaz kılarsınız.

Eğer Bir Gün Bursa Ulu Camii’ne Giderseniz… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/ulu-camii-sirri-nedir-6432/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/abdal-musa-isimli-zat-6428 http://www.hayretturkiye.com/abdal-musa-isimli-zat-6428#respond Mon, 20 Nov 2017 17:11:04 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6428 NANKÖRLÜK BİR EFSANE DOĞURDU UÇARSU EFSANESİ

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Her gittiği yerde saygı ve sevgi gören Abdal Musa Hazretleri diye bir zat varmış.. Bu zat Akdağların Fethiye’ye yüzündeki köylere bir gün misafirliğe gelmiş. Diğer köylerde olduğu gibi burada yaşayanlar tarafından da büyük itibar ilgi alaka görmüş, el üstünde tutulmuş.

Kendisine köylerinin misafirperverliğinin gereğini yerine getirmişler. Ayrıca ününü duydukları için saygıda kusur işlememişlerdir. Abdal Musa günlerce bu köyün birisinde konuk olarak kalmış, Köylüler “Hoca bir şey buyuracak mı?” Diye gözlerinin içine bakmışlar. Yemediklerini yedirmişler, içmediklerini içirmişler, gönlünü hoş etmişler, duasını almışlar.

Köylüler de onun sohbetlerinden nasihatlerinden vaazlarından çok memnun kalmışlar.. Abdal Musa da bu köylüleri çok sevmiş. Gözlerinin tokluğunu, almadan vermesini bilen konukseverliklerini pek beğenmiş.

Bu saf ve temiz insanlara ısınmış. Kendisine gösterilen yakın ilgiden dolayı onlara bir iyilik etmek istemiş. Köyden ayrılıp kendi köyüne dönme zamanı yaklaştığında onlara:

“-Ey güzel Allah’ın sevgili kulları, Alah gözünüze, gönlünüze göre versin. Şimdi ben gidiyorum. Söyleyin bakalım bir eksiğiniz, isteğiniz var mı?” Köylüler Abdal Musa’nın bu övgü dolu sözlerine çok sevinmişler. Kendisine teşekkür etmişler.Hepsi birden

“-Sağ olasın Efendi hazretleri, hiçbir eksiğimiz yoktur Sağlığına duacıyız” demişler

Abdal Musa bu gözü ve gönlü tok ve misafirperver insanları mükafatsız bırakmak istememiş ve sararan ekinlere, ağaçlara ve uzayıp giden kıraç, susuz tarlalara bakmış da:

“Eksiksiz köy mü olur? Mutlaka bir ihtiyacınız vardır, söyleyin bakalım ”demiş.

Abdal Musa’nın bu anlayışlı konuşmasından cesaret alarak hep bir ağızdan:

-Herşeyimiz var, var olmasına da, sulama suyumuz yok ya Efendi hazretleri. Malımız, davarımız, ekinlerimiz, ağaçlarımız susuzluktan kırılıyor. Ekinlerimiz evinsiz oluyor” demişler.

Abdal Musa’nın yüzü bulutlanmış, aslında bu kadar büyük talep beklemiyormuş.”

“İyi de” demiş Abdal Musa: “Sizler bu güzellikler, güzel davranışlarla birlikte bol suya kavuşursanız, çok zengin olursunuz. Cebiniz para bulunca Allah’a asi olursunuz, yabancı bir konuk gelince ağırlamazsınız. Onlara güler yüz-tatlı dil göstermezsiniz. Bundan korkuyorum” demiş.

Köylüler telaşlanmışlar, korkmuşlar, yeminler, kasemler etmişler.

“Aman Ya Efendi hazretleri! Suyumuz bol olur da bağ bahçe sahibi ve zengin olursak gelenlere daha iyi bakarız. Yeter ki suyumuz olsun” demişler.

Abdal Musa ağır ağır yerinden kalkmış. Dualar okuyarak yürümüş. Asası elinde bir müddet yürüdükten sonra bir kayanın önüne gelmiş, yine bir zaman elleri havada dua ettikten sonra “Ya Allah!” Diyerek elindeki asası nı kılıç gibi kayanın böğrüne saplamış.

Köylülerin şaşkın bakışları arasında kayada açılan yarıktan buz gibi sular akmaya başlamış. Bu suyun ilk çıktığı yer kendiliğinden genişlemiş, bir çay halini almış. Köylülerin sevinçleri ise görmeye değermiş.

-Köylülerin sevinçleri, dualarıve sevinçleri, teşekkürleriyle köyün çıkışına kadar uğurlanmış.

Suyun çıkmasıyla birlikte köyün çehresi değişmiş. Bağlar, bahçeler yeşillenmiş, tarlaların verimi artmış. Köylüler birkaç yıl içinde zengin olmuşlar. Aradan epey zaman geçmiş. Abdal Musa’nın yolu köye düşmüş.

Köydeki gözle görülür değişikliği hemen fark etmiş. Yeşillikler, meyve yüklü ağaçlar, bağlar, bahçeler ve yüzü gülenekin tarlaları köye ayrı bir güzellik katıyormuş. Halk büyük bir koşuşturma içindeymiş. Kimse onun geldiğinin farkında bile değilmiş. Bir kaç saat geçmiş, yorgunmuş, açlıkta başlamış.

Onu görenler kimsin? Necisin? Diye sormamış bile. Köylünün birinden yiyecek ekmek istemiş, “Allah rızası için bir parça ekmek verin” demiş. Dinleyen bile olmamış, üstelik bir de azar işitmiş:

-“Haydi yoluna, hangi yüzle yiyecek istiyorsun. Benimle tarlada, bahçede, harmanda çalıştın mı?”Kendi ağzıyla ekmek istediği halde köylülerden ekmek alamayan Abdal Musa çok üzülmüş.

Daha önce bu köylülere su vermesi için Allah’a yalvardığına bin pişman olmuş. Yine ellerini havaya açarak yüksek sesle şöyle dua etmiş:

Ey Allah’ım! Bu nankör insanlar, senin verdiğin nimetin değerini bilemediler. Varlık sahibi oldular ama, zenginliğin gereğini yerine getirmediler. Gururlandılar, kibirlendiler.

Tanrı misafirini aç koydular, var iken vermediler. Onlara armağan olarak verdiğin güzel suyu muhanet kıl, onlara yarayacağı zaman hiç akmasın. Kış mevsimi geldiğinde de bulanık aksın” diye dua etmş.

Gürül gürül akan su, o dakikada kesilivermiş. Köylüler işin farkına varmışlar, pişman olmuşlar. Abdal Musa’nın ayaklarına kapanmak istemişler, ama Abdal Musa kayboluvermiş…

Şimdilerde Mayıs sonlarında veya Haziran ayı başlarında Akdağ’ın Gömbe Yaylasından taraflarına bakan yüzünde büyük bir gürültüyle bir su patlar. Etrafına güzel görüntüler vererek yükseklerden uçar.

Bu suya UÇARSU derler. Bu su adı geçen Muhanet köylerin kullandığı sulama suyudur. Abdal Musa’nın duası üzerine ekim ayı sonuna kadar muhteşem görüntülerle Gömbe taraflarına akar. Ekim ayından itibaren de Akdağ’ın diğer yüzündeki Muhanet köylere akar ama bulanık olarak.

Her yaz on binlerce kişinin ziyaret ettiği Saklı kent kanyonundan akan sular: “Yaz ortalarında birden bulanır ve birkaç gün bulanık akar.”

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/abdal-musa-isimli-zat-6428/feed 0
Devamını Oku… http://www.hayretturkiye.com/ucuga-karsi-ne-yapmali-6425 http://www.hayretturkiye.com/ucuga-karsi-ne-yapmali-6425#respond Mon, 20 Nov 2017 17:01:39 +0000 http://www.hayretturkiye.com/?p=6425 Vücudunda Sürekli Uçuk Çıkanlar Dikkat! İşte En Doğal Uçuk Tedavisi…

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Vücudunda sürekli uçuk çıkanlar dikkat! İşte en doğal uçuk tedavisi… Çoğu insan bu rahatsız edici hastalığı sık sık yaşar! Peki doğal yöntemlerle uçuğun iyileştiğini biliyor musunuz?

Halk arasında uçuk diye adlandırılan, tıpta ise herpes simplex ismiyle  geçen bu rahatsızlık hemen herkesin tiksindiği ve nefret ettiği bir hastalıktır.

Bu virüsün nedeni hala tam olarak bilinmemekte. Ancak son yapılan çalışmalarda  uçuk virüsünün dna daki bir gen dizilimiyle; kalıtsal bir şekilde taşındığını ortaya koydu.

Yapılan istatistikler yeryüzündeki insanların yüzde 60’ının hayatlarında bir kere uçuk çıkarmış olduğunu söylüyor. Uçuk zaten bir defa meydana çıkınca vücuda yerleşiyor ve tedavisi çok zor bir rahatsızlık  halini alıyor.

Peki Uçuğun Sebepleri Nelerdir? Uçuk savunma  sisteminin zayıflığından faydalanan  bir hastalıktır.

Bu halde genelde insan rahatsızlandığında, yetersiz beslendiğinde hatta uzun süre yetersiz uyuduğunda meydana  çıkabilmektedir. Aşırı üzüntü, stres ve yorgunluk da uçuğun sebepleri arasında sayılabilir.

Uçuğun Tedavisinde Doğal ve Etkili Yöntemler Nelerdir?

Özellikle şunu söyleyelim. Uçuğun tedavisinde ilaç kullanmak yalnızca geçici bir çözümdür ve zamanla bağışıklık sisteminizin güçsüzleşmesine  neden olur. Uçuk da zaten bağışıklık sisteminin zayıflığından faydalanan bir rahatsızlık  olduğu için bir süre sonra olay kısır döngüye girer.

Ayrıca herpes simplex virüsü ilaca karşı çok hızlı uyum sağlayabilen bir virüstür. Bu nedenle bir süre  sonra kullandığınız ilaç da bir işe yaramayacaktır. Bundan dolayı  doğal tedaviler her zaman önceliğiniz olmalıdır.

Evde bu hastalık için yapabileceğiniz doğal tedaviler:

Uçuğun üstüne  buz ile kompres yapın ve bunu düzenli aralıklarla yenileyin. Buzun soğutucu etkisi ağrıyı hafifletecektir. Doğal antibiyotik olarak da bilinen sarımsak bu tedavide en etkili yöntemlerden. Sarımsağı ezdikten sonra elinizle uçuğun üstüne yayın ve o şekilde 1-2 dakika boyunca masaj yapın.

Sarımsağın suyunun uçuğun her yerine yayılmasına  ve homojen bir şekilde dağıldığına emin olun. Sarımsağın tedavi edici etkisini göreceksiniz. Bunların dışında şu anda Türkiye’de az insan tarafından bilinen ve uygulanan özel bir yöntem bulunmaktadır. Tedaviyi uygulayan  kişilerde uçuğun bir daha oluşmamak üzere %98 oranında yok olduğu gözlemlenmiştir.

Devamını Oku… yazısı ilk önce Hayret Türkiye üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://www.hayretturkiye.com/ucuga-karsi-ne-yapmali-6425/feed 0